07 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
21 Eylül 2026

CMIRS anketi: Halkın yüzde 85,6’sı ülkede işlerin yanlış gittiğini düşünüyor

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Eylül 2026 dönemine ilişkin araştırması, ülkedeki ekonomik durum, kurumlara güven, kamu yönetimi, temel sorunlar ve toplumun geleceğe ilişkin beklentilerine dair veriler ortaya koydu.

Eylül 2026 döneminde 500 kişiyle yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilen çalışma, CMIRS’in her üç ayda bir düzenli olarak yürüttüğü araştırmanın devamı niteliğinde. Çalışmada Kıbrıslı Türklerin siyasi güveni, sosyal güveni, bireysel özgüveni ve mutluluk algısı ölçülürken, bu oranların zaman içerisindeki ilişkisi ve yaşanan gelişmelerden nasıl etkilendiği de gözlemleniyor. Araştırmanın üç bölüm halinde yayımlanacağı belirtildi.

İŞLERİN YANLIŞ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANI YÜZDE 85,6

CMIRS Koordinatörü Mine Yücel’in araştırmaya ilişkin değerlendirmesine göre, ülkede işlerin yanlış gittiğine inananların oranı Eylül 2026’da yüzde 85,6 oldu.

Yücel, uzun dönemli trende bakıldığında işlerin yanlış yönde gittiği algısının dönemsel bir dalgalanmanın ötesinde süreklilik gösterdiğini belirtti. Bu algının 2022-2023 dönemindeki çok yüksek seviyelerin ardından 2024’te gerilediğini, ancak 2025 sonu ve 2026’nın ilk yarısında yeniden yükseldiğini ifade etti.

Yücel, Eylül 2026 araştırmasında işlerin yanlış gittiğine inananların oranında dikkat çekici bir düşüş yaşanmasına rağmen toplumun yalnızca yüzde 14,4’ünün işlerin doğru yönde gittiğine ilişkin algıya sahip olmasının genel beklenti ikliminin hâlâ belirgin biçimde negatif olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Bu nedenle yaşanan değişimin “memnuniyetin geri gelmesi” yerine “olumsuz algının yoğunluğunda azalma” şeklinde yorumlanmasının daha uygun olacağını belirten Yücel, işlerin doğru yönde gittiğine inananların yapısına bakıldığında bu artışın özellikle CTP’ye oy vermeyi düşünen kesim arasında gözlemlendiğini ifade etti.

İŞLERİN YANLIŞ YÖNDE GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANI

Dönem Oran
Temmuz 2017 %88,82
Aralık 2018 %81,16
Mart 2019 %75,58
Haziran 2019 %80,75
Eylül 2019 %69,48
Aralık 2019 %79,36
Mayıs 2020 %76,74
Haziran 2020 %76,90
Eylül 2020 %88,26
Aralık 2020 %86,63
Eylül 2021 %89,00
Aralık 2021 %93,39
Nisan 2022 %96,26
Haziran 2022 %97,42
Eylül 2022 %94,14
Aralık 2022 %91,74
Mart 2023 %95,20
Haziran 2023 %93,50
Eylül 2023 %90,30
Aralık 2023 %87,10
Mart 2024 %83,30
Haziran 2024 %82,50
Eylül 2024 %83,20
Aralık 2024 %85,10
Mart 2025 %87,77
Ağustos 2025 %84,40
Eylül 2025 %84,40
Aralık 2025 %90,00
Mart 2026 %90,40
Haziran 2026 %91,60
Eylül 2026 %85,60

Araştırmaya göre Eylül 2026’da ülkede işlerin doğru yönde gittiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 14,4 oldu.

ÜLKENİN EN ÖNEMLİ SORUNU EKONOMİ

Katılımcılara göre ülkenin en önemli sorunları sırasıyla ekonomik sorunlar, Kıbrıs Sorunu, sağlık sistemi, altyapı (elektrik sorunu), “yeteneksiz/beceriksiz siyasi liderler” ve artan fiyatlar/enflasyon olarak sıralandı.

Araştırmada ekonomik sorunların toplumun en önemli sorunu olarak öne çıkmaya devam ettiği belirtildi. Kıbrıs Sorunu önem sıralamasında ikinci sıradaki yerini korurken, sağlık sisteminin bu dönemde yükselerek üçüncü sıraya çıktığı kaydedildi.

“Yeteneksiz/beceriksiz” olarak nitelenen siyasi liderlerin önemli sorunlar arasında yer almaya devam etmesinin ülkedeki yönetim sorununa işaret ettiği değerlendirmesine yer verildi.

Araştırmaya göre ekonomik sorunların yanı sıra Kıbrıs Sorunu ve yönetim sorunlarının en büyük sorunlar arasında görülmeye devam etmesi, geleceğe ilişkin beklentilerin yalnızca ekonomik koşulların iyileşmesine değil, siyasal ve yönetsel alanda yaşanacak değişimlere de bağlı olduğunu gösteriyor.

Çalışmada, toplumun geleceğe ilişkin kaygılarının yalnızca hayat pahalılığı ve ekonomik belirsizliklerle sınırlı kalmadığı; ülkenin nasıl yönetildiği, kamu kurumlarının sorun çözme kapasitesi ve Kıbrıs Sorunu’nun geleceğine ilişkin belirsizliklerin de gelecek algısını şekillendirdiği ifade edildi.

Ekonomik koşullarda yaşanabilecek bir iyileşmenin dahi yönetim ve siyasal gelecek konusunda oluşan güvensizlikler giderilmediği sürece toplumun genel gelecek algısını bütünüyle değiştirmeyebileceği belirtildi.

TEK BİR SORUN ÇÖZÜLECEK OLSA İLK ÜÇ SIRADA HANGİLERİ VAR?

Katılımcılara, ülkede yalnızca bir sorunun çözülebilecek olması halinde hangi sorunun öncelikli olarak çözülmesi gerektiği de soruldu.

Buna göre ilk üç sırada hayat pahalılığı, altyapı ve Kıbrıs Sorunu yer aldı.

Sıra Çözülmesi öncelikli görülen sorun:

  1. Hayat pahalılığı
  2. Altyapı
  3. Kıbrıs Sorunu

EKONOMİK GELECEĞE İLİŞKİN BEKLENTİLER

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58,71’i iki yıl içerisinde kendi ekonomik durumunun daha kötü olacağını düşünüyor.

Katılımcıların yüzde 32,06’sı kendi mali durumunun iki yıl içinde aynı kalacağını belirtirken, yalnızca yüzde 9,22’si ekonomik durumunun daha iyi olacağını düşünüyor.

Kendi mali durumuna ilişkin beklenti oranı:

  1. Daha kötü olacak %58,71
  2. Aynı kalacak %32,06
  3. Daha iyi olacak %9,22

Ülke ekonomisine ilişkin beklentilerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 64,33’ü ülke ekonomisinin iki yıl içerisinde daha kötü olacağını düşünüyor.

Yüzde 27,25’lik kesim ülke ekonomisinin aynı kalacağını belirtirken, ülke ekonomisinin iki yıl içerisinde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 8,41’de kaldı.

Ülke ekonomisine ilişkin beklenti oranı:

  1. Daha kötü olacak %64,33
  2. Aynı kalacak %27,25
  3. Daha iyi olacak %8,41

KURUMLARA GÜVENDE İLK SIRADA POLİS, YARGI VE CUMHURBAŞKANLIĞI

CMIRS’in Eylül 2026 araştırmasına göre toplumda en çok güven duyulan kurumlar polis, yargı ve Cumhurbaşkanlığı oldu.

En az güven duyulan kurumlar ise hükümet, Meclis, siyasi partiler ve finansal kurumlar olarak sıralandı.

EYLÜL 2026 KURUMLARA GÜVEN VERİLERİ

Kurum Güven
Polis 3,61
Yargı 3,53
Cumhurbaşkanlığı 3,28
Ombudsman 3,00
Sendikalar 2,69
Medya 2,68
Siyasi partiler 2,49
Finansal kurumlar 2,49
Meclis 2,37
Hükümet 2,19

KURUMLARDAN MEMNUNİYETTE POLİS VE YARGI İLK SIRADA

Araştırmada kurumlara yönelik memnuniyet verileri de yer aldı.

Eylül 2026 verilerine göre en çok memnun olunan kurumlar polis ve yargı, Cumhurbaşkanlığı ve Ombudsman olarak sıralandı. En az memnun olunan kurumlar ise hükümet, Meclis ve finansal kurumlar oldu.

Kurum Memnuniyet
Polis 3,53
Yargı 3,53
Cumhurbaşkanlığı 3,38
Ombudsman 2,98
Sendikalar 2,73
Medya 2,65
Finansal kurumlar 2,51
Meclis 2,44
Hükümet 2,31

ÜLKE YÖNETİMİNE İLİŞKİN MEMNUNİYET DÜŞÜK

Araştırmaya göre ülkede demokrasinin işleyişinden memnun olanların oranı yüzde 17,48 olurken, memnun olmayanların oranı yüzde 58,64 olarak ölçüldü.

Çevrenin korunmasından memnun olanların oranı yüzde 12,65’te kalırken, memnun olmayanların oranı yüzde 70,28 oldu.

Yargının siyasi etkilerden bağımsız işlemesinden memnun olanların oranı yüzde 18,07, memnun olmayanların oranı yüzde 55,62 olarak belirlendi.

Yolsuzlukla mücadele konusunda ülke yönetiminden memnun olanların oranı yüzde 11,44 olurken, memnun olmayanların oranı yüzde 65,46 olarak kaydedildi.

Nüfus kontrolü/planlaması konusunda memnun olmayanların oranı yüzde 70,88, memnun olanların oranı yüzde 8,84 oldu.

Trafikten memnun olanların oranı yüzde 14,66 olurken, memnun olmayanların oranı yüzde 66,66 olarak ölçüldü.

Ekonomi yönetiminden memnun olanların oranı yüzde 6,02, memnun olmayanların oranı yüzde 81,12 oldu.

Sağlık yönetiminden memnun olanların oranı yüzde 5,82 olurken, memnun olmadığını belirtenlerin oranı yüzde 80,72 olarak kaydedildi.

Eğitimden memnun olanların oranı yüzde 13,45, memnun olmayanların oranı yüzde 61,85 oldu.

Ulaşım ve altyapıdan memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 3,21’de kalırken, yüzde 86,95’lik kesim memnun olmadığını belirtti.

Kamu hizmetlerinden memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 5,22 olurken, memnun olmadığını belirtenlerin oranı yüzde 72,29 oldu.

Sosyal politikalar/sosyal destekten memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 8,03, memnun olmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 53,61 olarak ölçüldü.

Kıbrıs Sorunu ile ilgili müzakerelerden memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 14,85 olurken, memnun olmayanların oranı yüzde 50,6 oldu.

Güvenlikten memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 23,30, memnun olmayanların oranı ise yüzde 50 olarak belirlendi.

MEMNUNİYETSİZLİĞİN EN YÜKSEK OLDUĞU ALANLAR

Araştırmanın sonuç bölümünde, ülkede memnun olunmayan başlıklar oranlarıyla birlikte sıralandı:

Alan Memnun olmayanların oranı
Ulaşım ve altyapı %86,95
Ekonomi yönetimi %81,12
Sağlık yönetimi %80,72
Kamu hizmetleri %72,29
Nüfus kontrolü / planlaması %70,88
Çevrenin korunması %70,28
Trafik %66,66
Yolsuzlukla mücadele %65,46
Eğitim %61,85
Demokrasinin işleyişi %58,64
Yargının siyasi etkilerden bağımsız işlemesi %55,62
Sosyal politika / destek %53,61
Kıbrıs Sorunu görüşmeleri %50,60
Güvenlik %50,00

Araştırmanın sonuç bölümündeki sıralamaya göre ulaşım ve altyapı yüzde 86,95 ile ilk sırada, ekonomi yönetimi yüzde 81,12 ile ikinci, sağlık yönetimi ise yüzde 80,72 ile üçüncü sırada yer aldı.

21 Eylül 2026

Trump: Tüm İran’ı havaya uçurabilirim

Fox kanalından Trey Yingst’e konuşan ABD Başkanı, Tahran’ın taleplerini kabul etmemesi durumunda ülkeyi “havaya uçurmanın” gerekip gerekmeyeceğinin bir zaman meselesi olduğunu belirtti.

Trump, seçenekler arasında İran’ı tamamen silmek, ekonomik olarak çökmeye terk etmek veya bir anlaşma yapmak bulunduğunu ifade etti.

Bu açıklamalar, Tahran yönetiminin ABD ve Orta Doğu’da hata yapılması durumunda “ağır darbelerle” hedef alınacakları yönündeki uyarısının ardından geldi.

Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki Amerikalılar için güvenlik uyarısı yayımladı.

21 Eylül 2026

Adana’da 5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Saimbeyli olan 5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin yerin 7 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Adana’nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi.

Başkanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Adana ilimizin Saimbeyli ilçesinde saat 04.02’de meydana gelen ve Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri, Gaziantep illerimizde hissedilen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.”

Adana Valisi Mustafa Yavuz, depremin ardından TRT Haber’de açıklamalarda bulundu.

Yavuz’un açıklamaları şu şekilde:

“Geçmiş olsun dilerim. Deprem sonrasında tüm kurumlarımızla iletişim halindeyiz. Herhangi bir olumsuz ihbar yok, ekipler saha taramalarına devam ediyor. Ekiplerimiz sabah saatlerinde taramalarına devam edecekler. Adana merkezde biz depremi hissetmedik.”

21 Eylül 2026

Dev-İş’ten uyarı grevi: Kıbrıs Türk Petrolleri’nin uzlaşmaz tavrı karşısında kaçınılmaz oldu!

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş), Kıbrıs Türk Petrolleri Ltd.’de yaşanan sorunlar nedeniyle 2 saatlik uyarı grevi yapılacağını duyurdu.

Dev-İş Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, federasyona bağlı Kıbrıs Türk Petrol İşçileri Sendikası’nın örgütlü olduğu Kıbrıs Türk Petrolleri Ltd.’de çalışanların haklarına ilişkin uzun süredir devam eden sorunların çözülmediği belirtildi.

Açıklamada, Kıbrıs Türk Petrolleri Ltd. yönetiminin yönetsel değişiklikleri ve yeni müdür atamalarını gerekçe göstererek mevcut Toplu İş Sözleşmesi’ni (TİS) yenilemekten kaçındığı ve sendikanın diyalog ve uzlaşı girişimlerinin karşılıksız bırakıldığı ileri sürüldü.

“8 EMEKÇİ 4 AYDAN UZUN SÜREDİR İŞ VERİLMEDEN BEKLETİLİYOR”

DEV-İŞ, havalimanındaki faaliyet alanının değişmesi sonrasında boşa çıkan 8 nitelikli, kalifiye ve tecrübeli çalışanın 4 aydan uzun süredir herhangi bir iş verilmeden bekletildiğini iddia etti.

Söz konusu çalışanların ilgili birimin binasında boş oturtulduğu belirtilen açıklamada, bunun çalışanları değersizleştirmeye, mesleki olarak köreltmeye ve istifaya zorlamaya yönelik bir “psikolojik taciz (mobbing)” politikası olduğu ileri sürüldü.

Açıklamada, aynı işyerinde güvenlik görevlisi, kalifiye personel ve memur kadrolarında ciddi personel açıkları bulunduğu ve üretim ile hizmetlerin aksama noktasına geldiği savunuldu.

Sendikanın, söz konusu 8 tecrübeli çalışanın ihtiyaç duyulan boş kadrolara yerleştirilmesi yönünde yapıcı, yazılı ve resmi başvurularda bulunduğu ancak bu başvuruların işveren tarafından bugüne kadar cevaplandırılmadığı belirtildi.

“UYARI GREVİ KAÇINILMAZ HALE GELDİ”

İşverenin tutumunun çalışanlarda mağduriyet ve belirsizlik yarattığı ifade edilen açıklamada, tüm uyarıların dikkate alınmaması ve sunulan raporlara rağmen somut adım atılmaması nedeniyle 2 saatlik uyarı grevinin kaçınılmaz hale geldiği kaydedildi.

DEV-İŞ, eylemin işverene “akl-ı selimle hareket etmesi ve uzlaşı masasına dönmesi” için son bir çağrı olduğunu belirtti.

Açıklamada, işverenden olumlu, somut ve yapıcı bir geri dönüş alınmaması halinde Toplu İş Sözleşmesi, yasalar ve uluslararası mevzuattan doğan demokratik, sendikal ve hukuki hakların kullanılacağı ve eylemlerin büyütülerek sürdürüleceği ifade edildi.

DEV-İŞ açıklamasını, “Emekçinin haklı mücadelesi asla yalnız kalmayacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

21 Eylül 2026

Amedsporlu Krasniqi hakeme küfür etti: F**k off…

Süper Lig’in 6. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Amed Sportif Faaliyetler ile karşılaştı.

Diyarbakır Stadı’nda oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 3-2 kazandı.

Ancak karşılaşmada yaşanan bir an futbolseverlerin dikkatinden kaçmadı.

Mücadele 2-0 devam ederken Amedspor cephesi yaşanan bir pozisyonda hakeme itirazlarda bulundu.

HAKEMİN YÜZÜNE ‘F**K OFF’ DEDİ

Amed forması giyen Krasniqi’nin, hakem Ali Şansalan’a gördüğü sarı kartın ardından küfür ettiği (F**k off) kameralara yansıdı.

Ali Şansalan’ın yakında mesafeden edilen küfüre rağmen kırmızı kartını çıkarmaması sosyal medyada gündem oldu.

İşte o an…

21 Eylül 2026

Öğrenci taşımacılığı başlamadı: Sorumlusu Maliye Bakanlığı’dır

Kıbrıs Türk Çağdaş Kamu Araçları İşletmecileri Derneği (Kar-İş) ve Toplu Taşımacılar Birliği, öğrenci taşımacılığındaki sorunların çözümü için hükümet tarafından cuma gününe kadar süre istenmesine rağmen herhangi bir çözüm, öneri veya resmî belge sunulmadığını açıkladı.

İki örgüt, gerekli protokol ve yasal sözleşme zemini oluşturuluncaya kadar pazartesi günü de öğrenci taşımacılığına başlanmayacağını duyurdu. Ortak açıklamada, yaşanan sürecin sorumlusunun Maliye Bakanlığı olduğu belirtildi.

ÖĞRENCİ TAŞIMACILIĞINDA SON DURUM

Kar-İş ve Toplu Taşımacılar Birliği tarafından yapılan ortak açıklamada, çarşamba günü Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı temsilcileri ile toplu taşımacılar birliklerinin temsilcilerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildiği belirtildi.

Ortak açıklamaya göre toplantıda, öğrenci taşımacılığına ilişkin kriterlerin belirlenmesi amacıyla devlet tarafından yeni bir çalışma yapılacağı ifade edildi ve söz konusu çalışmanın hazırlanması için cuma gününe kadar süre istendi.

Hazırlanacak çalışmanın ve çözüm önerilerinin taşımacılara bildirileceğinin ifade edildiği kaydedilen açıklamada, taşımacıların ise süreç devam ederken öğrencilerin yasal ve güvenli bir zeminde taşınabilmesi için ön protokol imzalanmasını talep ettiği belirtildi.

Bu protokolde, ek sözleşmelerin hazırlanacağının açıkça güvence altına alınmasının istendiği ifade edilen açıklamada, gerekli şartların yerine getirilmesi halinde taşımacıların iyi niyet göstergesi olarak öğrenci taşımacılığına başlayabileceklerini bildirdikleri aktarıldı.

Ancak yapılan görüşmelerde bu konuda herhangi bir sonuca varılamadığı belirtildi.

“CUMA GÜNÜ MESAİ SONA ERDİ, HERHANGİ BİR BELGE ULAŞMADI”

Kar-İş ve Toplu Taşımacılar Birliği’nin ortak açıklamasında, cuma günü kamu mesaisinin sona ermesine rağmen taraflara herhangi bir çözüm, öneri veya resmî belge iletilmediğine dikkat çekildi.

Açıklamada, “Bu konuda tarafımıza iletilmiş herhangi bir çözüm, öneri veya resmî belge bulunmamaktadır” denildi.

Taşımacıların, öğrenci taşımacılığının sürdürülebilir ve güvenli şekilde yapılabilmesi için gerekli yasal zeminin oluşturulmasını beklediği vurgulandı.

PAZARTESİ GÜNÜ DE BAŞLAMAYACAK

Kar-İş ve Toplu Taşımacılar Birliği, gerekli protokol ve yasal sözleşme zemini oluşturuluncaya kadar pazartesi gününden itibaren öğrenci taşımacılığına başlamama kararlarının devam edeceğini açıkladı.

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Gerekli protokol ve yasal sözleşme zemini oluşturuluncaya kadar pazartesi gününden itibaren öğrenci taşımacılığına başlamama kararımız devam etmektedir.”

“SORUMLUSU MALİYE BAKANLIĞI’DIR”

Ortak açıklamada, yaşanan sürecin sorumluluğunun Maliye Bakanlığı’nda olduğu ifade edildi.

Taşımacılar, çözüm için kendilerinden süre istenmesine rağmen cuma günü mesai bitimine kadar herhangi bir somut adım atılmamasının belirsizliği devam ettirdiğini belirtti.

Açıklamada ayrıca hükümetin öğrenci taşımacılığı sektörünün önünü görebileceği kapsamlı ve net bir planlama ortaya koymadığı yönündeki değerlendirmeye de yer verildi.

TAŞIMACILARIN TALEPLERİ NET

Kar-İş ve Toplu Taşımacılar Birliği’nin açıklamasında çözüm için temel beklentiler şöyle sıralandı:

  • Ön protokolün imzalanması
  • Ek sözleşmelerin hazırlanacağının güvence altına alınması
  • Öğrenci taşımacılığı kriterlerinin netleştirilmesi
  • Ödeme süreçlerinin belirlenmesi
  • Taşıma fiyatlarının düzenlenmesi
  • Öğrenci sayıları ve güzergâhların netleştirilmesi
  • Taşımacılığın yasal ve güvenli bir zemine oturtulması

Kar-İş ve Toplu Taşımacılar Birliği, gerekli şartlar yerine getirilmeden öğrenci taşımacılığının başlatılmasının mümkün olmadığını belirterek, pazartesi günü de taşımacılığa başlanmayacağını kamuoyuna duyurdu.

21 Eylül 2026

Çavuşoğlu: Öğrencilerimiz bir gün daha taşınamayacak, eğitim kaybına yol açan bu tutumdan vazgeçin

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kar-İş ve KTTTB’nin bugün de öğrenci taşımacılığına başlamayacağını belirterek, “Eğitimdeki taşıma sorununu bir gün daha uzatmışlardır.” dedi.

Taşımacılık temsilcileriyle dün yapılan toplantı sonrası hazırlanan protokolün taraflara iletildiğini, Bakanlık olarak imzaya hazır olunduğunun bildirildiğini kaydeden Çavuşoğlu, müsteşar başkanlığındaki ekibin saat 23.30’a kadar Bakanlıkta imza için beklediğini, ancak taraflardan herhangi bir geri dönüş alınmadığını ifade etti.

Çavuşoğlu, tüm taşımacıları ortaya çıkan protokolü ivedilikle değerlendirmeye çağırarak, eğitim kaybına yol açan bu tutumdan vazgeçmeleri gerektiğini vurguladı.

  “Gerek hükümet gerekse Bakanlık büyük bir emek ortaya koydu”

Çavuşoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Kıbrıs Türk Çağdaş Kamu Araçları İşletmecileri Derneği (Kar-İş) ve Kıbrıs Türk Toplu Taşımacılar Birliği (KTTTB) ile gerçekleştirilen toplantı sonrası yazılı açıklama yaptı.

2026-2027 eğitim öğretim yılının sorunsuz başlaması için altyapı ve güvenli öğrenci taşımacılığı konusunda gerek hükümetin gerekse Bakanlığın büyük bir emek ortaya koyduğunu belirten Çavuşoğlu, okullar açılmadan önce de birçok kez taşımacılık temsilcileriyle güvenli taşımacılık ve talepleri hususunda toplantılar gerçekleştirildiğini ifade etti.

“Taşımacılar her yıl ocak ve şubat aylarında yapılan artışı olmazsa olmaz olarak ortaya koyarak, eylül ayında artışın yapılmasını talep etmiştir.” diyen Çavuşoğlu, hükümetin bu talebi değerlendirdiğini ve Başbakan Ünal Üstel’in de destekleriyle yüzde 40 oranında bir artışın onaylandığını kaydetti.

Bu artış onaylandıktan sonra başka talepleri de gündeme getirerek protokol yapılmasının istendiğini kaydeden Çavuşoğlu, “Yarattıkları gündemde taleplerinin ne olduğunun yazılı olarak tarafımıza bildirmeleri istenmiştir.” dedi.

Çavuşoğlu, 11 Eylül’de ortaya konan taleplerin görüşülmesi için 14 Eylül’de bakanlık tarafından randevu verilmiş olmasına rağmen, hafta sonu öğrencilerin taşınmayacağına dair bir karar üretildiğini ifade etti.

Taşımacıların eylemler sürecinde taleplerin karşılanması ve sorunun çözülmesi için Bakanlık ve hükümetin büyük bir gayret sarf ettiğini belirten Çavuşoğlu, taşımacıların taleplerine karşılık hazırlanan protokolün paylaşıldığını belirtti.

 “Taşımacıların talep ettiği tüm maddeleri hükümetimiz iyi niyet göstererek kabul etti”

Taşımacıların talep ettiği tüm maddeleri hükümetin iyi niyet göstererek kabul ettiğini ve sektörün canlı kalması, yenilenebilmesi ve sürdürülebilmesi için her türlü fedakarlığı yaptığını belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Ancak taşımacıların talepleri içerisinde gecikmesi muhtemel ödemelere yüzde 5 faiz talep edilmiş fakat sistemde hem bu oranın hem de devletin uygulamasında böyle bir alışkanlık olmadığı için ilgili madde reddedilmiş; bunun dışındaki tüm maddelerde yer alan talepler kabul edilmiştir.

Ayrıca refakatçi konusunda da geçmişte net üzerinden okulda bulunulduğu saatlerin ödemesi yapılırken, hazırlanan protokolde beş gün 8 saat üzerinden brüt asgari ücret karşılığı ödenmesi yer almıştır. Geriye kalan tüm taleplerin kabul edilmesine rağmen ve pazar günü gerçekleştirilen toplantı sonrası hazırlanan protokol taraflara iletilerek Bakanlık olarak imzaya hazır olduğumuz bildirilmiş, Müsteşar başkanlığındaki ekibimiz Bakanlıkta imza için saat 23.30 ‘a kadar beklemiş ancak bir geri dönüş alamamıştır. Kendilerinin ifadesiyle bugün (pazartesi) de öğrenci taşımacılığına başlamayacaklarını ve yarın (salı) taşımacılığa başlayacaklarını belirterek eğitimdeki taşıma sorununu bir gün daha uzatmışlardır.”

İlgili taraflardan herhangi bir imza atılması noktasında iyimser bir tavır göremediklerini belirten Çavuşoğlu, eğitim kayıplarını önleme yönündeki yaklaşımlarına olumlu yanıt alamadıklarını dile getirdi.

“Öğrencilerimizin taşınmasını emanet ettiğimiz paydaşlarımız, protokolün maddelerini pek çok taşımacının kabul ettiğini ve bu durumdan memnuniyet duyduklarını ifade etmesine rağmen, maalesef bazı taşımacı temsilcilerinin maksatlı ve olumsuz tutumları nedeniyle öğrencilerimiz bir gün daha taşınamayacaktır.” ifadelerine yer veren Çavuşoğlu, tüm taşımacıları ortaya çıkan protokolü ivedilikle değerlendirmeye çağırdı.

 

21 Eylül 2026

Döviz kurları: Sterlin 65,50 TL, dolar 48,95 TL, euro 56,20 TL

KKTC’de serbest piyasada sterlin 65,50 TL, euro 56,20 TL, dolar 48,95 TL’den işlem görüyor.

Hafta başında, serbest piyasada saat 08.40 itibarıyla; 65,10 TL’den alınan sterlin 65,50 TL’den satılıyor. 55,85 TL’den alınan euronun satış fiyatı da 56,20 TL olarak belirlendi.

Dolar ise 48,67 TL’den alınıp, 48,95 TL’den satışa sunuluyor.

20 Eylül 2026

Dışişleri Bakanlığı: “Dönüşümlü başkanlık” modeli, KKTC’nin egemen eşitlik pozisyonuyla taban tabana zıt

Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs konusunda KKTC Hükümeti’nin resmi politikasının Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile müşterek yürütüldüğünü belirterek, politikanın egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü ilkelerine dayandığını vurguladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, adada kalıcı bir anlaşmaya varılabilmesinin uluslararası toplumun KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmesinden geçtiği ifade edildi.

Açıklamada, “Ada’da yan yana yaşayan iki ayrı halk ve iki ayrı bağımsız ve egemen Devletin varlığı temel gerçekliktir. Bu gerçekler dışında yürütülen politikalar başarısızlığa mahkum olmaya devam edecektir.” denildi.

“DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK, KKTC’NİN POZİSYONUYLA TABAN TABANA ZIT”

Son günlerde Kıbrıs konusu kapsamında yeniden gündeme getirilen “dönüşümlü başkanlık” konusuna da değinilen açıklamada, bunun onlarca yıl müzakere edilen ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmeyen, yönetim ve kaynakları paylaşmayı reddeden “maksimalist ve uzlaşmaz tutumu” nedeniyle çöken modelin bir unsuru olduğu kaydedildi.

Dönüşümlü başkanlığın üniter bir devletin yönetim şeklini öngördüğü belirtilen açıklamada, bu yaklaşımın KKTC’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü pozisyonuyla “taban tabana zıt” bir politika olduğu ifade edildi.

“İKİ SANDALYE HAKKI” GİRİŞİMİNE TEPKİ

Açıklamada, benzeri bir anlayışla Avrupa Parlamentosu’nda “Kıbrıs Türklerine ayrılan iki sandalye hakkından” bahsedilmesi ve bunlara sahip çıkılmaya çalışılmasının da eleştirildi.

Bunun, Kıbrıs Türklerinin yer almadığı ve temsil edilmediği, Rum tarafının 1963 yılında silah zoruyla gasp ettiği belirtilen sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsünü ve bu statüyle Avrupa Birliği üyeliğini kabul etmek anlamına geleceği savunuldu.

Açıklamada, “Bunların kabul edilmesi mümkün olmamakla birlikte, bu yönde yapılacak çalışmalara Kıbrıs Türk Halkının destek vermesi de beklenmemelidir.” ifadelerine yer verildi.

“KKTC’NİN ÖZDEN GELEN HAKLARI YENİDEN TEYİT EDİLMELİ”

Bakanlık açıklamasında, gelinen noktada Kıbrıs Türk halkının iradesini temsil eden KKTC’nin “özden gelen hakları” olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesi gerektiği vurgulandı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün gelinen noktada, Kıbrıs Türk halkının iradesini temsil eden KKTC’nin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesinin gerektiğini bir kez daha önemle vurguluyor ve uluslararası camia’ya bu yönde adım atması hususunda bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”

Bakanlık tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Hükümeti olarak kararlılıkla vurguladığımız üzere; Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile müşterek yürütülen Kıbrıs konusuna ilişkin resmi politikamız egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü ilkelerine dayanmaktadır. Adada kalıcı bir anlaşmaya varılabilmesi uluslararası toplumun KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmesinden geçmektedir. Ada’da yan yana yaşayan iki ayrı halk ve iki ayrı bağımsız ve egemen Devletin varlığı temel gerçekliktir. Bu gerçekler dışında yürütülen politikalar başarısızlığa mahkum olmaya devam edecektir.

Son günlerde Kıbrıs konusu kapsamında yeniden gündeme getirilen ‘dönüşümlü başkanlık’ hususu, onlarca yıl müzakere edilen, ancak GKRY tarafının KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmeyen ve yönetim ile kaynakları paylaşmayı reddeden maksimalist ve uzlaşmaz tutumu sebebiyle çöken modelin bir unsuru olmakla birlikte, üniter bir devletin yönetim şeklini öngörmekte ve KKTC’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü pozisyonu ile taban tabana zıt bir politikayı ortaya koymaktadır.

Benzeri bir anlayışla, Avrupa Parlamentosu’nda ‘Kıbrıs Türklerine ayrılan iki sandalye hakkından’ bahsetmek ve bunlara sahip çıkmaya çalışmak Kıbrıs Türklerinin yer almadığı ve temsil edilmediği, Rum tarafının 1963 yılında silah zoruyla gasp ettiği sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ statüsünü ve bu statü ile AB üyeliğini kabul etmek anlamına gelmektedir. Bunların kabul edilmesi mümkün olmamakla birlikte, bu yönde yapılacak çalışmalara Kıbrıs Türk Halkının destek vermesi de beklenmemelidir.

Bugün gelinen noktada, Kıbrıs Türk halkının iradesini temsil eden KKTC’nin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesinin gerektiğini bir kez daha önemle vurguluyor ve uluslararası camia’ya bu yönde adım atması hususunda bir kez daha çağrıda bulunuyoruz”

20 Eylül 2026

Cavallari: Kıbrıs sorununda İtalya diyalog fırsatlarına katkı sunabilir

İtalya’nın Güney Kıbrıs’taki Büyükelçisi Antonella Calvallari ülkesinin, “Kıbrıs sorununda, diyalog fırsatı yaratılmasına yardımcı olabileceğini” söyledi.

Cavallari Fileleftheros’a verdiği özel söyleşide ülkesi ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkilerin herhangi bir stratejik anlaşma imzalanması beklenmeden “ilerlemekte ve gelişmekte” olduğunu söyledi.

İngiliz egemen askeri üssü Ağrotur’a yapılan İHA saldırısı sonrasında Rum yönetiminin çağrısı üzerine İtalya’nın da “yardım” gönderdiği hatırlatılarak bunun, İtalya’nın Güney Kıbrıs’ta resmi bir askeri varlık edinme çabası çerçevesinde mi olduğu sorulan Cavallari “hayır özel bir anlaşma çerçevesinde değil” dedi, özetle şunları söyledi:

“Kıbrıs tarafının çağrısına karşılık bir dostluk jestiydi. Avrupa dayanışması, bu örnekte olduğu gibi, bir üye ülke desteğe ihtiyaç duyduğunda hazır olmamızla değerlendirilir. Varlığımız, diğer ülke kuvvetleriyle birlikte caydırıcı olarak da çalışıyor.  Bu katkımızın Milli Muhafız Ordusunun yıldönümü töreninde Fransa, İspanya ve Hollanda’dan diğer meslektaşlarımızla birlikte alenen tanınmasından mutluyum.”

Gazetenin “AB üyesi ülkeler dayanışma konusunda bir eylem yapıp sonuç alabilir mi? Bu tür dayanışma otomatikman AB çerçevesinde değil genellikle NATO çerçevesinde gösteriliyor” sorusuna karşılık Cavallari, “AB Sözleşmesi’nin 42’nci maddesinin 7’nci paragrafına atıf yapıyorsunuz.” dedi.  Nisan sonunda Güney Kıbrıs’ta düzenlenen AB zirvesinde ele alınan konulardan birinin de bu olduğunu hatırlatan Cavallari “mesele, adı geçen paragrafın pratikte nasıl etkin uygulanacağıdır. Tek başına bu fiili askeri dayanışma, işleyebileceğini gösteriyor. Ancak uygulama detaylarının gerek Bakanlar Konseyi gerek devlet ve hükümet başkanları düzeyinde daha ileri tartışılması gerekiyor.  Bu yönde ilerlediğimize inanıyorum.  Fikir, rekabete olmadan, NATO’yu güçlendirecek ortak bir strateji ve ortak bir savunma bina etmemizdir.  Avrupa savunması NATO’nun bacağıdır. Avrupa savunması ne kadar güçlü olursa NATO da o kadar güçlü olur.  NAO içerisinde daha iyi müttefikler olabilmek için savunma kendi kabiliyetimizi geliştirmeliyiz.”

AB’ye aday ülkelerin katılım süreci sorulduğunda her bir adayın sürecinin kendine özgü ilerlemekte olduğunu söyleyen Cavallari, Türkiye sorulduğunda “şu anda görüşüldüğünü zannetmiyorum. Türkiye’nin üyelik talebi, çeşitli sebeplerle uzun süredir donduruldu, şu anda devam eden sürecin parçası değil. Göreceğiz” dedi.

Cavallari İtalya’nın ya da AB’nin Kıbrıs sorununa nasıl yardımcı olabileceği sorulduğunda ise, “Sürecin sorumluluğu BM’ye aittir. Biz Güvenlik Konseyi kararlarını ve BM tezlerini istikrarla destekliyoruz. Bu hem bizim hem de diğer AB üyeleri için geçerli. Ülke olarak da AB olarak da süreci destekliyoruz. Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye ile çok iyi ilişkilerimiz var ve bu bize, ikna yoluyla katkıda bulunma olanağı sağlıyor.” dedi.

Ancak yine de sürecin BM’nin sorumluluğunda olduğunu yineleyen Cavallari, “biz, diplomasinin özü olan diyalog için ön şartların ve fırsatların yaratılmasına yardımcı olabiliriz. Şiddetle değil diyalog aracılığıyla zamana dayanabilecek sonuçlar elde edilmesi gerektiğine işaret ediyoruz. Kıbrıs’ta sürdürülebilir bir çözüm, hepimizin görmek istediği gibi iki bölgeli iki toplumlu federal bir çözüm sürekli olabilesi için dikkatle planlanmalı. Bunu desteklemek istiyoruz.  İzleyebiliriz, görüşümüzü söyleyebilir ve diyaloğa cesaretlendirebiliriz ancak son karar müdahil taraflara aittir.” ifadelerini kullandı.