08 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
11 Eylül 2026

Hristodulidis 23 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap edecek

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan geçici konuşmacı listesine göre, Rum Lider Nikos Hristodulidis, 23 Eylül’de New York’ta BM Genel Kurulu’na yıllık konuşmasını yapacak.

Hristodulidis, 23 Eylül sabah oturumunda konuşması planlanan 21 isim arasında 14’üncü sırada yer alıyor. BM Genel Kurulu’nun üst düzey görüşmeleri kapsamında, üye devletlerin temsilcileri hafta boyunca Genel Kurul kürsüsünden uluslararası topluma seslenecek.

Kıbrıs açısından yakından takip edilecek diğer konuşmalar arasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in hitapları da bulunuyor.

Erdoğan’ın 22 Eylül sabah oturumunda dördüncü konuşmacı olarak kürsüye çıkması, Miçotakis’in ise 24 Eylül öğleden sonraki oturumda konuşması öngörülüyor.

BM Genel Kurulu’nun ilk konuşmasını Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva yapacak. ABD Başkanı Donald Trump ise ikinci sırada kürsüye çıkacak.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 22 Eylül sabah oturumunun sondan bir önceki konuşmacısı olması planlanıyor. Hristodulidis’in konuşacağı 23 Eylül’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi isimler de Genel Kurul’a hitap edecek. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de aynı gün konuşacak.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 24 Eylül sabah oturumunun son konuşmacısı olması beklenirken, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile İrlanda Başbakanı Micheál Martin de aynı gün kürsüye çıkacak.

Çin Devlet Başkan Yardımcısı Han Zheng, 26 Eylül’de günün ilk konuşmasını yapacak. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar da aynı gün Genel Kurul’a hitap edecek.

Genel Kurul’daki konuşmaların 28 Eylül sabahı Yeni Zelanda temsilcisinin hitabıyla tamamlanması öngörülüyor.

Geçen yıl Kıbrıs sorunu öne çıkmıştı

Geçen yılki BM Genel Kurulu’nda Erdoğan, Hristodulidis ve Miçotakis’in konuşmalarında Kıbrıs sorunu önemli yer tutmuştu.

Erdoğan, Kıbrıs sorununda çözümün “federal model üzerine inşa edilemeyeceğini” savunmuş ve federal çözüm girişimlerinin Kıbrıs Rum tarafının tutumu nedeniyle başarısız olduğunu ileri sürmüştü.

Erdoğan ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlayan Doğu Akdeniz projelerinin başarılı olamayacağını belirtmişti.

Hristodulidis ise geçen yıl BM kürsüsünden Erdoğan’a sert ifadelerle yanıt vermişti. Türkiye’yi “barış ve hesap verebilirlik konusunda dünyaya vaaz verirken kendi eylemlerini görmezden gelmekle” suçlayan Hristodulidis, güç kullanımı sonucu ortaya çıkan hukuka aykırı durumların tanınamayacağını savunmuştu.

Hristodulidis, Erdoğan’a müzakereler yoluyla kapsamlı bir çözüme katkı koyma çağrısında bulunarak, Kıbrıs’ın siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temelinde yeniden birleşmesini istediğini belirtmişti.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis de konuşmasında Kıbrıs konusuna değinmiş; Türkiye’yi “yasadışı işgal ve askeri işgali sürdürmekle” suçlamıştı. Miçotakis, Yunanistan’ın Kıbrıs’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne bağlılığını yineleyerek, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon temelindeki çözümü desteklediklerini ifade etmişti.

11 Eylül 2026

Larnaka Havalimanı’nda bir uçağa bomba ihbarı yapıldı

Güney Kıbrıs’ta Larnaka Havalimanı’ndan sefere hazırlanan bir yolcu uçağında bomba olduğuna dair ihbar yapılması üzerine yolcularının tahliye edildiği bildirildi.

Rum basınında yer alan haberlere göre, Larnaka’dan İtalya’ya gitmek üzere pist başında sefere hazırlanan bir yolcu uçağında bomba olduğuna dair ihbar yapıldı.

Gelen ihbar üzerine uçak pist başından geri döndürülüp tekrar aprona çekilerek yolcular tahliye edildi.

Polis yetkilileri olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

11 Eylül 2026

Herzog-Hristodulidis görüşmesinde GSI ve savunma iş birliği gündeme alındı

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Güney Kıbrıs’a dün gerçekleştirdiği kısa süreli resmi ziyaret ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’le yaptıkları görüşme bugünkü Rum basınında da yer buldu.

Fileleftheros gazetesi “Kıbrıs İsrail ve Lübnan’la Üçlü Görüşmeye Hazır- İsrail ile Lübnan’ın Yakınlaşması İçin Kıbrıs’ta Üçlü Görüşme” başlıklı haberinde Hristodulidis ile Herzog arasında dün ele alınanlara dayanarak, Güney Kıbrıs’ın İsrail ile Lübnan arasında iletişim köprüsü olabileceğini yazdı.

İki başkanın görüşmesinin gündeminde İsrailli savunma şirketlerinin adadaki faaliyetlerini genişletmeleri olasılığının bulunduğunu da kaydeden gazete, iki başkanın başkanlık sarayındaki görüşme ve çalışma yemeğinin ardından açıklama yapmadıklarını belirtti.

Ancak gazete bunun hemen akabinde “ortaya çıkan bilgilerin”, iki liderin baş başa ve genişletilmiş görüşmelerde üzerinde durduğu konular açısından son derece ilgi çekici olduğuna işaret etti.

Gazete Herzog’un başkanlık ofisi içerisinde yaptığı açıklamada Güney Kıbrıs, Lübnan ve İsrail cumhurbaşkanları arasında üçlü bir görüşme yapılması arzusunu dile getirdiğini ve bölgede barışa doğru ilerlemenin kendisi için bir hayal olduğunu vurguladığını iletti.

Gazete “konu hakkında bilgi sahibi yetkili kaynaklara” dayanarak Herzog’un bu ifadesinin Lübnan’a da yönelik bir mesaj olduğunu ve iki ülkenin anlaşma olasılığı bulunduğunu da kaydetti.

Gazete Lefkoşa Rum kesiminin mesajının ise, iki komşu ülkenin ilişkilerinde ortaya çıkan meselelerin kendisine bağlı olmadığı şeklinde olduğunu iletti.

Rum kesiminin Lübnan ve İsrail’in ele almaları gereken kendi iç sorunları olduğunu anladığı kaydedilen haberde Lübnan ve İsrail’in istemesi halinde başkanlar düzeyinde üçlü bir görüşmeye ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu belirttiği de yer aldı.

Gazeteye göre “aynı kaynaklar” görüşmede Rum kesiminin savunma sektöründeki ve planlamasındaki iş birliğinin de ele alındığını ve iki tarafın Güney Kıbrıs’ın silahlanma programı temelinde daha spesifik olarak ne elde edebileceği konusunda temasta olacaklarını belirtti.

İsrail’in Güney Kıbrıs’ın savunma ekipmanının en büyük tedarikçilerinden biri olduğunu kaydeden gazete, Lefkoşa Rum kesimindeki “hükümet kaynaklarından elde edinilen bilgilerin”, İsrailli savunma şirketlerinin AB’nin SAFE programından potansiyel anlamda faydalanabilmek için Güney Kıbrıs’a gelmeye ve ülkede faaliyet göstermeye ilgi gösterdiklerine işaret etti.

 GSI ve enerji meseleleri

Gazete, İsrail’in bağlantının Güney Kıbrıs-İsrail kısmının ilerlemesini istedikleri için görüşmede Great Sea Interconnector (GSI) projesi konusunda da bilgilendirilmeyi talep ettiklerini yazdı. Haberde  Hristodulidis’in ise “İsai” ve “Afrodit” yatakları konusunu ortaya koyduğu da belirtildi.

Gazete “aynı kaynaklara” dayanarak Hristodulidis’in iki ülke arasında çifte vergilendirmeden kaçınılması anlaşmasıyla ilgili planlarla alakalı ve 2011 yılından bu yana belirsizliğini koruyan konuyu gündeme getirdiğini de ifade etti.

Yapılan istişarelerde Afik Group CEO’su Simon Aykut’un tutuklanmasının ardından KKTC’deki İsrailli yatırımcıların sayısının hızla azaldığı ve İsrail devletinin KKTC’deki mülklerle ilgili bir bilgilendirme kampanyası düzenlediğine atıfta bulunulduğu da öne sürüldü.

Gazete haberinin devamında Hrisodulidis’in Herzog’u başkanlık konutunda karşılaması esnasında yaptığı konuşmaya ve görüşmenin ardından Herzog’un söylediklerine de yer verdi.

Gazeteye göre, Herzog hayalinin Lübnan, Güney Kıbrıs ve İsrail başkanlarıyla Güney Kıbrıs’ta da görüşebilmek olduğunu ve bir gün bunu gerçekleştirebilmeyi umduğunu da dile getirdi.

Bölgede barışa doğru ilerlemeleri gerektiğini kaydeden Herzog, bölge ve dünyanın iyiliği için terörizmin kontrol altına alınması ve ortadan kaldırılmasının da sağlanması gerektiğine de işaret etti.

Alithia gazetesi ise “Lübnan’la Üçlü Görüşme Masada- İsrail Cumhurbaşkanı Lefkoşa’da” başlıklı haberinde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in dün Herozg’la başkanlık konutunda yaptığı görüşmede Rum Yönetiminin, Güney Kıbrıs, İsrail ve Lübnan arasındaki üçlü bir görüşmeye ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söylediğini iletti.

Üçlü görüşmeyle ilgili önerinin Herzog tarafından ortaya konulduğunu yazan gazete, önerinin bölgedeki istikrarsızlık ve İsrail ile Lübnan arasındaki kırılgan ilişkiler dolayısıyla özel bir siyasi önem kazandığına da işaret etti.

 Herzog’un ziyareti protesto edildi

Haravgi’de yer alan bir haberde ise İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un ziyareti dolayısıyla “Tüm Kıbrıs Barış Konseyinin” dün bir protesto gösterisi düzenlediği belirtildi.

Rum Başkanlık Konutu dışında toplanan yüzlerce kişinin Herzog’un ziyaretiyle ilgili öfkelerini dile getirdiklerini yazan gazete, protesto gösterisine çeşitli savaş karşıtı örgütlerin katıldığını, organizatörlerin Hristodulidis-Herzog görüşmesine şiddetle karşı olduklarını belirterek bunu büyük bir “meydan okuma olarak” tanımladıklarını ekledi.

Konuyla ilgili haberler Haravgi’de “Lefkoşa Kıbrıs-İsrail-Lübnan Üçlü Görüşmesine Hazır- Savunma İş birliği, Ekipmanlar ve Enerji Meseleleri Temasların Merkezinde”, Politis’te ise “Kıbrıs ve İsrail arasında Üst Düzey Temaslar- Isaac Herzog’un Lefkoşa’ya Yaptığı Ziyaret İki Ülke Arasındaki İlişkilerin Düzeyine İşaret Ediyor” başlıklarıyla yer aldı.

11 Eylül 2026

Ürün Güvenliği ve Metroloji Laboratuvarı’nda çalışmalar başladı

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Ürün Güvenliği ve Metroloji Laboratuvarı’nda görevlilerin çalışmaya başladığını duyurdu.

Bakan Amcaoğlu, KKTC’de piyasaya sürülen ürünlerin insan sağlığına, can ve mal güvenliğine ve tüketici haklarına uygun olup olmadığını teknik olarak test etmek için yaşama geçirilecek laboratuvarın tüm ada genelinde bir ilk olacağını bir kez daha yineledi ve “ülkemize hayırlı olsun” dedi.

Bakan Amcaoğlu, ay sonu itibarı ile laboratuvarın tam kapasite ile çalışmaya başlayacağına dikkat çekti.

Bakan Amcaoğlu, bakanlık basın bürosu aracılığı ile yaptığı açıklamada, bundan böyle KKTC’ye ithal edilen veya ülkede üretilen bir ürünün güvenlik standartlarına uygun olup olmadığını, elektrikli ürünlerin güvenli çalışıp çalışmadığını, oyuncakların çocuklar açısından tehlike oluşturup oluşturmadığını, bazı kimyasal maddelerin mevzuattaki sınırları aşıp aşmadığını laboratuvar testleriyle belirleyebileceklerini kaydetti.

11 Eylül 2026

Araştırma: Gece uykusunda maruz kalınan ışık kalp sağlığına zarar verebilir

European Heart Journal’da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, gece uykusu sırasında ışığa maruz kalmak kalbin yapısında ve işlevinde potansiyel olarak zararlı değişikliklere yol açabilir.

Daha önceki araştırmalar, ışık altındaki gece uykusu ile koroner arter hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç riskinin artması arasında bir bağlantı olduğunu göstermişti.

Ancak yeni çalışma, bu durumun kalbin yapısını ve işlevini nasıl etkilediğini inceleyen ilk araştırma olma özelliğini taşıyor.

TRT Haber’in aktardığına göre araştırmacılar, başlangıçta kardiyovasküler hastalığı olmayan 11 bin 71 katılımcının verilerini inceledi.

Katılımcılar bileklerinde ışık ve hareket sensörleri taşıdı ve birkaç yıl sonra kalp MR’ları çekildi.

Araştırmacılar, gece uykusu sırasında neredeyse hiç ışığa maruz kalmayan kişileri, çok loş bir oda seviyesi olan en az üç güçlü ışığa maruz kalanlarla karşılaştırdı.

Pencereden sızan sokak lambası, radyo saat ışığı ve elektronik cihazlardaki LED ışıkların çalışmada olası kaynaklar arasında yer aldığı ifade edildi.

Gece uykusunda üç seviye üzerindeki her ışık maruziyetinin ölçülebilir kardiyovasküler hasarla ilişkili olduğu görüldü.

En yüksek ışık maruziyeti grubundaki katılımcıların, en karanlık odalarda uyuyanlara kıyasla sol ventriküllerinde ortalama yüzde 2,4 büyüme, kalp duvarında yüzde 1,5 kalınlaşma ve kalbin kasılma yeteneğinde yüzde 1,9 azalma tespit edildi.

Araştırma, en yüksek ışık grubundaki kişilerin, en düşük ışık grubuna göre yüzde 29 daha yüksek kalp yetmezliği, yüzde 24 daha yüksek kalp krizi, yüzde 33 daha yüksek felç ve yüzde 26 daha yüksek kardiyovasküler ölüm riskine sahip olduğunu ortaya koydu.

Uzmanlar, karartma perdeleri kullanmak, yatak odasında sıcak renkli aydınlatmalar tercih etmek ve ev aletlerindeki küçük LED ışıkları kapatmak gibi basit ve ucuz önlemler alınabileceğini vurguluyor.

11 Eylül 2026

Avcıoğlu, araçlarda yangın tüpü bulundurma zorunluluğu getiren uygulamayı eleştirdi

Halkın Partisi (HP) Merkez Yönetim Kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, araçlarda yangın tüpü bulundurma zorunluluğu getiren uygulamayı eleştirerek, bu düzenlemenin özellikle elektrikli araçlar açısından “yetersiz” kaldığını belirtti.

Araçlarda yangın söndürme tüpü bulundurma zorunluluğu, kesilen cezalar ve tüplerin fiyatları üzerinden süren tartışmaya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Avcıoğlu, “Yollarda ve evlerde mühendislikten uzak dayatmalarla can güvenliği sağlanamaz” ifadelerini kullandı.

Avcıoğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın gündeme getirdiği Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Tüzüğü taslağında akülü depolama sistemlerine ilişkin standartlarda ve denetimde eksiklik olduğunu savundu.

İtfaiye teşkilatının altyapısına yönelik sorular yönelten Avcıoğlu, teşkilatın, lityum-iyon batarya yangınlarına müdahale için teknik donanıma ve meslek içi eğitime sahip olup olmadığını sordu.

“Elektrik araç yangınlarında toz tüpler terk edildi”

Ülkede araçlarda yangın söndürme tüpü bulundurma zorunluluğu, kesilen cezalar ve bu tüplerin yüksek fiyatları üzerinden tartışmalar yürütüldüğünü belirten Avcıoğlu, hükümetin tutumunu eleştirerek, amacın “halkın sırtına yeni mali yükler bindirmek ve denetimleri sadece bir ceza kesme mekanizmasına indirgemek” olduğunu ileri sürdü.

Yangın tüplerinin kullanımının, geleneksel araç yangınlarının başlangıç aşamasında önem taşıdığını belirten Avcıoğlu, elektrikli araçlarda ise geleneksel araç yangınlarından farklı bir durumun söz konusu olduğunu, dünya genelinde elektrikli araç yangınlarını söndürmek için geleneksel toz yangın tüplerinin tamamen terk edildiğini kaydetti.

“Çağdaş dünya ülkeleri ileri teknolojileri konuşup uygularken, bizde ise vizyonsuz mevzuatlarla halka çağ dışı dayatmalar yapılmaktadır.” diyen Avcıoğlu, “Hal böyleyken; elektrikli araçlarda bu standart tüpleri bulundurmanın mantığı nedir? Elektrikli araç sahiplerine gereksiz bu maliyeti yüklemenin sebebi nedir?” sorularını yöneltti.

“Denetimsiz ve standartsız akü zorunluluğu, yeni bir sistemik risk yaratıyor”

Yeni Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Tüzüğü taslağı konusunda eleştirilerde bulunan Avcıoğlu,  “Dürüst vatandaşı cezalandırıp kaçak kurulumu teşvik ederken, diğer yandan konutlar dahil yeni güneş enerjisi sistemlerinde dolaylı olarak akü ile depolama zorunluluğu getirmektedir.” ifadelerini kullandı.

Akü ile depolamanın, şebeke esnekliği için küresel bir trend olduğunu belirten Avcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ancak bu trend, arkasında uluslararası standartlar ve sıkı bir güvenlik kütüphanesiyle yürür. Bakanlığın taslağında ise bu standartların, kurulum ve projelendirme kriterlerinin tek bir satırı dahi yer almamaktadır. Standardı, denetimi ve yasal çerçevesi belirlenmemiş, ehliyetsiz ellerce kurulacak bu batarya sistemleri, en küçük bir elektriksel hatada evlerimizi, iş yerlerimizi birer saatli bombaya çevirecektir.”

“İtfaiye teşkilatı altyapıya ihtiyaç duyuyor”

İtfaiye teşkilatının kimyasal batarya yangınlarına müdahale edebilecek teknik donanıma ve meslek içi eğitime sahip olup olmadığını soran Avcıoğlu, itfaiye personelinin can güvenliğini riske atmadan kimyasal yangınlara müdahale edebilmesi için termal kameralardan özel kıyafetlere, batarya delme aparatlarından yeni nesil kimyasal söndürücü köpüklere kadar altyapıya ihtiyaç duyduğunu belirtti.

İtfaiye teşkilatına kimyasal risklere karşı özel bütçe ve ekipman ayrılıp ayrılmadığını, eğitim verilip verilmediğini soran Avcıoğlu, “Yollarda veya evlerde çıkacak olası bir batarya yangınında, personelimizi açığa çıkacak zehirli gazlardan ve patlama risklerinden koruyacak ekipman ve protokoller hazır mıdır?” dedi.

“Halkın can güvenliği vizyonsuz politikaların deneme tahtası değildir”

Avcıoğlu, “Kıbrıs Türk halkının sağlığı, can güvenliği ve adanın kısıtlı kaynakları, mühendislik tabanından uzak, vizyonsuz politikaların deneme tahtası yapılamaz.”  ifadelerini kullandı.

Yangın tüpü ve kontrolsüz akü depolama sistemleri konularında eleştiride bulunan Avcıoğlu, “Araçlarda demode yangın tüpü denetimlerine, elektrikli araçları ve evlerdeki kontrolsüz akülü depolama sistemlerini yasal boşluklara ve altyapısızlığa terk etmek devlet ciddiyetsizliğidir.” ifadelerini kullandı.

11 Eylül 2026

Kamu-İş, Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaptı

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş), okullarda 415 hademe eksikliği olduğuna işaret ederek, Milli Eğitim Bakanlığı’na, eğitim ve çocukların sağlığı açısından büyük önem taşıyan bu sorunu çözme çağrısında bulundu.

Kamu-İş, Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem ve basın açıklaması yaptı.

“Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” pankartı açan Kamu-İş, okullardaki taşeron sistemini eleştirdi. 

Kamu-İş Genel Başkanı Ahmet Serdaroğlu, bugün bakanlık önüne eleştiri ve kamuoyunu bilgilendirme amacıyla geldiklerini söyledi. 

Serdaroğlu, bakanlık önünde olduklarını çünkü sorunların bitmediğini bitecek gibi de görünmediğini kaydetti. 

Dün öğretmenlerin bugün de işçiler olarak kendilerinin bakanlık önünde olduğunu ifade eden Serdaroğlu, eğitimde çarpık bir düzen olduğunu, hademelerle ilgili konuda kişisel çıkarlar düşünülerek hareket edildiğini savundu.   

Serdaroğlu, okullarda 415 hademe eksikliği olduğunu, bakanlığın bu konuda adım atmadığını çünkü taşeronlara çıkar sağladıkları görüşünü dile getirdi.  

Hademe konusunda ihaleye çıkılmış gibi gösterildiğini ancak insan ticareti yapıldığını, taşeronlara iş verildiğini ileri süren Serdaroğlu, 415 kişi yerine tek bir kişiye ödeme yapılmak istendiğini söyledi. 

Hademe eksikliği ve değişikliklerin, çocukların düzenini, eğitimi bozduğunu ifade eden Serdaroğlu, çalışanların düzeninin de bozulduğunu, emeklerinin sömürüldüğünü kaydetti. 

Taşeronların kim olduğu belli olmayan kişileri işe aldığını, geçmişte “Çocukların taciz edilmesi” gibi vakalar yaşandığını, yeni dönemde de böyle bir olay yaşanması durumunda sorumlusunun bakanlık olacağını belirten Serdaroğlu, halkın, ülkedeki aksaklıklara, yanlışlara karşı tepki koymasını istedi. 

Bakanlığın sendikalarla çalışması durumunda sorunların toplumsal çıkarlar göz önünde bulundurularak çözüleceğine inanç belirten Serdaroğlu, bu konuda da Milli Eğitim Bakanı’nı eleştirdi. 

Serdaroğlu, ülkede eğitim hakkının bedava olması gerektiğini, ancak eğitim hakkı engellendiği için ailelerin özel okulları tercih etiğine işaret ederek, ailelerin haklı olarak çocuklarının daha iyi şartlarda eğitim almasını sağlamaya çalıştığını söyledi.  

Serdaroğlu, eleştirdiği hükümeti, ülkedeki sorunları kişisel değil toplumsal çıkarlar doğrultusunda çözmeye çağırdı. 

11 Eylül 2026

GSI projesinde siyasi hareketlilik: Maliyet, NAVTEX ve yatırım gündemde

Rum siyasi partilerin, deniz altı elektrik bağlantısı “Great Sea Interconnector” (GSI) projesiyle ilgili açıklamaları devam ediyor.

Filelefheros gazetesi ve diğer gazeteler, Rum siyasilerin, Yunanistan-Güney Kıbrıs arasında kurulacak ve daha sonra İsrail’in de katılacağı deniz altı kablo elektrik bağlantı projesi “Great Sea Interconnector”(GSI) konusunda yaptıkları açıklamalara yer verdi.

Habere göre DİSİ yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in GSI konusunda yapmış olduğu “Fransız Meridiam şirketinin projeye dahil olması ve projenin artık hayata geçirilmeye çok yakın olduğu” şeklindeki açıklamalarını “olumlu olarak kaydettiklerini” belirtti.

Hristodulidis’in, Meridiam’ın projeye dahil olmasının “belirleyici öneme sahip” olduğu yönündeki açıklamasına da yer verilen haberde, DİSİ’nin hükümetten bu yaklaşım ve pozisyonu başından itibaren ortaya koymasını talep ettiği ifade edildi.

DİSİ, geçen çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında da aynı talebi dile getirdiğini belirterek, Hristodulidis’i elektrik bağlantısı konusunda hükümet içerisinde bir pozisyon oluşturulmasını sağlamaya çağırdı.

DİSİ ayrıca hükümetin GSI konusundaki tutumundan geri adım atmaması ve çelişkili açıklamalarda bulunmaması temennisini dile getirdi.

 Stefanu’dan Keravnos’a mektup

Fileleftheros, aynı haberinde AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun Maliye Bakanı Makis Keravnos’a bir mektup gönderdiğini ve GSI konusunda birtakım sorular yönelttiğini yazdı.

Habere göre Stefanu, Keravnos’un ECOFİN toplantısında dile getirdiği projenin yüksek maliyeti ve Avrupa Birliği’nin değişen enerji öncelikleri konusunda izahat istedi.

GSI’ın nihai maliyeti hakkında da bilgi talep eden Stefanu, kablo maliyetinin 1,9 milyar euro olarak ifade edildiğini, ancak projenin toplam maliyeti konusunda kesin bir tablo bulunmadığına dikkat çekti.

Stefanu ayrıca, Avrupa Yatırım Bankası’nın GSI projesiyle ilgili incelemelerinin projenin ekonomik açıdan sürdürülebilir olmadığı sonucunu ortaya koyması halinde, anlaşma kapsamında Güney Kıbrıs’ın payına düşen 125 milyon euronun ödenmemesi veya ilgili taahhütlerin kaldırılması yönünde yasal olanak bulunup bulunmadığını da sordu.

 Papadopulos

Politis gazetesine göre DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos da bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, Hristodulidis’in açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Papadopulos, araştırmaların sürdürülmesi ve projenin hayata geçirilmesi yönünde ilerleme sağlanması amacıyla ileriki günlerde NAVTEX yayımlanmasını temenni etti.

Projeden yana tavır ortaya koyan Papadopulos, projenin Güney Kıbrıs açısından fayda sağlayacağını da savundu.

11 Eylül 2026

Gemi Faciasını Araştırma Komitesi toplandı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2026 tarihli 3’üncü Olağanüstü Birleşiminde almış olduğu kararla kurulan; 30 Ağustos 2026 Tarihinde Girne Limanı Açıklarında Meydana Gelen Gemi Faciasının Araştırılmasına İlişkin Meclis Araştırma Komitesi, dün gerçekleşen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının hemen ardından Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in çağrısıyla toplanarak Başkan ve Başkan Vekilini oybirliği ile seçti.

Buna göre Komite Başkanlığına UBP Milletvekili Sunat Atun, Başkan Vekilliğine ise CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay seçildi.

Komitenin diğer üyeleri ise UBP’den Resmiye Eroğlu Canaltay ve Hasan Küçük ile CTP’den Fikri Toros’dan oluşuyor.

Komite, Meclis Başkanı Öztürkler’in çağrısıyla Başkan ve Başkan Vekilinin seçilmesinin ardından, kendi arasında bilgilendirme toplantısı yaptı.

11 Eylül 2026

Gemi faciasında tutuklanan zanlılar 7 gün daha tutuklu kalacak

Girne açıklarında batan Filo Jet isimli yolcu gemisine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan 9 zanlı bugün yeniden Girne Kaza Mahkemesi huzuruna çıkarıldı.

Soruşturma kapsamında 31 Ağustos’ta Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarılan şirket direktörü A.Ö., gemi kaptanı M.Ö., ikinci kaptan M.S., baş makinist Z.Ö., ikinci makinist M.G. ile mürettebat S.E., K.K., V.H. ve R.İ. hakkında “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması bulunuyor.

Zanlılar soruşturma kapsamında 7 gün daha tutuklu kalacak.

Girne’de batan gemi

Girne Limanı ile Mersin’deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan “Filo Jet” isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı’na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.

Başbakan Ünal Üstel, gemide toplam 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğuna dikkati çekerek, geminin batmasının ardından 239 kişinin kurtarıldığını ifade etmişti.

Batan geminin enkazının Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulunduğu bildirilirken, gemideki 14 yolcu hayatını kaybetti, 14 kişinin bulunması için de çalışmalar devam ediyor.