08 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
09 Eylül 2026

Erhürman: Görüşmede “Güven Artırıcı Önlemler” üzerinde bir uzlaşmaya varamadık

Kıbrıs’ta iki toplum lideri arasında gerçekleştirilen kritik temasın ardından Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman yazılı bir açıklama yaparak toplantının ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık bir saat süren görüşmede, Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) ve müzakere sürecine ilişkin yöntem arayışları masaya yatırıldı.

Görüşmenin ana gündem maddelerinin “Güven Artırıcı Önlemler” ile “Metodoloji” olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erhürman, toplantının önemli bir kısmında yeni güven adımları üzerinde taraflar arasında herhangi bir uzlaşmaya varılamadığını kaydetti.

“Güveni Aşındıran Girişimlerden Uzak Durulmalı”

Temas sırasında yalnızca yeni önlemlerin değil, halihazırda var olan güven ortamını sarsan adımların da gündeme taşındığını aktaran Erhürman, süreci ileriye taşımak adına Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sıklıkla dile getirdiği “elverişli iklim” (conducive climate) vurgusunun altını çizdi. Erhürman açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Görüşmenin önemli bir kısmında yeni Güven Artırıcı önlemler üzerinde uzlaşmaya varamazken, var olan güveni dahi aşındıran dış ve iç girişimler ile ilgili görüşlerimizi aktardık. Süreci ileriye taşımak istiyorsak, Sn. Guterres’in sözünü ettiği ‘elverişli iklim’in oluşturulmasının önemli olduğunu, bunun için de hem yeni güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi, hem de güven zedeleyen girişimlerden uzak durulması gerektiğini vurguladık.”

Bir Sonraki Randevu 17 Eylül’de Ara Bölgede

BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in sağlık durumuna da değinen Cumhurbaşkanı Erhürman, Holguin’in geçirdiği rahatsızlık sebebiyle New York’taki BM Genel Kurulu öncesinde Kıbrıs’a gelemeyeceğini belirtti.

Diplomatik sürecin kesintiye uğramayacağını ifade eden Erhürman, liderler düzeyindeki bir sonraki toplantının Holguin’in yokluğunda yapılacağını duyurdu. İki liderin bir araya geleceği yeni görüşme, 17 Eylül Perşembe günü saat 11.00’de ara bölgede gerçekleştirilecek.

09 Eylül 2026

Gedik: “Yasaların varlığı değil, uygulanıp uygulanmadığı sorgulanmalı”

Kıbrıs Türk Kamu, Ulaştırma, Haberleşme, Bilişim Teknolojileri ve Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (TEL-SEN) Genel Sekreteri Ömer Gedik, yaşanan şiddet ve suç olaylarına işaret ederek, yasaların hayata geçirilmesi ve sorumluluk zincirindeki kurumların görevlerini yerine getirmesi gibi konuların sorgulanması gerektiğini kaydetti.

TEL-SEN Genel Sekreteri Ömer Gedik yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan şiddet ve suç olaylarının güven duygusunu aşındırdığını belirterek, Saliha Özkol cinayetini de hatırlattı ve ülkede “giderek derinleşen” güvenlik ve toplumsal düzen sorunlarının yalnızca olayların ardından yapılan açıklamalarla geçiştirilemeyeceğini söyledi.

Kundaklama, darp, hırsızlık, gasp ve kadına yönelik şiddet olaylarının toplumda ciddi bir tedirginlik yarattığını söyleyen Gedik, kontrolsüz nüfus hareketliliğinin de sosyal yapıyı ve kamu güvenliğini doğrudan etkileyen başlıklardan biri haline geldiğini kaydetti.

“Toplumun sabrı taşmıştır”

Gedik, “Toplumun sabrı taşmıştır. Bu sosyal çürüme her gün yeni bir şiddet olayıyla karşımıza çıkmaktadır. İnsanların sokakta, evinde ve işyerinde kendisini güvende hissetmediği bir noktaya gelinmişse burada yalnızca suçluları değil, bu düzeni yönetmekle yükümlü olanları da konuşmak gerekir.” ifadelerini kullandı.

Yaşananların yalnızca adli vakalar üzerinden ele alınmasının yetersiz olduğunu belirten Gedik, hükümetin güvenlik, denetim ve sosyal politika alanlarında ortaya çıkan tabloya ilişkin siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

“Yasa çıkarmakla sorumluluk bitmez”

Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin bulunmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Gedik, esas tartışılması gereken noktanın bu düzenlemelerin sahada ne ölçüde karşılık bulduğu olduğunu kaydetti.

Gedik, “Yasa vardır demek kolaydır. Önemli olan o yasanın kadınların hayatında gerçek bir korumaya dönüşüp dönüşmediğidir. Koruma mekanizmaları zamanında çalışıyor mu? İhbarlar ve şikâyetler gerektiği gibi değerlendiriliyor mu? Risk altındaki kişilere ulaşılabiliyor mu? Bunların yanıtını bilmek istiyoruz” dedi.

Gedik, Saliha Özkol cinayetinin ardından yalnızca olay sonrasındaki soruşturmanın değil, cinayetten önceki sürecin de bütün yönleriyle ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.

“Bu olaydan önce herhangi bir şikâyet, ihbar, tehdit veya risk bilgisi ilgili kurumlara ulaşmış mıdır? Ulaştıysa hangi işlem yapılmıştır? Herhangi bir risk tespit edilmişse bunun takibi nasıl yapılmıştır? Bu sorular cevapsız bırakılamaz” diyen Gedik, devletin sorumluluğunun olay meydana geldikten sonra başlamadığını vurguladı.

“Sorumluluk zincirindeki herkes açıklama yapmalı”

Hükümetin yanı sıra polis, sosyal hizmetler, ilgili bakanlıklar ve kadınların korunması konusunda görev üstlenen tüm kurumların kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini söyleyen Gedik, sorumluluğun kurumlar arasında dağıtılarak görünmez hale getirilemeyeceğini belirtti.

Gedik, “Sorumluluk zincirinde kim varsa kamuoyunun karşısına çıkmalıdır. Hangi kurumun ne yaptığı, hangi tedbirlerin alındığı, hangi mekanizmanın çalışmadığı açıkça anlatılmalıdır. Kurumsal eksiklik varsa bunun üzeri örtülmemeli, siyasi sorumluluğu da idari sorumluluğu da ortaya konulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Asıl mesele bir sonraki cinayeti önlemektir”

Toplumun artık olaylardan sonra yapılan kınama ve taziye açıklamalarından çok, olayları gerçekleşmeden önleyebilecek bir devlet yapısı görmek istediğini kaydeden Gedik, hükümete somut adım çağrısında bulundu.

09 Eylül 2026

Haspolat Sanayi Bölgesi’nde iş kazası: 42 yaşındaki şahıs hayatını kaybetti, bir kişi tutuklandı

Haspolat Sanayi Bölgesinde meydana gelen iş kazasında ağır yaralanan 42 yaşındaki MD Serazul Haq (E), hayatını kaybetti, bir kişi tutuklandı.

Polisten verilen bilgiye göre, bugün saat 11.00 sıralarında Haspolat Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren bir iş yeri önünde meydana gelen olayda, A.T.(E-59), kullanımında bulunan tır aracın hidrolik rampasını indirdiği sırada o esnada rampanın altından geçen MD Serazul Haq’nun  üzerine rampa düştü.

Olayda ağır yaralanan MD Serazul Haq, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılmayarak yaşamını yitirdi.

Yürütülen soruşturma kapsamında tır araç sürücüsü A.T. tutuklandı.

Soruşturma devam ediyor.

09 Eylül 2026

50 yaşındaki Shındler’in ölüm sebebi kalp ve damar hastalığı

 Lefkoşa’da kalmakta olduğu evde yaşamını yitiren Sandra Shındler’in (K-50) otopsisinde ölüm sebebinin “kalp ve damar hastalığı” sonucu olduğu belirlendi.

Polisten verilen bilgiye göre,  dün meydana gelen olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

09 Eylül 2026

Erhürman ile Hristodulidis 17 Eylül’de yeniden görüşecek

Cumhurbaşkanlığı, bugün yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis’in gelecek hafta yeniden bir araya geleceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, ara bölgede yer alacak görüşme, 17 Eylül Perşembe günü saat 11.00’de yapılacak.

Liderler, 26 Ağustos’ta yaptıkları görüşmede temaslarını yoğunlaştırma ve haftada en az bir kez, gerektiğinde ise daha sık görüşme konusunda anlaşmıştı.

09 Eylül 2026

Anibal: “Okul servisi denetimleri eğitim yılı başlamadan tamamlanmalı”

Halkın Partisi Merkez Yönetim Kurulu (HP MYK) üyesi Neşe Anibal, öğrenci taşımacılığında güvenliğin ve düzenli denetimin önemine vurgu yaparak, “Okul servisleri yeni eğitim yılına hazır mı?” diye sordu.

Anibal yaptığı açıklamada, çocukların güvenliğinin şansa bırakılamayacağını kaydederek, okul servisi denetimlerinin eğitim yılı başlamadan tamamlanması gerektiğini söyledi.

Anibal, aileler adına “Okul servisleri yeni eğitim yılına hazır mı?, Araçların teknik kontrolleri ve gerekli bakımları yapıldı mı?, Şoförlerin belgeleri ve öğrenci taşımacılığı için gerekli şartları taşıyıp taşımadıkları kontrol edildi mi?, Araçların güvenlik donanımları denetlendi mi?, Okul servislerine yönelik düzenli, kapsamlı ve gerektiğinde habersiz denetimleri içeren kalıcı bir sistem oluşturuldu mu?” sorularını yöneltti.

“Güneyde 40 otobüs denetimden geçemedi”

Güney Kıbrıs’ta okul otobüslerinin denetimlerine yaz döneminde başlandığını ve kontrollerin okullar açılmadan tamamlandığını aktaran Anibal, 40 otobüsün öğrenci taşımacılığından çıkarıldığını belirtti.

Kuzey Kıbrıs’ta denetimler yapılmışsa sonuçlarının açıklanmasını isteyen Anibal, denetimin yapılması kadar sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasının da önemli olduğunu kaydetti.

Öğrenci taşımacılığı ile ilgili mevzuatın da günün güvenlik ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınması gerektiğini söyleyen Anibal, “Her koltukta emniyet kemeri, araçların yaş ve teknik standartları, yangın güvenliği, çocukların araç içerisinde unutulmasını önleyecek sistemler ve düzenli habersiz denetimler açık ve bağlayıcı standartlar haline getirilmelidir.” dedi.

Anibal, okul servislerinde kamera sisteminin de yasal bir standart haline getirilmesini önerdi.

09 Eylül 2026

“Enerji Depolamada Aküye Bakış” panel ve çalıştayının sonuç raporu kamuoyuyla paylaşıldı

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (KTMMOB) bağlı Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ve Kimya Mühendisleri Odası (KMO) tarafından gerçekleştirilen “Enerji Depolamada Aküye Bakış” Panel ve Çalıştayı kapsamında hazırlanan sonuç raporu basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

KTMMOB konferans salonunda yapılan sunumda EMO Başkanı İbrahim Aysal, KMO Başkanı Halil Erensu ve ÇMO Başkanı Vijdan Şengör basına açıklamalarda bulundu.

Aysal

Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Aysal, sözlerine Girne’deki gemi kazasında yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet dileyerek başladı ve bilimsellik, teknik, ve denetimden uzaklaşmamanın önemine dikkat çekti.

Aysal, amaçlarının bilimsel faaliyetlerle, ülke politikalarına ışık tutacak çalışmalar yapmak olduğunu söylerek, rapora göre akü kullanımının voltaj düzenleme etkisi bakımından güneş santrallerinde kullanılmasının doğru olabileceğini gösterdiğini kaydetti.

İletim ve üretim adına büyük akülerin yaşanan elektrik kesintilerine kısa vadede çözüm olabileceğini kaydeden Aysal, uzun vadedeyse ne kadar aküya gerek duyulacağının bilinmesi adına doğru verilerle çalışılması ve bir stratejik plan oluşturulmasının önemli olduğunu söyledi.

Tüm enerji politikalarının A, B ve C planları şeklinde oluşturulması gerektiğini de söyleyen Aysal, akü kullanımının faydaları olduğu gibi belli riskleri de bulunduğunu aktardı.

Erensu

KMO Başkanı Halil Erensu da akülerin potansiyel risklerine değinerek ilk aşamada yangın risklerinden bahsetti. Akülerin seçiminden ve ithalat süreçlerinden başlanarak, ömür döngüsü değerlendirmelerinin yapılması gerektiğini kaydeden Erensu, yangın riskleri konusunda İtfaiye’nin de belli çalışmalar yaptığı İtfaiye yetkililerinin de çalıştaya katılarak katkı koyduğuınu hatırlattı.

Erensu, sadece binalarda değil araç yangınlarının da gündemde olduğunu kaydederek, ülkeye sokulan bataryaların bir kayıt sistemine dahil edilmesi ve ülkeye girdiği andan ömrünü tamamlayıp bertaraf veya geri dönüştürüldüğü ana kadar takibinin yapılabilmesinin önemine işaret etti.

Erensu, bu gibi detayların hem toplumun bu akülerden en büyük faydaları sağlayabilmesi, hem sağlık ve çevrenin korunması hem de yangın riski açısından önemli olduğunu, tehlikeli atık sınıfına giren bu tür atıkların yönetiminde en güncel uygulamaların takip edilmesinin ayrıca, mevcut risklerle ilgili yasal düzenlemelerin de gerekli ve önemli olduğuna değindi.

Şengör

ÇMO Başkanı Vijdan Şengör de enerji depolayabilen bataryaların KKTC’de üretilmediğine dikkat çekerek, ilgili yasa ve tüzüklerin tüm sorumluluğu ithalatçı firmalara yüklediğini, geri dönüşüm ve bertarafının yine ithalatçıların kuracağı ortak bir yapı tarafından yönetilmesi gerekliliğine işaret etti.

“Tehlikeli atık” sınıfına giren bu tür atıkların atık yönetim planlarının Çevre Koruma Dairesi tarafından istenmesi gerektiğinin altını çizen Şengör, bunların takibinin de çeşitli programlar kullanılarak yapılması gerektiğini ifade etti.

Şengör ayrıca, atık yönetim tesislerinin ülkede kurulmasının şu an için gereksiz görüldüğünden, bunun yerine atıkların kırılarak taşınmasının kolaylaştırılacağı ve geri dönüşüm merkezlerine yönlendirilebileceği bir sistemin daha doğru olacağına dikkat çekti. Burada atıkları toplayıp taşıyacak araçların bu işi yapmaya uygun olmasının, geri dönüşüm tesislerinin, taşıyıcıların izinlerinin tam olmasının ve bu şekilde geri dönüşümlerin sağlanmasının önemli olduğunu vurguladı.

 Panel ve çalıştay sonuçları raporundan…

“Enerjide Aküye Bakış” çalıştay ve panelinin sonuç raporunda, enerji depolama sistemlerinin KKTC’nin enerji arz güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından stratejik öneme sahip olduğu vurgulanırken, depolamalı güneş enerji sistemlerinin pik talep yönetimi ve şebeke istikrarına katkı sağlayacağı, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltarak düşük karbonlu enerji yapısına geçişi hızlandıracağı belirtildi.

Öncelikli öneriler arasında; batarya kayıt sistemi ve pasaport uygulaması, ikinci ömür bataryaların evsel ve ticari depolama çözümlerinde değerlendirilmesi, ithalat aşamasında çevre uyum izinlerinin zorunlu hale getirilmesi ve lisanslı toplama-taşıma-depolama altyapısının kurulması yer aldı.

Sonuç raporunda ayrıca, kısa vadede kritik bölgelerde hızlı depolama yatırımlarına öncelik verilmesi, orta vadede ulusal üretim ve iletim planlarıyla bütünleşme, uzun vadede ise düşük karbonlu ve esnek bir enerji sistemi hedeflenmesi gerektiği ifade edildi.

09 Eylül 2026

SOS Çocukköyü Derneği: “Çocuk koruma politikaları uygulama çalışmaları hayata geçirilmelidir”

SOS Çocukköyü Derneği, çocukların okulda güvende olması için her okulda çocuk koruma politikalarının uygulanması gerektiğini belirtti.

Dernekten yapılan yazılı açıklamada, çocukların güvenli ve hak temelli bir okul ortamında eğitim görmesi için yıllardır sürdürülen çocuk koruma politikaları uygulama çalışmalarının hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında 2021 yılında imzalanan iş birliği protokolü doğrultusunda, çocuk koruma uygulamalarının tüm okullarda başlatılarak yaygınlaştırılmasının hedeflendiği kaydedilen açıklamada, bu hedeflerin ülke genelinde hayata geçirilemediği belirtildi.

Açıklamada, “Yeni eğitim yılı başlamadan önce, imzalanan protokolün gereklerinin yerine getirilmesi, pilot uygulamaların yeniden başlatılarak tüm okullara yaygınlaştırılması ve çocuk koruma politikalarının eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi artık bir tercih değil, bir sorumluluktur.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, çocuk koruma politikalarıyla okullarda çocuk ihmali ve istismarının bildirim, müdahale ve takip mekanizmalarının oluşturulmasıyla önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi. Okul çalışanlarının sorumluluklarının netleştirilmesi ve çocukların haklarını bilerek kendilerini güvende hissedebilecekleri bir eğitim ortamının oluşturulmasının da amaçladığı belirtilen açıklamada, çocuk koruma mekanizmalarının ertelenmesinin bedelini çocukların ödediği ifade edildi.

Çocukların güvenliğini sağlayacak sistemlerin krizler yaşandıktan sonra değil, riskler ortaya çıkmadan önce kurulması gerektiği vurgulanan açıklamada, çocukların güvenli, destekleyici ve hak temelli okul ortamlarında eğitim görmesi için ilgili tüm kurumlar sorumluluklarını yerine getirmeye ve çocuk koruma politikalarını uygulamaya davet edildi.

09 Eylül 2026

Besim: Güngör’de yaşanan yangınlar artık ihmal değil, açık bir yönetim başarısızlığıdır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, Güngör Çöp Tesisi’nde yeniden çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı. Güngör’de yıllardır devam eden sorunun artık yalnızca çevre ve çöp sorunu olmadığını belirten Besim, yaşananların doğrudan halk sağlığı sorunu haline geldiğini ifade etti.

Besim, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Güngör yine yanıyor. Biz yine aynı görüntüleri izliyor, aynı ağır kokuyu duyuyor, aynı soruları soruyoruz” ifadelerini kullandı.

Güngör’deki yangının özellikle çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp-damar hastalığı bulunan yurttaşlar açısından risk oluşturduğuna dikkat çeken Besim, yangın sırasında ve sonrasında hava kalitesi ölçümlerinin yapılıp yapılmadığını sorguladı.

Besim, “İnsan sağlığı açısından risk oluşturabilecek kirleticiler ölçüldü mü? Sonuçları nedir? Halk neden bilgilendirilmiyor?” sorularını yöneltti.

“BU ARTIK İHMAL DEĞİL, AÇIK BİR YÖNETİM BAŞARISIZLIĞIDIR”

Sorunun geldiği noktanın artık devletin kendi kurumları tarafından da kabul edildiğini belirten Besim, Güngör’ün mevcut yapısının sürdürülebilir olmadığı ve halk sağlığı açısından ciddi risk taşıdığının söylendiğini ifade etti.

“Madem sorun biliniyor, neden yıllardır çözülmüyor?” diye soran Besim, sorunun beş yıldır tüm uyarılara rağmen çözülemediğini savundu.

Her yangının ardından benzer açıklamaların yapıldığını ve sözler verildiğini belirten Besim, buna karşın kalıcı ve bilimsel bir çözüm ortaya konulmadığını söyledi.

Besim, “Bu artık ihmal değil, açık bir yönetim başarısızlığıdır” ifadelerini kullandı.

“GÜNGÖR, BAŞARISIZLIK KARNESİNDEKİ EN AĞIR BAŞLIKLARDAN BİRİ”

Güngör’ün yıllardır ülkeyi yönetenlerin başarısızlık karnesindeki en ağır başlıklardan biri olduğunu ileri süren Besim, başarısızlığın bedelini yalnızca çevrenin değil, toplumun sağlığıyla birlikte ödediğini belirtti.

Güngör’ün vahşi depolamayı ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş bir tesis olduğunu hatırlatan Besim, alanın bugün tekrar tekrar yanan, çevreyi kirleten ve insan sağlığını tehdit eden bir yere dönüştüğünü kaydetti.

“YANGIN ÇIKTIĞINDA MÜDAHALE ETMEK YETMEZ”

Yangın çıktığında müdahale etmenin ve yangının ardından açıklama yapmanın yeterli olmadığını vurgulayan Besim, devletin görevinin yangını söndürmekten önce yangının çıkmasını önleyecek sistemi kurmak olduğunu ifade etti.

Besim, Güngör için artık günü kurtaran müdahaleler yerine bilimsel, şeffaf, takvimi ve sorumluları belli bir rehabilitasyon ve entegre atık yönetimi planı hazırlanması gerektiğini belirtti.

HAVA KALİTESİ ÖLÇÜMLERİNİN AÇIKLANMASI ÇAĞRISI

Besim, en acil olarak Sağlık Bakanlığı ile Çevre Koruma Dairesi’nden hava kalitesi ölçümlerini ve halk sağlığı açısından yaptıkları değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşmalarını istedi.

Besim açıklamasını, “Çünkü temiz hava bir lütuf değil, haktır” ifadeleriyle tamamladı.

Besim’in paylaşımının tamamı şu şekilde:

“GÜNGÖR YANIYOR; BİZ NE SOLUYORUZ?

Güngör yine yanıyor.
Biz yine aynı görüntüleri izliyor, aynı ağır kokuyu duyuyor, aynı soruları soruyoruz.

Ama Güngör artık yalnızca bir çöp ve çevre sorunu değildir. Bu doğrudan bir halk sağlığı sorunudur.

Çocuklarımız, yaşlılarımız, astım ve KOAH hastalarımız, kalp-damar hastalığı olan yurttaşlarımız bu havayı soluyor.

Peki ne soluyoruz?

Yangın sırasında ve sonrasında hava kalitesi ölçümleri yapıldı mı? İnsan sağlığı açısından risk oluşturabilecek kirleticiler ölçüldü mü? Sonuçları nedir? Halk neden bilgilendirilmiyor?

Üstelik sorunun geldiği noktayı artık devletin kendi kurumları da kabul ediyor. Güngör’ün mevcut yapısının sürdürülebilir olmadığı ve halk sağlığı açısından ciddi risk taşıdığı söyleniyor.

Madem sorun biliniyor, neden yıllardır çözülmüyor?

Tam beş yıldır, tüm uyarılara rağmen bu sorun çözülmedi. Her yangından sonra aynı açıklamalar yapıldı, aynı sözler verildi; ancak kalıcı ve bilimsel bir çözüm ortaya konulmadı.

Bu artık ihmal değil, açık bir yönetim başarısızlığıdır.

Güngör bugün, yıllardır ülkeyi yönetenlerin başarısızlık karnesindeki en ağır başlıklardan biridir. Çünkü başarısızlığın bedelini yalnızca çevremiz değil, sağlığımızla hepimiz ödüyoruz.

Güngör, vahşi depolamayı ortadan kaldırmak için kurulmuş bir tesisti. Bugün ise tekrar tekrar yanan, çevreyi kirleten ve insan sağlığını tehdit eden bir alana dönüştü.

Yangın çıktığında müdahale etmek yetmez.
Yangından sonra açıklama yapmak da yetmez.

Devletin görevi yangını söndürmekten önce, yangının çıkmasını önleyecek sistemi kurmaktır.

Güngör için artık günü kurtaran müdahaleler değil; bilimsel, şeffaf, takvimi ve sorumluları belli bir rehabilitasyon ve entegre atık yönetimi planı gereklidir.

Ve bugün, en acil olarak Sağlık Bakanlığı ile Çevre Koruma Dairesi’nden hava kalitesi ölçümlerini ve halk sağlığı açısından değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmalarını bekliyoruz.

Çünkü temiz hava bir lütuf değil, haktır. Daha”

09 Eylül 2026

Rum Yönetimi ambulans uçak için harekete geçiyor

Güney Kıbrıs’ta ayda en az 4 kez, havadan hasta taşımacılığına ihtiyaç duyulduğu, ve bunun  Güney Kıbrıs’ın ambulans uçağa olan ihtiyacına işaret ettiği bildirildi.

Fileleftheros gazetesi, hayati tehlikesi olan ve tedavi için yurtdışına götürülen hastalar nedeniyle Rum Sağlık Sigortası Kuruluşu tarafından Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile Sağlık Bakanlığı’na talepte bulunulduğunu belirtti. Haberde, ambulans uçak alımı için 2028-2035 yıllarını kapsayan Avrupa Birliği bütçesinden ödenek ayrılmasının olasılıklar dahilinde olduğu da yer aldı.

Son 10 ayda 100 hastanın yurtdışındaki hastanelere nakledilmesi ihtiyacı doğduğu ve yarısının acil müdahale gerektiren hastalar olduğunu kaydeden gazete hizmet alımıyla hasta taşımak için 12-15 saate ihtiyaç olduğunu belirtti.

Haberde, Hristodulidis’in bu doğrultuda bir dizi temasta bulunduğu ve gelecek yıl konuyla ilgili adım atılacağı ifade edildi.