08 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
10 Eylül 2026

Hasipoğlu: Meclis’in onayı anayasal şartlardan birini yerine getirecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Cumhuriyet Meclisi’nde fiber optik altyapıya ilişkin ek protokol hakkında yaptığı konuşmada, düzenlemenin anayasal boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hasipoğlu, Anayasa’nın 91’inci maddesinin yabancı devletlerle yapılan anlaşmaların onaylanmasını Cumhuriyet Meclisi’nin yasayla uygun bulmasına bağladığını belirterek, burada iki önemli kriter bulunduğunu söyledi. Bunların, anlaşmanın yasayla uygun bulunması ve usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulması olduğunu ifade etti.

Anayasa Mahkemesi’nin ana protokole ilişkin görüş vereceğini ve tarafların 17 Eylül’e kadar argümanlarını sunacağını hatırlatan Hasipoğlu, Meclis’in ek protokolü bugün yasayla uygun bulması halinde Anayasa’nın aradığı şartlardan birinin yerine gelmiş olacağını savundu.

Hasipoğlu, bunun kendi hukuki yorumu olduğunu belirterek, nihai değerlendirmenin Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacağını söyledi. Buna karşılık Cumhuriyet Meclisi’nin de düzenlemeye ilişkin bir irade ortaya koyacağını ifade etti.

“Ana protokol ve ek protokol birlikte değerlendirilmeli”

Hasipoğlu, Cumhurbaşkanı’nın önünde hem ana protokolün hem de ek protokolün bulunacağını belirterek, iki metnin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“Bu meseleyi külli düşünmek lazım” diyen Hasipoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin incelemesinde ek protokolü de dikkate alacağını düşündüğünü söyledi.

Hasipoğlu, Meclis’in ortaya koyacağı iradenin Cumhurbaşkanı’nın önünü de açacağını savunarak, konunun ayrı ayrı değil bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.

10 Eylül 2026

Berova: Çağdaş ve güvenilir teknolojik altyapıyı ülkeye kazandıracağız

Maliye Bakanı ve Bayındırlık, Ulaştırma Bakanlığı’na vekalet eden Özdemir Berova, Cumhuriyet Meclisi’nde fiber optik altyapıya ilişkin ek protokol hakkında konuştu.

Berova, protokolün Türk Telekom ile değil, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti devletleri arasında imzalandığını vurguladı. Ana protokol ile ek protokolün iki devlet arasındaki bir anlaşma olduğunu belirten Berova, hukuki değerlendirmelerin de ilgili hukukçular tarafından yapıldığını söyledi.

Fiber optik projesini dijital dönüşümün altyapısını oluşturacak “tarihi projelerden biri” olarak nitelendiren Berova, ana protokolde farklı yorumlara yol açan bazı unsurların Ulaştırma Bakanlığı, ilgili kurumlar, hükümet ve Türkiye’deki muhataplarla yapılan ortak çalışmalar sonucunda daha açık hale getirildiğini ifade etti.

“İlk beklentimiz projenin kısa sürede evlere ulaşması”

Berova, projeye ilişkin en büyük beklentilerinin fiber altyapının kısa sürede hanelere ulaşması olduğunu belirterek, bu kapsamda üç aylık bir süreden söz edildiğini kaydetti.

Hızlı ve güvenilir internet altyapısına kavuşmanın önemine işaret eden Berova, bunun vatandaşların günlük yaşamında ciddi bir değişim yaratacağını söyledi.

Su projesini örnek gösterdi

Berova, fiber optik projesine yönelik eleştirileri geçmişte Türkiye’den KKTC’ye su getirilmesi projesi sırasında yapılan tartışmalara benzetti.

Su projesinin hayata geçirilmesinden sonra geçmişte yaşanan sıkıntıların yeni nesiller tarafından hatırlanmadığını ifade eden Berova, fiber optik altyapının da önümüzdeki yıllarda benzer şekilde hayatın doğal bir parçası haline geleceğini savundu.

Berova, projenin hayata geçirilmesi için Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ile Başbakan Ünal Üstel’in yürüttüğü çalışmalara teşekkür ederek, projenin en kısa sürede tamamlanmasını temenni etti.

Uygulama sırasında yüklenici firma ve protokol tarafları arasında ortaya çıkabilecek eksiklik veya aksaklıkların görüşmeler yoluyla giderilebileceğini belirten Berova, temel hedefin çağdaş ve güvenilir teknolojik altyapının ülkeye kazandırılması olduğunu söyledi.

Berova, kendilerine verilen bilgi doğrultusunda ilk fiber internet hizmetinin üç aylık süre içerisinde hanelere ulaşmasını beklediklerini belirtti.

10 Eylül 2026

Türkiye MSB’den Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs kararına sert tepki

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Birliği ve kurumlarının Kıbrıs konusundaki tutumuna sert tepki gösterdi. Açıklamada “Kıbrıs Türk halkını sistematik saldırı ve katliamlardan kurtaran, Ada’ya barış ve huzur getiren 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik mesnetsiz iddiaları şiddetle reddediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.

MSB tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Kıbrıs Türk halkını sistematik saldırı ve katliamlardan kurtaran, Ada’ya barış ve huzur getiren 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik mesnetsiz iddiaları şiddetle reddediyoruz.

Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonunca, GKRY’nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde bir anıt projesine kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi, tarihî gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşımın yeni bir örneğidir.

Avrupa Birliği ve kurumlarının, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırıları ve EOKA terör örgütünün insanlık dışı eylemlerini görmezden gelerek GKRY’nin tek taraflı iddia ve söylemlerini esas alması, Kıbrıs Meselesi’nin çözümüne katkı sağlamaktan uzaktır. Üçüncü tarafları, tarihî gerçekler ışığında adil ve tarafsız bir tutum sergilemeye davet ediyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri, 50 yılı aşkın süredir Ada’daki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme kararlılığımız tamdır.”

SDG’NİN FESİH SÜRECİ

Suriye’nin toprak bütünlüğü ile “tek devlet, tek ordu” anlayışının güçlendirilmesi kapsamında yürütülen fesih ve entegrasyon süreci yakından takip edilmektedir.

Bu çerçevede, silah ve askerî araçların Suriye ordusuna teslim edilmesi, entegrasyon sürecinin ve “tek ordu” ilkesinin doğal bir gereğidir.

İç savaş döneminde eski rejim unsurlarından kalan veya terörizmle mücadele gerekçesiyle uluslararası aktörler tarafından sağlanan silah ve askerî araçların Suriye ordusuna teslim edilmesinin, sürecin sağlıklı şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz.”

10 Eylül 2026

KTOEÖS’ten öğrenci taşımacılığında sistem çağrısı

 Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Ahmet Karaoğulları, öğrenci taşımacılığında araç ve şoförlerin sürekli denetlenmesini sağlayacak, sorumlulukları açık biçimde belirleyecek kalıcı ve denetlenebilir bir sistem oluşturulması çağrısında bulundu.

Karaoğulları, yazılı açıklamasında, “Eğri gemiyle doğru sefer mümkün değildir” ifadelerini kullanarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nı yasa ve tüzüklere uymaya çağırdı.

“Çocuklarımızın can güvenliği ihmal edilemez; siyasi ilişkilerin, partizanlığın veya ekonomik çıkarların konusu yapılamaz.” diyen Karaoğulları, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde kamusal eğitim alacak ilk, orta ve lise öğrencilerinin yarıdan fazlasının 800’ü aşkın araçla okullarına taşınacağını belirtti.

Karaoğulları, güvenli öğrenci taşımacılığı için gerekli somut adımların henüz atılmadığını savundu.

Sendikanın bu konuda daha önce de taleplerini dile getirdiğini ve gerekli önlemlerin alınması çağrısında bulunduğunu anımsatan Karaoğulları, öğrenci taşımacılığında somut ve etkili adımlar atılmadığını, bütünlüklü bir sistem de oluşturulmadığını ileri sürdü.

Karaoğulları, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun sendikaların dahil edilmediği “göstermelik” bir toplantı yaptığını savunarak, güvenli öğrenci taşımacılığına ilişkin açıklamalarını da eleştirdi.

2019’da Değirmenlik Lisesi ile 2025’te Erenköy Lisesi öğrencilerini taşıyan otobüslerde yaşanan olaylara işaret eden Karaoğulları, aradan geçen süreye rağmen verilen vaatlerin yerine getirilmediğini ve çözüm için gerekli temel adımların atılmadığını ileri sürdü.

Taşımacılık Tüzüğü’nün gerektiği şekilde uygulanmadığını savunan Karaoğulları, tüzüğün yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu, mevcut eksikliklerin güvenlik riskleri yarattığını ve sistemin keyfi uygulamalara açık olduğunu iddia etti.

Karaoğulları, taşıma kayıtlarından araçların bakım ve mekanik durumuna, denetimlerden taşınan öğrenci sayılarına kadar çeşitli sorumlulukların okul idarelerine yüklenmeye çalışıldığını da ileri sürdü.

Öğrenci taşımacılığının düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerekli güvenlik standartlarının sağlanmasında temel yetkinin Eğitim Bakanlığı’nda olduğunu belirten Karaoğulları, “Yetki Bakanlıktaysa, sorumluluk da Bakanlıkta olmalıdır. Okul idareleri, Bakanlığın yerine getirmediği denetim ve kontrol görevlerinin sorumlusu haline getirilemez.” ifadelerini kullandı.

Şoförlerin yeterlilikleri, sağlık durumları ve çalışma izinleri ile araçların yaşı, teknik ve mekanik durumu, periyodik bakımları ve öğrenci taşımacılığına uygunluğunun etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini belirten Karaoğulları, mevcut yapının öğrencilerin güvenliğini doğrudan risk altında bıraktığı görüşünü dile getirdi.

10 Eylül 2026

Talat: Yerli internet şirketleri bayilik pozisyonuna indirgeniyor

CTP Milletvekili Ongun Talat, Cumhuriyet Meclisi’nde Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan fiber optik altyapı iş birliği protokolünde değişiklik öngören ek protokol hakkında konuştu.

Talat, ana protokolün başından beri ciddi sorunlar taşıdığını savunarak, hükümetin kendi kurumlarının ve sektördeki uzmanların görüşlerini yeterince dikkate almadan hareket ettiğini öne sürdü. Talat, “Kendi kurumunuz BTHK’yı bile devre dışı bırakarak gittiniz bir protokol imzaladınız” dedi.

CTP’nin başından beri fiber optik yatırımına karşı olmadığını vurgulayan Talat, itirazlarının yatırımın hangi modelle yapılacağına ilişkin olduğunu söyledi. İlk protokolde öngörülen yapının yerli internet servis sağlayıcılarını bağımsız işletmeci konumundan çıkarıp “bayilik” pozisyonuna sürükleyeceğini savundu.

“Ana protokol yürürlükte değil”

Talat, ek protokolün dayandığı ana protokolün Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi’ne gönderildiğini ve halen mahkemenin önünde olduğunu belirterek, “Yürürlükte olmayan bir protokolün ek protokolünü görüşüyoruz” ifadelerini kullandı.

Ek protokolde bazı değişikliklerin yapıldığını kabul eden Talat, özellikle Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun fiyat belirleme, etkin piyasa gücünü denetleme ve yaptırım uygulama yetkilerinin güçlendirilmesini olumlu bulduklarını söyledi. Mevcut kurumsal data devrelerinin Telekomünikasyon Dairesi tarafından işletilmeye devam edeceğinin açıkça yazılmasını da “önemli bir kazanım” olarak değerlendirdi.

Talat ayrıca yatırımcı şirketin mevcut altyapıyı tamamen bedelsiz kullanmasına ilişkin yapının değiştirilerek bir rayiç bedel mekanizması getirildiğini ve münhasırlık konusunda da bazı esnemeler yapıldığını belirtti.

“Ana model değişmedi”

Buna karşın CTP’nin temel itirazlarının sürdüğünü ifade eden Talat, ana modelin değişmediğini savundu. Yerli insan kaynağının ve internet servis sağlayıcılarının mevcut yatırımlarının korunması gerektiğini söyleyen Talat, “ISP şirketlerinin en başından beri söylediği ‘biz bayilik pozisyonuna indirgeniyoruz’ meselesi bu ek protokolde değişmiş değil” dedi.

Talat, internet servis sağlayıcılarının Telekomünikasyon Dairesi’nin yatırımcı ile yerli şirketler arasında bulunacağı farklı bir model önerdiğini belirterek, mevcut düzenlemenin yerli şirketlerin iş yapma biçimini değiştireceğini savundu.

CTP’nin iktidara gelmesi halinde fiber optik projesini sürdüreceğini ancak modeli değiştirmek için yeniden müzakere yürüteceğini belirten Talat, yerli şirketlerin ve insan kaynağının korunacağı bir formül üzerinde çalışacaklarını söyledi.

10 Eylül 2026

Şahiner: Fiber optik protokolüyle ilgili eleştirilerimiz haklı çıktı

CTP Milletvekili Salahi Şahiner, Cumhuriyet Meclisi’nde fiber optik altyapıya ilişkin ek protokol hakkında yaptığı konuşmada, ana protokole yönelik daha önce dile getirdikleri eleştirilerin ek protokolle birlikte haklılığının ortaya çıktığını savundu.

Şahiner, ana protokol hazırlanırken daha katılımcı ve şeffaf bir süreç yürütülmesi, sektör paydaşlarının ve uzmanların görüşlerine başvurulması gerektiğini belirterek, “Keşke burada bu işe girmeden önce daha katılımcı, daha şeffaf, paydaşların içerisinde olacağı bir yapı olsaydı da iş buralara gelmeseydi” dedi.

Fiber optik altyapının ülkenin dijital geleceği açısından vazgeçilmez olduğunu söyleyen Şahiner, CTP’nin yıllardır bu yatırımın yapılması gerektiğini savunduğunu ifade etti. Şahiner, hükümetin bu alanda yeterli plan ve program ortaya koymadığını iddia etti.

“Yetişmiş insan kaynağına başvurmadınız”

Şahiner, ülkede fiber optik alanında yetişmiş ciddi bir insan kaynağı bulunduğunu belirterek, protokol hazırlanırken bu kişilerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanılmadığını savundu.

Hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Şahiner, “Bu protokoller hazırlanırken bilgisine, birikimine başvurmadınız. Bir kapısını çalmadınız, sormadınız” ifadelerini kullandı.

CTP’nin Türk Telekom ile iş birliğine karşı olmadığını belirten Şahiner, yerli işletmelerin de dahil edileceği ve karşılıklı faydaya dayanan bir model önerdiklerini söyledi. Ek protokolle daha önce yaptıkları eleştirilerin bir kısmının giderilmeye çalışıldığını ancak düzenlemeyi halen yeterli bulmadıklarını kaydetti.

“Yerli internet şirketleri komisyoncu durumuna düşüyor”

Şahiner, mevcut modelde yerli internet servis sağlayıcılarının altyapıyı kuracak şirketin ürünlerini satan bir konuma indirgeneceğini savundu.

“ISP’lerimiz, ISS’lerimiz bu protokol ile birlikte altyapıyı kuracak olan şirketin oluşturduğu ürünleri sadece satacak bir komisyoncu durumuna düşüyor” diyen Şahiner, yerli şirketlerin ve yetişmiş insan kaynağının sistem içerisinde daha etkin kullanılabileceği farklı bir yapı kurulması gerektiğini söyledi.

“Ortada hâlâ plan ve proje yok”

Fiber optik yatırımının maliyetine de değinen Şahiner, geçmişte 30 milyon dolar olarak dile getirilen rakamın daha sonra 130 milyon dolara kadar çıktığını belirtti.

Şahiner, yatırımın hangi bölgelere, hangi sistemlerle ve hangi takvim içerisinde yapılacağına ilişkin yeterli bir plan bulunmadığını savunarak, “Nereye hangi sistemler kurulacak? Ne kadarlık bir kaynak aktarılacak? Kapasitesi ne olacak? Takvimlendirmesi nasıl olacak? Bunlarla ilgili hiç ama hiçbir plan proje yok” dedi.

İhale yapılmamasını da eleştirdi

Şahiner, yatırımın ihale yöntemiyle yapılmamasına da tepki göstererek, ihale açılması halinde kamu maliyesi ve kamu menfaatinin daha iyi korunabileceğini savundu.

Türk Telekom gibi güçlü bir şirketin ihaleden çekinmeyeceğini ifade eden Şahiner, ihale yöntemiyle yerli insan kaynağının da daha fazla değerlendirilebileceği bir model oluşturulabileceğini söyledi.

Şahiner, CTP’nin fiber optik altyapının ülkeye gelmesini desteklediğini ve Türk Telekom ile iş birliğine karşı olmadığını yineleyerek, ana protokolün eksiklikleri nedeniyle ilerleyen dönemde yeni ek protokollere ihtiyaç duyulabileceğini savundu.

10 Eylül 2026

Kimliksizler Derneği’nden Hristodulidis’e “gerçekleri söyleyin” çağrısı

Kimliksizler Derneği Başkanı Can Azer, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığına ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.

Azer, vatandaşlık meselesinin bir “güven artırıcı önlem” değil, doğrudan bir insan hakkı ve hukuk sorunu olduğunu vurguladı.

Azer, Dernek adına yaptığı yazılı açıklamada, Hristodulidis’in “2024’te yeni kriterler belirlendi” sözlerinin gerçeği yansıtmadığını kaydederek, aslında 2007’deki kriterlerin hâlâ geçerli olduğunu, sadece 2024’te yıllardır bekletilen başvuruların incelenmeye başlandığını belirtti.

Vatandaşlığın, bir “lütuf” değil, devletin yerine getirmesi gereken idari yükümlülük olduğunu kaydeden Azer, karma birlikteliklerden doğan çocukların “vatandaşlık talep eden yabancılar” gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu, bu çocukların ebeveynlerinden birinin “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşı olduğunu hatırlattı.

Azer, açıklamasında, Avrupa Birliği’nin (AB) ayrımcılık yasağına dikkat çekerek, AB değerlerinin bu çocuklar için de uygulanması gerektiği vurguladı ve “Bugün karma birlikteliklerden doğan binlerce çocuk, anne veya babasının kimliği üzerinden kendi kimliği hakkında belirsizlik yaşamaktadır. Bu çocuklara yıllarca ‘bekleyin’ denmektedir. Sonra başvuruları incelendiğinde önlerine 2007 yılında oluşturulmuş kriterler konulmaktadır. Bütün bunların üzerine de bunun bir ‘ayrımcılık olmadığı’ söylenmektedir. İşte bizim itirazımız tam olarak bunadır.” ifadelerini kullandı.

Azer, vatandaşlık meselesinin siyasi pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini belirterek, “Kimlik bir lütuf değildir, vatandaşlık siyasi bir ödül değildir ve bir çocuğun kimliği, devletin siyasi tercihleri arasında sıkıştırılabilecek bir pazarlık konusu değildir.” ifadelerini kullandı ve Rum lider Hristodulidis’e seslenerek “Gerçekleri söyleyin, kriterleri açıkça ortaya koyun ve çocukların haklarını güvence altına alın” çağrısı yaptı.

10 Eylül 2026

Çiftçi: KKTC’nin TDT toplantılarında yer alması Teşkilata güç katar

Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen TDT İçişleri Bakanları 3. Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gözlemci ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Macaristan ve Türkmenistan’ın da toplantılarda yer almasının Teşkilata güç katacağına inandığını ifade etti.

Çiftçi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Yeni nesil suç örgütleri, zehir tacirleri, siber suçlar gibi bütün alanlarda işbirliğimizi güçlendirmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi.

Çiftçi, Astana’da düzenlenen TDT İçişleri Bakanları 3. Toplantısı’nda konuştu.

Bölgesel ve küresel çatışmaların arttığı, Gazze’de yaşananların ve bölgedeki saldırıların devam ettiği, uluslararası hukukun ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemden geçildiğine işaret eden Çiftçi, TDT ülkelerinin güvenlik alanındaki işbirliğinin önemini vurguladı.

Toplantının hayırlı sonuçlar doğurmasını dileyen Çiftçi, gözlemci ülkeler KKTC, Macaristan ve Türkmenistan’ın da toplantılarda yer almasının Teşkilata güç katacağına inandığını ifade etti.

“İŞBİRLİĞİMİZİN DAHA İLERİYE TAŞINDIĞINI MEMNUNİYETLE MÜŞAHEDE EDİYORUZ”

Çiftçi, İçişleri Bakanlıkları arasındaki işbirliğinin her toplantıyla daha ileri taşındığını belirterek, Bakü’deki toplantının ardından kolluk eğitimi, suçla mücadele ve göç yönetimi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğinin güçlendirildiğini söyledi.

Bu süreçte imzalanan hukuki metinlerle ortak çalışmaların hukuki zemininin de sağlamlaştırıldığını aktaran Çiftçi, geçen yıl kurulan “Türk Devletleri Polis Akademileri Platformu”nun akademik ve mesleki kapasiteye önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.

YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Çiftçi, TDT ülkeleri arasında suçla mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek “Yeni nesil suç örgütleri, zehir tacirleri, siber suçlar gibi bütün alanlarda işbirliğimizi güçlendirmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi.

Yasa dışı bahis, kumar ve şans oyunlarıyla mücadelenin TDT’nin 2027-2031 Strateji Belgesi’ne eklenmesini faydalı gördüklerini söyleyen Çiftçi, bu konunun 13. Devlet Başkanları Zirvesi’nde ele alınmasını önerdi.

ARANAN ŞAHISLARIN YAKALANMASI İÇİN ORTAK MEKANİZMA ÖNERİSİ

Suçla mücadelenin önemli unsurlarından birinin aranan şahısların yakalanarak adalete teslim edilmesi olduğunu belirten Çiftçi, yeni nesil organize suç örgütlerinin faaliyetlerini farklı ülkeler üzerinden sürdürebildiğine işaret etti.

Çiftçi, uluslararası işbirliğinin önemini vurgulayarak, bu yıl INTERPOL kanalıyla kırmızı bülten ve difüzyonla aranan 409 kişinin yakalandığını, kırmızı bülten ve uluslararası seviyede aranan 657 kişinin de Türkiye’ye getirildiğini söyledi.

TÜRKPOL ÖNERİSİ

Çiftçi, TDT ülkeleri arasında suçla mücadele alanında yeni bir kurumsal mekanizma oluşturulmasını önerdiklerini belirterek, “Suçla Mücadele Konseyi”nin birçok alanda işbirliği için güçlü bir çatı oluşturacağını ifade etti.

Konseyin kurucu anlaşmasına ilişkin ilk toplantının temmuzda yapıldığını aktaran Çiftçi, oluşturulacak mekanizmanın aranan şahısların tespiti konusunda da ortak çalışma imkanı sağlayacağını dile getirdi.

Önerilen yapının gelecekte daha kapsamlı bir kuruma dönüşebileceğini anlatan Çiftçi, “EUROPOL ve ASEANAPOL gibi bu mekanizmanın ilerleyen dönemde TÜRKPOL (Türk Devletleri Kolluk İş Birliği Ajansı) halini alabileceğini düşünüyoruz” dedi.

DÜZENSİZ GÖÇ VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞIYLA MÜCADELE

Toplantının önemli gündem maddelerinden birinin düzensiz göç ve göçle bağlantılı suçlarla mücadele olduğunu belirten Çiftçi, ülkeler arasındaki dayanışmanın artırılması gerektiğinin altını çizdi.

Kazakistan’ın ev sahipliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Çiftçi, TDT İçişleri Bakanları 4. Toplantısı’nda mevkidaşlarını Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyacaklarını sözlerine ekledi.

10 Eylül 2026

Arıklı’nın, görevine son verilmesi tezkeresi Meclis Genel Kurulu’nda okundu

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, olağanüstü toplandı.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın görevine son verilmesine ilişkin Başbakan tarafından Cumhurbaşkanlığına sunulan tezkere, Meclis Genel Kurulunda okundu.

Genel Kurulda, Filo Jet faciasının nedenleri, izin ve denetim süreçleri ile olası ihmal ve idari sorumlulukların araştırılmasına yönelik iki ayrı Meclis araştırması önergesinin ön görüşmesi yapılacak. CTP Grubu’na bağlı bazı milletvekillerinin sunduğu önergede, facianın nedenleri, izin ve denetim süreçleri ile olası ihmal ve idari sorumlulukların araştırılması talep ediliyor.

Meclis’in 3’üncü Olağanüstü Birleşimi’nde, KKTC ile Türkiye arasında fiber optik altyapının geliştirilmesine ilişkin iş birliği protokolünde değişiklik öngören ek protokolün onay yasa tasarısı görüşülecek.

Genel Kurulda ayrıca, yeniden görüşülmek üzere komiteye geri alınan Seçim ve Halkoylaması (Değişiklik) Yasa Önerisi, Kamu Görevlileri (Değişiklik No:3) Yasa Önerisi ile Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş-Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik No:3) Yasa Önerisi ele alınacak.

10 Eylül 2026

Gazimağusa ve Güzelyurt’ta asayiş ve trafik denetimi

Gazimağusa ve Güzelyurt Polis Müdürlükleri’nin sorumluluk alanlarında dün 20.00-24.00 saatleri arasında eş zamanlı asayiş ve trafik denetimleri yapıldı.

Polis basın bültenine göre, Gazimağusa’da gerçekleştirilen denetimlerde; eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, gece kulüpleri, kumarhaneler, bahis ofisleri, kahvehaneler ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerler kontrol edildi. Denetimlerde ülkede izinsiz ikamet ettiği tespit edilen 10 kişi tutuklandı.

Kumarhanede bulunmaları yasak olmasına rağmen, kumarhanede tespit edilen 23 kişiye de idari para cezası kesilerek aleyhlerinde yasal işlem başlatıldı.

 Trafik denetimleri

Bin 258 araç sürücüsünün kontrol edildiği trafik denetimlerinde ise; sürücülerin 141’i yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 29’u seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak, 16’sı muayenesiz araç kullanmak, 11’i trafik levha ve işaretlerine uymamak, 4’ü sigortasız araç kullanmak, 2’si alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 2’si aracın ışık kurallarına uymamak, 1’i sürüş ehliyetsiz ve sigorta kapsamaksızın araç kullanmak, 1’i sürüş esnasında cep telefonu kullanmak,1’i elektrikli scooterlerin kullanım kurallarına uymamak ve 129 araç sürücüsü  diğer trafik suçlarından ceza aldı.

Toplam 337 araç sürücüsü çeşitli trafik suçlarından rapor edilerek aleyhlerinde yasal işlem başlatıldı, 3 araç ise trafikten men edildi.

Güzelyurt

Güzelyurt’taki denetimlerde ise; eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, bahis ofisleri, kahvehaneler ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerler kontrol edildi. Denetimlerde tasarruflarında kanunsuz uyuşturucu madde tespit edilen 4 kişi tutuklandı.

Trafik denetimlerinde ise 678 araç sürücüsü kontrol edildi. Sürücülerin 29’u yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 7’si seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak, 5’i emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 3’ü aracın camlarına görüşü engelleyici cam filmi yapıştırmak, 3’ü susturucusuz egzozlu araç kullanmak, 1’i aracın ışık kurallarına uymamak, 1’i elektrikli scooterlerin kullanım kurallarına uymamak ve 51’i diğer trafik suçlarından ceza aldı.

Toplam 100 sürücü çeşitli trafik suçlarından rapor edilerek aleyhlerinde yasal işlem başlatıldı.