04 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
01 Ekim 2026

KIB-TEK’ten mali hesaplara ilişkin iddialara yanıt: Gerçekleri yansıtmıyor

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetimi, Cumhuriyet Meclisi’nin gündemine gelen ve bazı basın yayın organlarında yer alan kurumun mali hesaplarına ilişkin iddia ve değerlendirmeler üzerine açıklama yaptı. KIB-TEK, aylık KDV beyanlarının yasal süreler içerisinde yapıldığını ve ilgili ödemelerin gerçekleştirildiğini belirterek, kurumun yıl sonu hesaplarının da her yıl hazırlanarak yasal yükümlülükler doğrultusunda ilgili kurum ve dairelere gönderildiğini kaydetti.

Açıklamada, KIB-TEK’in aylık KDV beyanlarının yasal süreler içerisinde yapıldığı ve ilgili ödemelerin gerçekleştirildiği belirtildi. Kurumun yıl sonu hesaplarının da her yıl hazırlandığı ifade edilen açıklamada, söz konusu hesapların yasal yükümlülükler doğrultusunda gerekli kurumlara ve dairelere gönderildiği kaydedildi.

“AÇIKLAMALAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

KIB-TEK Yönetimi, Cumhuriyet Meclisi kürsüsünden yapılan açıklamaların “gerçekleri yansıtmadığını” ifade etti. Söz konusu açıklamaların kamuoyunu yanıltıcı ve seçime yönelik bir nitelik taşıdığını belirten KIB-TEK Yönetimi, kurumun hesapları görülmeden yolsuzluk suçlamasında bulunulmasını eleştirdi.

Açıklamada, “Kurumun hesaplarını görmeden yolsuzluk suçlamasında bulunulması, konunun siyasi amaçlarla gündeme taşınmasından öte bir anlam taşımamaktadır” ifadelerine yer verildi.

“DEĞERLENDİRMELER BİLGİ SAHİBİ OLUNARAK YAPILMALI”

KIB-TEK’in mali işleyişine ilişkin değerlendirmelerin, kurumun hesapları hakkında bilgi sahibi olunarak yapılması gerektiği vurgulandı. Kurumun hesapları hakkında bilgi sahibi olunmadan dile getirilen suçlamaların kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilen açıklamada, KIB-TEK’in mali işleyişine ilişkin değerlendirmelerin mevcut hesaplar ve bilgiler üzerinden yapılması gerektiği ifade edildi.

Açıklamanın sonunda, Başbakan’ın da daha önce ifade ettiği belirtilen, “Veremeyeceğimiz hesabımız yoktur” ifadesine yer verildi.

Kurum tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Cumhuriyet Meclisi’nin gündemine gelen ve bazı basın yayın organlarında yer alan, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun mali hesaplarına ilişkin iddia ve değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

KIB-TEK’in aylık KDV beyanları yasal süreler içerisinde yapılmış, ilgili ödemeler gerçekleştirilmiştir. Kurumun yıl sonu hesapları da her yıl hazırlanmakta ve yasal yükümlülüklerimiz doğrultusunda gerekli kurumlara ve dairelere gönderilmektedir.

Bu çerçevede, Meclis kürsüsünden yapılan söz konusu açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını, kamuoyunu yanıltıcı ve seçime yönelik bir nitelik taşıdığını belirtmek isteriz. Kurumun hesaplarını görmeden yolsuzluk suçlamasında bulunulması, konunun siyasi amaçlarla gündeme taşınmasından öte bir anlam taşımamaktadır.

KIB-TEK’in mali işleyişine ilişkin değerlendirmelerin, kurumun hesapları ile ilgili bilgi sahibi olunarak yapılması gerekmektedir. Hesaplar hakkında bilgi sahibi olmadan dile getirilen suçlamaları kabul etmemiz mümkün değildir.

Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi, veremeyeceğimiz hesabımız yoktur”

01 Ekim 2026

MMO, Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği Yasa Tasarısı’nı eleştirdi

Makina Mühendisleri Odası, Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği Yasa Tasarısı’nın Cumhuriyet Meclisi İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi gündemine alınmasını eleştirerek, trafik ve araç güvenliğine ilişkin düzenlemelere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Oda, tasarının, toplumun trafikte can kayıplarının önlenmesine yönelik acil ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirtti.

Odadan yapılan açıklamada, “İnsan hayatını bekleten, ticari korumacılığı öne alan bu anlayışı kabul etmiyoruz.” denilerek, tasarının mevcut haliyle yasalaşmaması için yasal girişimlerde bulunulacağı kaydedildi.

Açıklamada, ithalatçıların, bayilerin, satıcıların, servislerin ve kamu kurumlarının güvenlik sorumluluklarını belirleyen, tüketiciyi koruyan, bağımsız teknik denetimi ve rekabeti güvence altına alan bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

 “Can kayıplarının önlenmesine yönelik acil ihtiyaca cevap vermiyor”

“Araç güvenliğini sağlayacak somut yükümlülükler yerine ticari örgütlenmeyi öne çıkaran bu tasarı, toplumun trafikte can kayıplarının önlenmesine yönelik acil ihtiyaçlarına cevap vermemektedir.” ifadelerine yer verilen açıklamada, daha önce sunulan önerilerin hayata geçirilmesi istendi.

İki hafta önce Başbakan Ünal Üstel’e trafik güvenliği konusunda bilgilendirme yapıldığı belirtilen açıklamada, önerilerle ilgili somut adım atılmadığı savunularak, söz konusu yasa tasarısına öncelik verilmesi eleştirildi.

“Trafik güvenliği ertelenebilir bir teknik ayrıntı değildir. Bilinen riskler karşısında geciken her tedbir, insanları önlenebilir tehlikelere açık bırakmaktadır.” denilen açıklamada, güvenliği doğrulanmamış yaşlı veya ağır hasarlı araçların ithalatına kolaylık sağlanmaması gerektiği kaydedildi.

“Denetimler güçlendirilmeli”

Açıklamada ayrıca, ağır araçların teknik uygunluğu ve yük güvenliğiyle ilgili sorunların giderilmesi, motor ve şasi tahrifatını önleyecek, araç geçmişini doğrulayacak ve araç muayenesini daha güvenilir hale getirecek denetimlerin güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

“İthalattan trafikte kullanıma kadar güvenlik şartları, denetim yetkileri ve sorumluluklar açıkça belirlenmelidir.” ifadeleri kullanılan açıklamada, sektör temsilcilerinin görüş sunabileceği, bu görüşleri kamu yararına uygun kurallara dönüştürme sorumluluğunun ise kamu makamlarına ait olduğu belirtildi.

Muhalefete de tasarıyla ilgili daha etkin denetim çağrısı yapılan açıklamada, ülkenin ihtiyacının ithalatçıların, bayilerin, satıcıların, servislerin ve kamu kurumlarının güvenlik sorumluluklarını belirleyen, tüketiciyi koruyan, bağımsız teknik denetimi ve rekabeti güvence altına alan bir düzenleme olduğu belirtildi.

Oda, hazırladığı gerekçeli raporu Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a sunacağını, komisyondaki tutumlar ile kullanılan oyları da kamuoyuyla paylaşacağını bildirdi.

01 Ekim 2026

PGM ve KHYD iş birliğinde etkinlik düzenlendi

Polis Genel Müdürlüğü (PGM) ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği (KHYD) “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” dolayısıyla Lefkoşa Girne Kapısı’nda farkındalık etkinliği düzenledi.

Etkinlikte, PGM mensupları ile dernek temsilcileri farkındalık için vatandaşlara rozet dağıtarak, erken tanı hakkında bilgi verdi. Meme kanseri farkındalığının evrensel sembolü kabul edilen pembe kurdeleli pankart da açılan etkinlikte bazı katılımcılar da pembe giyindi.

  Hacıoğulları

Polis Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Şube Amiri Yılmaz Hacıoğulları, etkinlikte yaptığı açıklamada, diğer projelerde olduğu gibi PGM olarak Kanser Hastalarına Yardım Derneği’nin etkinliğine katkı koyduklarını dile getirdi.

Meme kanseri konusunda farkındalık yaratmak için tüm ilçelerde rozet ve broşür dağıtıldığını kaydeden Hacıoğulları, bu anlamlı etkinliklerinden dolayı derneğe teşekkür etti.

  Kanlıada

Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Ayşe Kanlıada da, “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olduğunu anımsatarak, bu etkinlikleri bir aya değil  yıla yaymak için çalıştıklarını söyledi.

Kanlıada, Polis Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla tüm ilçelerde eş zamanlı düzenledikleri etkinlikle farkındalık yaratmaya çalıştıklarını dile getirerek, “Kendimizi koruyalım, annemizi koruyalım” sloganıyla bu ay okullara da gideceklerini kaydetti.

Ayşe Kanlıada, her etkinliğin bir farkındalık olduğunu ifade etti.

Her zaman yanlarında olan Polis Genel Müdürlüğü’ne ve katkı koyanlara teşekkür eden Kanlıada, “Farkında olalım, farkında olunca tarama yapalım. Erken tanının önemi, farkında olmadan kesinlikle ortaya çıkmaz.” dedi.

01 Ekim 2026

Maliye Bakanlığı, 2 milyar 79 milyon TL daha iç borçlanma gerçekleştirdi

Maliye Bakanlığı, 29 Eylül’de Merkez Bankası aracılığıyla gerçekleştirdiği 100 gün vadeli Türk lirası cinsi Hazine Bonosu ihalesinde 2 milyar 79 milyon TL nominal tutarında satış gerçekleştirdi.

İhalede ağırlıklı ortalama faiz oranı yüzde 38,40 oldu.

İhalede 2 milyar TL tutarında borçlanma öngörülürken, toplam teklif tutarı 2 milyar 89 milyon TL olarak gerçekleşti. Satılan nominal tutar ise 2 milyar 79 milyon TL oldu.

01 Ekim 2026

Cyprus Forum’da Kıbrıs sorunu ve enerji gündemi ele alındı

ABD’nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi John Breslow ve Güney Kıbrıs’ta görev yapan bazı diplomatlar dün gerçekleştirilen Cyprus Forum’a katıldı.

Politis gazetesi, ABD’nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi John Breslow’un yaptığı konuşmada, ABD enerji şirketlerinin Güney Kıbrıs ekonomisine yapabilecekleri katkıdan bahsettiğini yazdı.

Breslow konuşmasında, ABD şirketlerinin ve teknolojisinin, Güney Kıbrıs’ın enerji, güvenlik ve inovasyon alanlarında gelişmesine önemli katkılar koyabileceğini belirterek, Güney Kıbrıs’ın “çekici bir yatırım merkezi olduğunu ancak zorlu bürokrasinin yoğun bir engel teşkil ettiğini” söyledi.

Bürokrasi süreçlerinin basitleştirilmesi için birlikte çalışılması gerektiğini belirten Breslow,  bürokrasi konusunda AB’nin uygulamalarını işaret etti.

Breslow, yatırımları engelleyen kanunlara karşı çıkması yönünde Güney Kıbrıs’ı cesaret göstermeye çağırarak, yavaş bürokrasinin 21’inci yüzyıl ile bağdaşmadığını da sözlerine ekledi.

Konuşmasında Kıbrıs sorununa da değinen Breslow, “Kıbrıs sorununa, siyasi eşitliğe dayalı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun, Kıbrıslıların sahipliğinde ve BM’yi destekleyerek iki toplumlu iki kesimli federasyon çözümü bulunmasını desteklemeyi sürdürdüklerini” de savundu.

 Hindistan Yüksek Komiseri ve Almanya Maslahatgüzarı da Kıbrıs sorununa değindi

Öte yandan Fileleftheros gazetesi, Hindistan’ın Güney Kıbrıs Yüksek Komiseri Manish Manish ile Almanya’nın Güney Kıbrıs Maslahatgüzarı Mirko Kruppa’nın Cyprus Forum’da yaptıkları konuşmalara yer verdi.

Hindistan Yüksek Komiseri Manish ve Almanya Maslahatgüzarı Kruppa konuşmalarında, “Kıbrıs’ın jeopolitik konumunu tam olarak değerlendirebilmesinin yolunun Kıbrıs sorunu çözümü olduğunu” söyledi.

Manish açıklamasında, Güney Kıbrıs’ın AB’deki en hızlı gelişen ekonomi olduğunu savunarak, Hindistan’a yönelik yatırımlarıyla ekonomik değerini ortaya koyduğunu ileri sürdü.

 Kruppa: “Kuzey ve Güney NATO’ya katılımda anlaşmalı”

Almanya’nın Güney Kıbrıs Maslahatgüzarı Mirko Kruppa ise, Doğu Akdeniz’i kontrol etmek isteyen herkesin Kıbrıs’la iş birliği yapması gerektiğini belirtirken “Kıbrıs’ı enerji, güvenlik ve kriz yönetimi alanlarında korumak için AB’nin ne yapabileceği?” şeklindeki bir soruya ise “çok bir şey değil” yanıtını verdi.

Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi başkanlığını yürüttüğü dönemde, “42’inci paragraf tartışılırken yürürlükte olan bir sürecin olmadığı ve en az iki ila üç yılın gerekli olduğunun ortaya çıktığını” söyleyen Kruppa, “Kıbrıs’ın beklemeye zamanı olmadığına inanıyorum” ifadesini kullandı.

Kıbrıs sorununa acil çözüm bulunması gerektiğini de belirten ve “Kıbrıs’taki tüm enerji çalışmalarının adanın bölünmüşlüğü sebebiyle durduğunu” savunan Kruppa, “Eğer Kıbrıslılar güvenlik istiyorlarsa, Kuzey ve Güney, adadaki Türk varlığını kabul ederek NATO’ya katılımda anlaşmalıdırlar” şeklinde konuştu.

Kruppa, “Eğer Kıbrıs jeopolitik konumunu tam anlamıyla değerlendirebilmek istiyorsa toplum olarak yakınlaşmalı, dramayı ve derin bölünmüşlükleri aşmalıdır” şeklinde konuştu.

“AB’nin ve garantör devletlerin yerine getirecekleri kendi rolleri bulunduğunu, Kıbrıs’ın bir avantaj haline gelebileceğini ve herkesin bunu gördüğünü”  savunan Kruppa, “Ancak bu maliyet hesaplaması meselesidir. Ülkenin güvenlik sorunu çözülmediği sürece daha fazla maliyeti olan alternatif çözümler seçilecektir” ifadelerini kullandı.

01 Ekim 2026

Güney Kıbrıs’ın Schengen sürecinde iki kritik sorun

Güney Kıbrıs’ın Schengen Bölgesi’ne katılım sürecinde teknik hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığı, ancak nihai karar öncesinde iki önemli başlıkta endişelerin devam ettiği bildirildi.

Politis gazetesi “Schengen’e Katılımda İki Diken” başlığıyla manşete çektiği haberinde, Yeşil Hat üzerinden geçişlerin denetimi ve İngiliz Üsleri bölgesindeki Beyarmudu ile Akyar geçiş noktalarının Schengen sistemine nasıl dahil edileceği konusunda sıkıntılar bulunduğunu yazdı.

Gazete, Avrupa Komisyonu’nun temmuz ayında Kıbrıs için hazırladığı Schengen değerlendirme raporunda, ülkenin teknik hazırlık düzeyini olumlu değerlendirildiğini ve raporda altyapı, sistemler ve mevzuat alanında gerekli çalışmaların önemli ölçüde tamamlandığını kaydetti.

Habere göre Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıs’taki temsilciliğinin başkanı Panikos Purguridis, sürecin mevcut aşamasına ilişkin yaptığı açıklamada, raporun Avrupa Parlamentosu (AP) ve AB Konseyi’ne iletildiğini; eylül ayında da üye ülkelerin görüşüne sunulduğunu ve Güney Kıbrıs’ın gerekli Schengen standartlarına ulaşma çabalarının Komisyon tarafından desteklenmeye devam edeceğini söyledi.

Purguridis, Güney Kıbrıs’ın Schengen’e ne zaman ve hangi yöntemle dahil edileceğine ilişkin kararın AB Konseyi’ne ait olduğunu ifade etti.

Gazete, Schengen Bölgesi’ne üyelik konusundaki teknik değerlendirmeler olumlu olmasına rağmen nihai kararın siyasi nitelik taşıdığını ve AB Konseyi’nde henüz tam bir uzlaşı sağlanamadığını belirtirken, bazı üye ülkelerin, özellikle Kıbrıs’ın coğrafi ve siyasi koşullarından kaynaklanan pratik sorunlara ilişkin endişeleri olduğunu yazdı.

Rum hükümetinin, Schengen üyeliğine destek sağlamak amacıyla diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığını kaydeden gazete, Rum Dışişleri Bakanlığı Schengen ve Konsolosluk İşleri Dairesi Müdürü Filippa Karsera-Hristodulidis’in Hollanda’da temaslarda bulunduğunu ve ülkenin Schengen kriterlerine uyumuna ilişkin değerlendirmeyi, ilgili Konsey çalışma grubunda sunduğunu belirtti.

Haberde, Hollanda ve Avusturya’nın, Güney Kıbrıs’ın Schengen Bölgesi’ne üyeliği konusunda çekinceleri olduğu ve diplomatik kaynaklara göre, endişelerin yalnızca bu iki ülkeyle sınırlı olmadığı ifade edildi.

Gazete, sürecin en önemli başlıklarından birini Yeşil Hat’tın oluşturduğunu; Güney Kıbrıs Schengen’e dahil olduğunda, Larnaka ve Baf havalimanları ile Larnaka ve Limasol limanlarının Schengen Bölgesi’nin dış sınırları haline geleceğini ve üçüncü ülke vatandaşlarının Güney Kıbrıs’a giriş yaptıklarında Schengen kuralları kapsamında kontrol edileceğini; ancak bu kişinin daha sonra Yeşil Hat üzerinden KKTC’ye geçmesi ve adadan Ercan Havalimanı üzerinden ayrılması halinde önemli bir kayıt sorunu ortaya çıkacağını yazdı.

AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi’nin (EES), üçüncü ülke vatandaşlarının Schengen dış sınırlarından giriş ve çıkışlarını elektronik olarak kaydettiğini belirten gazete, sistemde seyahat belgesi bilgilerinin yanı sıra parmak izi ve yüz görüntüsü gibi biyometrik verilerin de tutulduğunu ve bir kişinin Kıbrıs’a Larnaka veya Baf üzerinden girip daha sonra KKTC’den ayrılması durumunda, sistemde giriş kaydı olup, çıkış kaydı olmayacağını kaydetti.

Haberde, bu nedenle AB üyesi ülkelerin güvenlik ve muhaceret makamlarının, yalnızca Yeşil Hat üzerindeki kontrollerin artırılmasının yeterli olmayacağı ve “eşdeğer koruma ve kontrol seviyeleri” sağlanması gerektiği görüşünde olduğu ifade edildi.

Gazete, bu noktada da başka bir hassasiyet bulunduğunu; Yeşil Hat’tın, AB açısından dış sınır olarak kabul edilmediğini ve EES’nin geçiş noktalarında uygulanmasının, fiilen Yeşil Hat’ın Schengen dış sınırı gibi değerlendirilmesi sonucunu doğurabileceğini yazdı.

İkinci sorunun da Beyarmudu ve Akyar’daki geçiş noktaları olduğunu kaydeden gazete, bu geçiş noktalarının İngiliz Üs Bölgeleri içerisinde bulunduğunu ve İngiltere tarafından kontrol edildiğini; Güney Kıbrıs’ın Schengen’e katılması halinde bu noktaların da Schengen sistemine uyumlu şekilde işletilmesi gerektiğini, ancak burada İngiltere’nin AB ve Schengen üyesi olmaması nedeniyle hukuki ve pratik sorunlar ortaya çıktığını belirtti.

Bu arada gazete, Güney Kıbrıs’ın Schengen üyeliğine ilişkin değerlendirmenin, bugün ve yarın Lüksemburg’da gerçekleştirilecek AB Adalet ve İçişleri Konseyi toplantısının gündeminde yer almadığını kaydederken, elde ettiği bilgilere dayanarak, yetkili mercilerin Güney Kıbrıs’ın Schengen’e katılımı için yürütülen çalışmaların farkında olduğunu, ancak bu konunun toplantının gündemine alınmadığını yazdı.

01 Ekim 2026

KTTO Valensiya’da Eurochambres Kongresi’ne katıldı

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) heyeti, İspanya’nın Valensiya kentinde düzenlenen Eurochambres Kongresi’ne katılarak, Avrupa’daki ticaret ve sanayi odalarının temsilcileriyle iş birliği olanaklarını görüştü.

KTTO’dan yapılan açıklamaya göre, 28-29 Eylül tarihlerinde “iş birliği ve büyüme” temasıyla düzenlenen kongrede odayı Başkan Turgay Deniz, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Başman, Genel Sekreter Aysun Önet İleri ve Brüksel Temsilcisi Lale Şener temsil etti.

Kongrede, Avrupa iş dünyasının karşı karşıya olduğu ekonomik gelişmeler ve ticaret ve sanayi odalarının işletmelere sunduğu desteğin değişen rolü ele alındı. Oturumlarda jeopolitik gelişmelerin iş dünyasına etkileri, Avrupa Tek Pazarı aracılığıyla rekabetçiliğin güçlendirilmesi, yapay zeka ve Avrupa sanayisinin rekabet gücü değerlendirildi.

Tematik oturum ve çalıştaylarda ise uluslararası ticaret, yetenek ile eğitim konularının yanında, işletmelerin yeşil ve dijital dönüşüme uyumu, KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimi, değişen beceri ihtiyaçları ve odaların bu alanlarda sağlayabileceği destekler görüşüldü; iş modellerinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.

KTTO heyeti, kongre süresince Eurochambres Başkanı Vladimír Dlouhý ile Avrupa’daki oda temsilcileri ve uzmanlarla temaslarda bulundu. Görüşmelerde, Avrupa odalarının deneyimlerinden KTTO çalışmalarında yararlanılması ve odalar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik olanaklar değerlendirildi. Kongre programı gala gecesi ile tamamlandı.

01 Ekim 2026

Fizyoterapistler Derneği: Yaş almak, yaşamın dışında kalmak değildir

Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği, ileri yaşta bağımsızlığı desteklemenin, insanın kendi hayatı üzerindeki söz hakkını desteklemek olduğunu vurguladı.

Bağımsızlığı, hareket özgürlüğünü ve toplumsal yaşama katılımı destekleyen koşulların, her yaşta herkesin hakkı olduğunu kaydeden dernek, yaş almanın, yaşamın dışında kalmak olmadığına dikkat çekti.

Fizyoterapistler Derneği, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Bir insanın kendi evinde güvenle hareket edebilmesi, alışverişini yapabilmesi, sevdikleriyle buluşabilmesi ve kendi yaşamına ilişkin kararlar verebilmesinin, yaşı ilerledikçe daha az değerli hâle gelmediği belirtilen mesajda, “Yaş almak, sosyal ilişkilerden ve yaşamın içindeki rollerden vazgeçmek anlamına gelmemelidir.” denildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) öngörüsüne göre, 2030 yılında dünyada her altı kişiden birinin 60 yaş ve üzerinde olacağına dikkat çekilen mesajda, DSÖ’nün sağlıklı yaşlanma yaklaşımının, ileri yaşta iyi oluşu mümkün kılan işlevsel kapasitenin geliştirilmesine ve sürdürülmesine dayandığı belirtildi.

Mesajda, “Hedef, insanların günlük yaşamlarını sürdürebildiği, seçimlerini yapabildiği ve değer verdiği etkinliklere katılabildiği yılları artırmaktır. Kronik hastalıkların varlığı buna mutlak bir engel değildir, uygun sağlık hizmetleri ve destekleyici yaşam koşulları belirleyicidir.” denildi.

Hareketin, bağımsız yaşamın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulanan mesajda, düzenli fiziksel aktivitenin, fiziksel ve zihinsel sağlığı desteklediği, kişiye uygun kuvvet, denge ve dayanıklılık çalışmalarının ise günlük yaşam becerilerinin korunmasına ve düşmelerin önlenmesine katkı sağladığı ifade edildi.

-“Yürümede yavaşlama, denge kayıpları, düşme korkusu, günlük işlerde zorlanma ‘bu yaşta normal’ denilerek, göz ardı edilmemeli”

Yürümede yavaşlama, tekrarlayan denge kayıpları, düşme korkusu veya günlük işlerde zorlanmanın, “bu yaşta normal” denilerek, göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanan mesajda, erken değerlendirme ve uygun rehabilitasyon desteğinin, bu güçlüklerin kişinin yaşamını giderek, sınırlamasının önüne geçmek açısından önemli olduğu kaydedildi.

Sağlıklı yaşlanmanın, bireysel çabanın yanında toplumsal sorumluluk ve destekleyici politikalar gerektirdiği belirtilen mesajda, fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimin güçlendirilmesinin, toplum temelli hareket ve düşmeyi önleme programlarının yaygınlaştırılmasının ve güvenli, erişilebilir yaşam alanlarının geliştirilmesinin gerekli olduğu vurgulandı.

Mesajda, derneğin, yaş alan bireylerin bağımsızlığını ve toplumsal yaşama katılımını desteklemek için bugüne kadar hayata geçirdiği projeleri sürdüreceği, yeni çalışmalar ve iş birlikleriyle katkı vermeye devam edeceği kaydedildi.

01 Ekim 2026

KKTC 15 Kasım’da 5G’ye geçiyor

Telsim Genel Müdürü Sefer Tüz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 15 Kasım’da 5G’ye geçileceğini hatırlatarak, “15 Kasım Kuzey Kıbrıs’ın dijital geleceğinde yeni bir dönemin başlangıcı olacak” dedi.

Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan Tüz, 5G’nin birçok alanda yeni fırsatlar sunacağını kaydederek, bu teknolojiyle hem müşterilerinin hem de KKTC’de yaşayan herkesin çok daha hızlı, güvenilir ve kesintisiz bir bağlantı deneyimi yaşamaya başlayacağını söyledi.

KKTC’nin 4.5 G’ye Avrupa’dan neredeyse dokuz yıl sonra geçtiğini anlatan Tüz, 5G’ye geçişte bu kez çok daha hızlı hareket edildiğine dikkat çekti. Tüz, “5G hizmetini 15 Kasım 2026 tarihi itibariyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hizmete sunuyor olacağız. Türkiye 1 Nisan 2026 tarihinde geçti. Avrupa’da da son 4-5 yıl içerisinde 5G dönüşümü hız kazandı.” diye konuştu.

 “5G sayesinde yeni iş modelleri gelişecek, girişimcilik desteklenecek, işletmeler daha verimli çalışabilecek”

4.5 G’den 5G’ye geçiş sürecinin KKTC’de çok hızlı olduğuna değinen Tüz, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 4,5G ile 5G arasındaki geçiş süresi üç yıl. Dünyada bu kadar kısa aralıklı bir geçiş hiç hatırlamıyorum. 4.5G ile ilgili yatırımlarımızı yaparken bütün altyapımızı 5G’ye uyumlu halde de hazırlamıştık ki şu anda bunun avantajını yaşıyoruz. Hazırlıklarımızı 4.5G döneminde bugünü düşünerekten planladık ve yatırımlarımızı bu kapsamda yaptık.” ifadelerini kullandı.

5G’nin günlük hayatın birçok alanında dijital deneyimlerin kalitesini artıracağını belirten Tüz, yapay destekli uygulamalar ve artırılmış gerçeklik deneyimlerinin hayatın bir parçası olacağını anlattı.

Telsim Vodafone olarak beş kıtada, 23’ten fazla ülkede 279 milyon müşteriye 5G deneyimini yaşattıklarını ve bu alanda deneyimli olduklarını aktaran Sefer Tüz, bunun bir avantaj olduğunu belirtti

Tüz; “Müşterilerimizi yakından tanıyor, ihtiyaçlarını anlıyor ve Vodafone’un dünyadaki en iyi uygulamalarını ülkemize kazandırıyoruz”. dedi.

5G’nin olası ekonomi, sağlık, eğitim ve turizm alanlarındaki etkilerine de değinen Tüz, şunları kaydetti:

“Günümüzde güçlü dijital altyapılar ülkelerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline geldi. Bu dönemde 5G sayesinde yeni iş modelleri gelişecek. Girişimcilik desteklenecek, işletmeler daha verimli çalışabilecek ve ülkemizin dijital ekonomisi daha güçlü bir yapıya kavuşuyor olacak.

Vodafone’un farklı pazarlardaki deneyimi de bize gösteriyor ki dijital altyapıya yapılan yatırımlar inovasyonu, yatırımları ve ekonomik büyümeyi destekliyor. Biz de Telsim olarak bu bilgi birikimi ülkemizin dijital kalkınmasına katkı sağlayacak şekilde kullanmayı hedefliyoruz.

Bu teknolojiyle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılacak olan yatırım iştahının da çok daha fazla artıyor olacağını düşünüyorum ki bizim görevimiz de bu altyapıları iyileştirerek ülkelerin ekonomilerine yatırım anlamında katkıların sağlanmasını desteklemek.

Adanın en önemli ev ve iş yeri ihtiyaçlarından biri olan yüksek hızlı genişbant internet erişimi konusunda 5G ile önemli bir çözüm sunuyoruz. C-Band 3600 MHz frekansında sunacağımız hizmet sayesinde son kullanıcılar 1 Gbps’ye varan hızlara ulaşabilecek. Üstelik bu çözüm, fiber internet deneyimine yakın performans sağlarken herhangi bir altyapı veya kurulum süreci gerektirmeden, tak-çalıştır mantığıyla kullanılabilecek. Özellikle fiber altyapının ulaşmasının zor olduğu bölgelerde 5G, internet erişiminde önemli bir alternatif olacak.

Sağlık alanında inanılmaz yenilikler yaşanacak. Özellikle dijital sağlık uygulamalarında önemli fırsatlar sunacak 5G bize. Uzaktan muayene hizmetlerinden tutun da sağlık verilerinin daha hızlı paylaşılması, mobil sağlık çözümlerinin ve yeni nesil teknolojinin sağlık sistemleri entegrasyonu çok daha etkin hale gelecek.

5G sayesinde eğitim çok daha etkili hale gelecek. Sanal laboratuvarlar, artırılmış gerçeklik uygulamaları, interaktif eğitim platformları ve uzaktan eğitim çözümleri daha yaygın kullanılabilecek.

Gençler dijital geleceğin mimarları olacak. 5G sayesinde eğitim çok daha etkili hale gelecek. Sanal laboratuvarlar, arttırılmış gerçekçi uygulamalar, interaktif eğitim platformları ve uzaktan eğitim çözümleri de daha yaygın olarak kullanılabiliyor olacak.

Yine Vodafone’un farklı ülkelerdeki eğitim ve dijital beceriler alanında hayata geçirdiği projeleri de yakından takip ediyoruz. Bu küresel deneyimle, KKTC’deki gençlerin de geleceğin teknolojilerine daha kolay ulaşmalarını sağlıyor olacağız.

Turizmle ilgili olarak da dijital hizmet kalitesi turist deneyimini doğrudan etkiliyor. Akıllı oteller, dijital rehberlik sistemleri, gelişmiş mobil hizmetler yaygınlaştırılabiliyor. Vodafone’un turizm pazarındaki deneyimlerini de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aktaracağız.  

Bizim uluslararası deneyim ve güçlü iş ortaklıklarımız var. Bizim en büyük farkımız da Vodafone’un bir parçası olmamız. Vodafone’un 5G alanındaki küresel deneyimini Kuzey Kıbrıs’a taşıyacağız”

 “5G, yapay zeka ekonomisinin temel yapı taşlarından biri”

Yapay zeka açısından da 5G’nin önemine değinen Tüz, yapay zekanın en temel ihtiyacının veri olduğunu ve 5G’nin ise bu verilerin daha hızlı, güvenli ve düşük gecikme ile taşınmasını sağlayan altyapıyı oluşturduğunu anlattı. Tüz, “Bu nedenle pek çok uzman 5G’yi yapay zeka ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olarak görüyor.” dedi.

 “Amacımız bu teknolojiyi mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesiyle buluşturmak”

Telsim Genel Müdürü Sefer Tüz, 5G’ye geçildiğinde tarife ücretlerinde değişiklik olmayacağını da ekledi. Bu teknolojiyi mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesiyle buluşturmayı ve vatandaşların yeni nesil dijital hizmetlerden kolayca yararlanmasını sağlamayı amaçladıklarını belirten Tüz, mevcut sim kartlarının yüzde 99’unun, müşterilerinin cihazlarının ise yüzde 60’a yakının 5G’ye uyumlu olduğunu aktardı. Sefer Tüz, 1 Ekim itibarıyla 5G uyumlu cihazlarla ilgili kampanyalar başlatarak bütün müşterilerini yeni teknolojiye taşımayı hedeflediklerini de söyledi.

 “Kapsama alanı aşamalı olarak genişleyecek”

5G teknolojisinin 15 Kasım’da ilk etapta altı ilçede merkezi, nüfus yoğunluğu olan bölgelerde uygulanmaya başlayacağını bildiren Tüz, aşamalı olarak bu hizmetin yaygınlaşacağını belirtti.

“Hedefimiz kapsama alanını zaman içerisinde mümkün olan en geniş noktaya ulaştırmak.” diyen Tüz, teknolojinin toplumun tamamı için bir fırsata dönüşmesine katkı sağlamayı sorumlulukları olarak gördüklerini vurguladı.

5G yatırımının sadece baz istasyonu yatırımı olmadığını, stratejik bir yatırım olduğunu vurgulayan Tüz, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) yöneticileri ile ilgili bakanlıklara teşekkür etti.

Bu teknolojiyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne getirmenin heyecanını yaşadıklarını ifade eden Tüz, “Fiber altyapısına sahip değilseniz 5G’nin teknolojik anlamda performansını yansıtamazsınız.” sözleriyle fiber altyapıya olan ihtiyacın da altını çizdi.

Fiber altyapının kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Tüz, bu nedenle Telsim olarak 5G hizmeti vereceğimiz tüm noktalarda fiber altyapı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.

 Sosyal sorumluluk…

Telsim’in teknoloji alanındaki sosyal sorumluluk projelerine de değinen Sefer Tüz, bu çerçevede 17 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğinde okullarda güvenli internet eğitimleri verdiklerini kaydetti.

Çocuklara bilinçli internet kullanımı alışkanlığı kazandırmak amacıyla bugüne kadar yaklaşık 60 bin öğrenciye ulaştıklarını aktaran Tüz, “Teknolojiden kaçamayız, önemli olan onu güvenli ve bilinçli kullanmayı öğrenmektir” dedi.

“Biz teknolojiye yalnızca bir altyapı ve iletişim hizmeti olarak görmüyoruz. Teknolojinin toplumun her kesimi için bir fırsata dönüşmesini, özellikle gençlerin geleceğin becerileriyle donatılmasını çok önemsiyoruz.” diye konuşan Tüz, Doğu Akdeniz Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen TechGirls Projesi ile kız çocuklarının teknoloji, yazılım ve dijital beceriler alanında kendilerini geliştirmelerini ve teknoloji sektöründe daha fazla yer almalarını önemsediklerini ifade etti.

Tüz, robotik kodlama çalışmalarıyla da çocukları erken yaşta kodlama, problem çözme ve üretme kültürüyle tanıştırdıklarını anlattı.

Tüz, bütün bu çalışmaları yürütürken Kıbrıs’ın değerlerine, kültürüne ve toplumsal dokusuna sahip çıkmayı önemsediklerini ve Vodafone’un küresel gücü ve Telsim’in yerel uzmanlığıyla Kuzey Kıbrıs’ın dijital geleceğine yatırım yapmaya devam edeceklerini vurguladı.

01 Ekim 2026

Ertuğruloğlu’ndan Washington’da iki komşu egemen eşit devlet vurgusu

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Dış politikada artık gelinen nokta sondur: İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü politikası. Rumlarla yeni bir ortaklık kurma diye bir seçenek yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurul çalışmaları için bulunduğu New York’taki temaslarının ardından geçtiği Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündemi değerlendirdi.

Bakan Ertuğruloğlu, KKTC ile ilgili uluslararası gündeme dair esasa ilişkin bir değişim olmadığını ve statükonun devam ettiğini belirtti.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun özünde, “Rumların hak etmedikleri bir devlet statüsünde, KKTC’deki Türklerin ise hak etmedikleri bir şekilde toplum statüsünde” görülmeleri olduğunu vurguladı.

  BM Güvenlik Konseyi ile AB’nin hatalarına vurgu yaptı

Bu sorunu yaratan unsurların da esasen 1964 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin verdiği kararlar ve daha sonra da 2004’te Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) AB’ye alması olduğunun altını çizen Ertuğruloğlu, bu uluslararası yaklaşımla sorunun çözülmesinin zaten mümkün olmadığını ifade etti.

Ada’daki Rumlarla mevcut koşullarda müzakere etmenin herhangi bir anlamının bulunmadığına işaret eden Bakan Ertuğruloğlu, “Bu, uzun soluklu bir mücadeledir. Çok şanslıyız ki arkamızda ana vatan Türkiye gibi çok güçlü bir ülke var.” dedi.

Türkiye’nin KKTC ile ilgili kararlı duruşu olmasa Ada’da Kıbrıs Türkü olarak kimsenin bırakılmayacağını ve Ada’nın Girit’e dönüştürüleceğini belirten Ertuğruloğlu, Ankara’nın gücü ve etkisi sayesinde bugün KKTC’nin birçok uluslararası aktörle doğrudan görüşebildiğini dile getirdi.

  “Mevcut durum, de facto çözümdür”

Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“Dış politikada artık gelinen nokta sondur: İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü politikası. Rumlarla yeni bir ortaklık kurma diye bir seçenek yoktur. Bitti. Ortak olmayı denedik, sonra başımıza geleni yaşıyoruz. Karşımızdaki Rumların mantalitesi değişmemiştir ve bunu şımartan bir uluslararası camia var. O yüzden mevcut durum, de facto çözümdür diyoruz: İki komşu egemen eşit devlet.”

Uluslararası aktörlerin yaklaşımlarının değişmediğini vurgulayan Ertuğruloğlu, “O yüzden mevcut durum çözümdür, bundan geri atma lüksümüz yoktur, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha iyi yönetme görevimiz vardır ve ana vatanımız ile adım adım beraber hareket etme… Başka bir yol yok.” ifadelerini kullandı.

Mevcut durumda KKTC’nin dış politikası açısından bu statükonun korunacağını belirten Ertuğruloğlu, bu konuda Türkiye ile tamamen koordinasyon içinde adımlarını atmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

GKRY’de bugün düzenlenecek geçit törenine Amerikan, İngiliz ve Fransız askerlerinin de katılacağını anlatan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rumlarının son dönemde İsrail ile ilişkilerine dikkati çekti.

  GKRY ile İsrail arasındaki ilişkilere vurgu

GKRY ile İsrail arasındaki yakın ilişkilere de atıf yapan Bakan Ertuğruloğlu, bu ilişkiden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

“İsrail, kriz yaratmaktan medet uman bir devlet, barış değil düşman yaratan ve ondan beslenen bir devlet.” diyen Ertuğruloğlu, özellikle İsrail’in Gazze’deki soykırımdan sonra Ankara’nın Tel Aviv’e çok net tepki gösterip insani duruş sergilediğini hatırlattı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu noktadaki kararlı duruşunun çok önemli olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, İsrail’in bölgede istikrarsızlık yayan bir ülke olmaya devam ettiğini söyledi.

  ABD’nin GKRY’ye silah satışına gönderme yaptı

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, ABD’nin GKRY’ye silah satmasını ve burada askeri eğitim vermesini eleştirerek, “Bunu burada Amerikalı muhataplarımıza sorduğumuzda doğru düzgün bir cevap veremiyorlar.” dedi.

ABD ya da başka bir ülkeye “düşman” olmadıklarını belirten Ertuğruloğlu, bununla beraber “kimseye teslim bayrağı çekmeyeceklerini” ve Türkiye’nin desteğiyle Ada’daki varlıklarını korumaya devam edeceklerini vurguladı.