05 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
24 Eylül 2026

Türkiye MSB: Kıbrıs’taki askeri gelişmeler yakından izleniyor

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin yakından takip edildiğini, gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. 

Denizkurdu-I Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü dolayısıyla Aksaz açıklarında bulunan TCG Anadolu’da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına ilişkin açıklama yapıldı.

Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere ilişkin soru üzerine “Bölgemizde kriz ve gerginliklerin arttığı mevcut dönemde, Kıbrıs Adası’ndaki askeri gelişmeler tarafımızca yakından takip edilmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) devam eden silahlanma faaliyetleri ile üçüncü ülkelerle geliştirdiği askeri işbirliklerinin, Ada’daki hassas dengeleri ve güven ortamını olumsuz etkileyebilecek nitelikte olduğunu, bu tür adımların taraflar arasındaki güvenin tesisine ve Ada’daki barış ve istikrara katkı sağlamadığını bir kez daha vurguluyoruz.” açıklaması yapıldı.

“Son olarak gündeme gelen GKRY’deki hava savunma sisteminin de Kıbrıs Türk halkı ve KKTC açısından doğrudan bir tehdit oluşturmadığı yönündeki iddialar, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile meşru hak ve menfaatlerinin göz ardı edilmesine gerekçe teşkil edemez.” ifadesinin yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bakanlığımız da bölgedeki her türlü gelişmeyi yakından takip etmekte, gerekli tedbirleri almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de Akdeniz’in uluslararası sularında ve hava sahasında icra ettiği faaliyetlerle eğitimlere aralıksız devam etmektedir. Ülkemiz, garantör ülke olarak, geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türk halkının güvenliği, huzuru ve refahının korunmasına yönelik gerekli tedbirleri KKTC makamlarıyla işbirliği içerisinde almaya devam edecektir.”

 Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırması

Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmasına yönelik soru üzerine, “Doğu Ege Adaları’nın gayri askeri statüsü, 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile açık şekilde düzenlenmiştir. Bu statünün aksine gerçekleştirilen silahlanma faaliyetleri ile bunu meşrulaştırmaya yönelik açıklamalar, mevcut hukuki durumu değiştirmemektedir. Beklentimiz, Yunanistan’ın bölgede barış ve istikrara zarar verebilecek bu tür faaliyetlerden kaçınması ve antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine riayet etmesidir. Türkiye, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de iyi komşuluk ve diyalogdan yana yapıcı yaklaşımını sürdürürken, uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya ve ülkemizin güvenliğine yönelik gerekli tedbirleri kararlılıkla almaya devam edecektir.” ifadeleri kullanıldı.

  “(Denizaltı elektrik kablosu) İzinsiz faaliyetlere müsaade edilmeyecek”

Yunanistan, GKRY ve İsrail’i birbirine bağlaması planlanan denizaltı elektrik kablosuna ilişkin soru üzerine ise şu açıklama yapıldı:

“Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımız ile kıta sahanlığımızdan kaynaklanan hak ve menfaatlerimizin korunması konusundaki kararlılığımız devam etmektedir. Libya ile akdettiğimiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası ve 18 Mart 2020’de Birleşmiş Milletlere bildirdiğimiz kıta sahanlığı sınırlarımız bu konudaki hukuki çerçevemizi ortaya koymaktadır. Uluslararası hukuk uyarınca kıta sahanlığımızda gerçekleştirilecek kablo veya boru döşeme ile bilimsel araştırma gibi faaliyetlerin ülkemizle önceden koordine edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin hak ve menfaatlerini göz ardı eden izinsiz faaliyetlere müsaade edilmemekte, bölgedeki gelişmeler yakından takip edilerek gerekli tedbirler alınmaktadır. Türkiye, Doğu Akdeniz’de kıyı devleti olmaktan kaynaklanan hak ve yetkilerini kullanmaya, deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam edecektir.”

24 Eylül 2026

DEMİR YUMRUK METİN TURUNÇ, WCB KEMERİ İÇİN KASIMDA RİNGE ÇIKIYOR

KKTC’li milli boksör “Demir Yumruk” Metin Turunç, eylül ayında yapılması planlanan WCB kemer maçının kasım ayına ertelendiğini açıkladı. Turunç’un rakibi ve maçın kesin tarihi yapılacak kura çekiminin ardından belli olacak.

KKTC’yi uluslararası arenada temsil eden milli boksör Metin Turunç, hazırlıklarını WCB kemeri hedefiyle sürdürüyor. Eylül ayında yapılması planlanan karşılaşmanın kasım ayına ertelendiğini belirten Turunç, ertelemenin kendisine daha güçlü hazırlanma fırsatı verdiğini söyledi.

Rakibinin yabancı uyruklu olacağını ve ismin kura çekimi sonrasında açıklanacağını belirten Turunç, maç tarihinin de kasım ayı içerisinde kesinleşeceğini ifade etti.

Turunç, hedefinin önemli bir uluslararası kemeri KKTC’ye getirmek olduğunu belirterek, “Daha çok çalışacağım, daha iyi hazırlanacağım. KKTC bayrağını dünyanın farklı noktalarında dalgalandırmaya devam edeceğim” mesajını verdi.

Rakip ve kesin maç tarihinin açıklanmasının ardından karşılaşmaya ilişkin yeni detayların kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

24 Eylül 2026

CTP Gönyeli İlkokulu’nu ziyaret etti

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile CTP Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı adayı Damla Soyalp Gönyeli İlkokulu’nu ziyaret etti.
CTP Basın Bürosu’ndan verilen bilgiye göre, milletvekilleri Sami Özuslu, Devrim Barçın ile Ürün Solyalı’nın da yer aldığı CTP heyeti  öğretmenlerle bir araya geldi.
Sıla Usar İncirli, rasyonel yatırım ; sendika, uzman, okul temsilcisi ve yerel yönetimlerin dahil olduğu teknik/izleme kurullarıyla kamusal eğitimin birlikte yönetildiği bir mekanizma inşa edeceklerini söyledi.
İncirli, “Bu nedenle de Damla Soyalp ile Gönyeli Belediyesi’ni geri almayı çok önemsiyoruz” dedi.
CTP’nin tam gün eğitime geçiş için 5 yıllık bir süreç hedeflediğini kaydeden İncirli, şunları da söyledi:
“Bu sürecin ilk yılı öğrencilerin beslenmesinden, serbest oyun alanlarına, okulların tüm altyapılarının yine kademeli olarak tamamlanması, ortaya çıkacak öğretmen, rehberlik ve özel eğitim uzmanı ihtiyaçlarının planlı bir şekilde giderilmesi, okullarda uygulanacak faaliyet ve müfredatların hazırlanmasını kapsayacak. Ardından okul öncesinden başlanarak, kademeli ve pilot uygulamalı geçişle 5 yıllık sürecin sonunda sistem, tam gün eğitime ulaşmış olacak.”
Soyalp: Nitelikli, eğitim ortamlarına ihtiyacımız var
CTP Gönyeli-Alayköy Belediye Başkan adayı Damla Soyalp ise bölgedeki hızlı nüfus artışının eğitim altyapısına yönelik ihtiyacı da büyüttüğünü, Gönyeli-Alayköy’de yeni okul yapımının artık elzem hale geldiğini söyledi.
CTP yönetimindeki bir Gönyeli-Alayköy Belediyesi’nin yeni okul yapımı konusunda elini taşın altına koyacağını kaydeden Soyalp, şunları da ifade etti:
“Gönyeli-Alayköy’ün nüfusu artıyor, kentimiz büyüyor. Kent büyürken çocuklarımızın eğitim göreceği alanları da aynı hızla planlamak zorundayız. 800 öğrencinin aynı okulda eğitim görmesi, artık üzerinde düşünülmesi gereken çok ciddi bir meseledir. Çocuklarımızın daha nitelikli, öğretmenlerimizin daha sağlıklı koşullarda çalışabileceği eğitim ortamlarına ihtiyacımız var.”
Eğitime yatırımlarının merkezi hükümet, belediye ve ilgili tüm paydaşların iş birliğiyle ele alınması gerektiğini belirten Soyalp, “Çocuklarımızın geleceğine yapılan yatırım da kent yönetiminin sorumluluğudur.” dedi.
“Merkezi hükümetin eğitim alanındaki politikaları ve yatırımları doğrultusunda üzerimize düşen altyapı çalışmalarını yapmaya, gereken desteği vermeye hazır olacağız” diyen Soyalp, “Çünkü daha iyi bir kent, ancak çocuklarımızın daha iyi eğitim aldığı bir kent olabilir” ifadelerini kullandı.
24 Eylül 2026

Üstel’den Hristodulidis’e yanıt: “Kıbrıs Türk halkını kendi devletinden dışlayanlar bellidir”

Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler kürsüsünden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik kullandığı ifadelere tepki gösterdi.

Üstel şu açıklamayı yaptı:

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in, BM kürsüsünü kullanarak Anavatan Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sarf ettiği ifadeleri şiddetle kınıyorum.

Kıbrıs’ta ikiyüzlülük aranıyorsa, adresi bellidir:

Güney Kıbrıs Rum liderliği ve onu koşulsuz biçimde alkışlayanlardır.

Kıbrıs’ta işgal varsa, o da Rumların 1960 Cumhuriyeti’ni gasp ederek Kıbrıs Türk halkını kendi ortak devletinden dışlamasıdır.

Kıbrıs’ta hukuksuzluk varsa, o da Kıbrıs Türk halkına yıllardır uygulanan insanlık dışı ambargolar ve izolasyonlardır.

Kıbrıs’ta zulüm varsa, o da 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına reva görülen katliamlar, saldırılar ve sürgünlerdir.

Kıbrıs’ta bugün huzur ve güvenlik varsa, bu da “işgalci” diyerek iftira attıkları Türk askerinin adadaki varlığı ve sağladığı güvenlik sayesindedir.

Hristodulidis ve çevresi artık şunu çok net bilmelidir;

Kimlerden destek alırlarsa alsınlar, Kıbrıs’ın gerçeklerini değiştiremeyeceklerdir.

Kıbrıs Türk halkı; Anavatan Türkiye’nin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle kendi yolunda, kendi iradesiyle ve kararlılıkla yürümeye devam edecektir.

Kıbrıs Türk halkı vardır, egemendir ve geleceğine başkalarının karar vermesine asla izin vermeyecektir.”

24 Eylül 2026

Guterres’ten üçlü görüşme hazırlığı: Gözler New York’ta

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, New York’taki BM Kurul çalışmaları kapsamında, Kıbrıs’taki liderlerle yapacağı ayrı ayrı görüşmeler çerçevesinde üçlü bir görüşme olasılığını incelediği belirtildi.

Alithia gazetesi, “Cumartesi, Çok Şey Değerlendirilecek- Beşli Konferans İçin Önkoşul Olarak Kendisinin Koyduğu Konular Askıda Olmasına Karşın Guterres’in New York’ta Üçlü Görüşme Niyeti” başlıklı haberinde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Kıbrıs’taki liderlerle ayrı ayrı görüşeceğini, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bugün, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile cumartesi bir araya geleceğini anımsattı.

Gazete elde ettiği bilgilere atıfta bulunarak, Guterres’in, beşli konferansın toplanabilmesi için önkoşul olarak ortaya koyduğu ilerlemeyi tespit etmemesine karşın, hafta sonu içerisinde New York’ta üçlü bir görüşme olanağını araştırdığını yazdı.

Habere göre Guterres ayrıca iki liderin, onun huzurunda, 5+1 formatındaki bir sonraki adımın açıklanmasına olanak sağlayacak ortak zemini bulup bulmayacaklarını belirlemeye de çalışacağını yazan gazete, Guterres’in geçen hafta kamuoyu önünde, New York’taki BM Genel Kurul çalışmaları kapsamında, üçlü veya beşli konferansın toplanmasını ihtimal dışı bırakmadığını da anımsattı.

Habere göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bugün Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bir araya gelecek.

Genel Sekreterin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile görüşmesinin ise cumartesi günü gerçekleştirileceğini anımsatan gazete, Erhürman’ın bugün BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile bir araya geleceğini belirtti.

Habere göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ilk önce Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in düşüncelerini, akabinde ise Kıbrıs Türk tarafının yanıtını dinleyecek.

Gazete, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile gerçekleştirdiği görüşmeye yer verdi.

-Holguin’in New York temasları

Fileleftheros gazetesi, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in New York’ta gerçekleştirdiği temaslara yer verdi.

Holguin’in temaslar maratonuna başladığını yazan gazete, Holguin’in Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile bir araya geldiğini ayrıca Rum müzakereci Menelaos Menelau ile de görüşeceğini yazdı.

Hristodulidis’in, Holguin ile gerçekleştirdiği ve bir saat süren görüşmesinde gelişmeleri ele aldığını yazan gazete, Hristodulidis’in ayrıca bir hafta önce Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile gerçekleştirdiği son görüşmeyle ilgili, Kıbrıs sorunundaki çabanın nasıl ilerleyebileceği yönündeki görüşlerini ortaya koyduğunu belirtti.

Rum hükümetinin, Hristodulidis ile Holguin arasındaki görüşmeyi “çok iyi” olarak nitelendirdiğini belirten gazete, tüm tarafların Holguin’in bir sonraki temaslarının ne sonuç getireceğini görmeyi beklediğini de yazdı.

Gazete, Holguin ve Hristodulidis’in görüşme sonrasındaki açıklamalarının “kısa ve özlü” olduğunu yazdı.

Habere göre Rum Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Hristodulidis ile Holguin arasındaki görüşme “iyi ve yapıcı” olarak nitelendirildi.

Hristodulidis ile Holguin arasındaki görüşmede, Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbiotis, müzakereci Menelaos Menelau da yer aldı.

Gazete, Rum tarafının ayrıca, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeye ilişkin BM Genel Sekreterliği tarafından yapılan kısa açıklamada görüşülen konular arasında ilk olarak Kıbrıs sorununun yer almasını, tesadüf olarak addetmediğini de belirtti.  

24 Eylül 2026

Hristodulidis BM’de konuştu: “Çözüm zemini iki bölgeli, iki toplumlu federasyon”

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in BM Genel Kurulu’nun 81’inci oturumunda dün akşam yaptığı konuşma Rum basınında geniş yer buldu.

Hristodulidis BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, Rum siyasi partileri de yazılı açıklamalarla Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu kürsüsünden yaptığı KKTC’nin tanınması çağrısına tepki gösterdi.

Fileleftheros ve diğer gazetelere göre Hristodulidis Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu kürsüsünden yaptığı KKTC’nin tanınması çağrısına karşılık “Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesinin BM Güvenlik Kurulu tarafından belirlenen iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe sahip federasyon olduğunu, kapsamlı bir çözümün de bu zeminde bulunması gerektiğini” söyledi. Hristodulidis “iki devlet çözümünün kabulünün söz konusu olmadığını” öne sürdü.

Hristodulidis “ortak zeminin, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği’nin hukuk ilke ve değerleri olduğu” görüşünü ortaya koyarak, “Gereken a)bütün tarafların siyasi iradesi, b) özlü müzakerelere geri dönüş için samimi irade, c) ciddi katılım, d) daha önce üretilen çalışmanın üzerine inşa edilmesidir.  Nihai hedef de ülkemizi ve halkımızı yeniden birleştirecek bir çözümdür.” ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir “taksim” diye nitelediği iki devlet çözümün kabul edilmeyeceğini” söyleyen Hristodulidis, Kıbrıslı Türklere de “Ortak geleceğimizin refah için yegane fırsat olduğunu anlayın.” çağrısı yaptı.

Hristodulidis Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında atıf yaptığı, uluslararası hukuk, bütün devletlerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı ve diğer konularda “Kıbrıs’ta aksini yaptığı” ve “BM Anayasası’na atıf yapmak istiyorsa önce kendisinin uygulaması gerektiği” iddialarında bulundu.

Gazete Hristodulidis’in konuşmasında, “BM Genel Sekreteri’nin, yeni bir müzakere sürecini başlatacak 5+1 formatındaki yeni bir gayriresmi genişletilmiş görüşme düzenleme çabasının sonuç vermemesinden Türkiye’yi sorumlu tuttuğu” şeklinde yorumladı.

Habere göre Hristodulidis konuşmasının devamında Güney Kıbrıs’ın “kendi anayasasını koruyan ve bu yasaya uygun hareket edebilen bir BM’ye, her bir devletin hakları ve sorumluluklarının olduğu çok taraflı bir sisteme inandığını söyledi. Küçük devletlerin, ortak geleceğin şekillendirilmesinde aktif katılımcılar olarak özel bir rol oynadıkları görüşünü dile getirdi.

Nikos Hristodulidis konuşmasının önemli bölümünde Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz bölgesinde, özellikle Filistinliler konusunda oynadığı role yer verdi. Gazze’deki yıkıcı insani duruma, bütçesindeki insani yardım olanağının yüzde 25’ini Filistin’e sağlaması dışında denizden insani yardım koridorunu uygulamaya koyduğunu hatırlattı.

Hristodulidis Güney Kıbrıs’ın, bu yılın ilk yarısında Avrupa birliği Konseyi dönem başkanlığında “farklı çıkarların üzerine köprü kurma kabiliyeti sergilediğini” söyledi.

Aynı gazete DİSİ, AKEL ve ELAM’ın Erdoğan’ın KKTC’nin tanınması çağrısını “kınadığını” yazdı ve partilerin ilgili tepki açıklamalarına yer verdi.

Habere göre DİSİ ve Rum Meclis Başkanı Annita Dimitriu KKTC’nin tanınması çağrısını “tahrikkar” diye nitelediği yazılı açıklamasında “Erdoğan’ın sahte devletin tanınması yönündeki açıklamasını kınıyoruz.” dedi.  Dimitriu Rum yönetiminin “doğru yönde” alacağı inisiyatiflere destek vereceklerini açıkladı.

AKEL Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu kürsüsünden KKTC’nin tanınması çağrısı yaparak Güney Kıbrıs aleyhine “kabul edilemez taleplerini yeniden tekrarladığını” öne sürdü.

Erdoğan’ın BM Genel Kurulu kürsüsünden “elini kolunu sallayarak KKTC’nin tanınması çağrısı yaptığını” öne süren ELAM ise “Türkiye uzlaşmaz tutumunu ortaya koyarken Kıbrıs’taki siyasi güçler ve çevreler iki bölgeli iki toplumu federasyonda ısrar ediyor, yeni tavizler öneriyor.” görüşünü ortaya koydu.

24 Eylül 2026

Küçük’ten Hristodulidis’e çağrı: “Kıbrıs Türk halkını yok sayan anlayışı terk edin”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Girne Milletvekili Hasan Küçük, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik açıklamalarını eleştirdi.

Hristodulidis’in “Siyasetçiler söylemleriyle değil, eylemleriyle değerlendirilir” sözünün Kıbrıs meselesinin gerçekleriyle çeliştiğini savunan Küçük, Rum lidere, “Önce kendi eylemlerinizle yüzleşin. Kıbrıs Türk halkını yok sayan anlayışı terk edin, haklarımıza saygı gösterin” diyerek seslendi.

Hristodulidis’i gerçeklerle yüzleşerek karşılıklı kabul edilebilir bir zeminin oluşmasına katkı koymaya da çağıran Küçük, “Madem ölçünüz sözler değil eylemlerdir; o halde eylem sırası sizde” dedi.

Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a BM kürsüsünden mesaj verilmesinin çözüm iradesi olmadığını vurgulayan Küçük, asıl duyurulması gerekenin Kıbrıs Türk halkının sesi olduğunu belirtti.

Küçük, “Bu topraklarda varız; eşitiz ve egemeniz. Haklarımızı yok sayan hiçbir gelecek tasarımı bizi bağlamaz. Eşitliğimizden, egemenliğimizden ve geleceğimizden geri adım atmayacağız” dedi.

Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının haklarına ilişkin tutumunun açık olduğunu söyleyen Küçük, kendi siyasi duruşlarının da egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde şekillendiğini kaydetti.

Bu unsurların görmezden gelindiği hiçbir denklemin kalıcı ve sürdürülebilir olamayacağını vurgulayan Küçük, Kıbrıs Türk halkının bu adanın eşit sahibi olduğunu söyleyerek, “Kıbrıs Türk halkı bu adanın seyircisi veya azınlığı değildir; birilerinin kendisine hak bahşetmesini bekleyen bir toplum hiç değildir.” dedi.

24 Eylül 2026

Arıklı: AB destekli CMIRS… Geçmiş performansı da kamuoyu değerlendirmesine açık olmalı

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı, CMIRS’in Eylül 2026’da 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, anket sonuçlarından önce araştırmanın yöntemine ilişkin detayların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu.

Arıklı, CMIRS’in üç ayda bir kamuoyu araştırması yaptığını belirterek, anket sonuçları açıklanırken araştırmanın nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin soruların ise yanıtsız bırakıldığını ileri sürdü.

Basının da anketlerin nasıl yapıldığını sorgulamadan sonuçları doğrudan değerlendirmeye aldığını ifade eden Arıklı, kamuoyunun da bu sonuçlar üzerinden tartışma yürüttüğünü söyledi.

Arıklı, son araştırmada siyasi parti tercihlerinin açıklandığını belirterek, bir kamuoyu araştırmasının değerlendirilebilmesi için öncelikle yönteme ilişkin bazı temel soruların yanıtlanması gerektiğini kaydetti.

Arıklı, şu soruların yanıtlanmasını istedi:

  • 500 kişi nasıl seçildi?
  • Örneklemin bölgesel ve demografik dağılımı nedir?
  • Sonuçlarda ağırlıklandırma yapıldı mı?
  • Araştırmanın kesin saha tarihleri nedir?
  • Araştırmanın finansmanı ve sponsoru kimdir?
  • Sorular katılımcılara tam olarak nasıl soruldu?
  • Kararsızlar sonuçlara nasıl dahil edildi?
  • Hata payı ve metodolojik sınırlılıklar nelerdir?

Geçmiş araştırmaların performansının da kamuoyunun değerlendirmesine açık olması gerektiğini belirten Arıklı, CMIRS’in 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yayımladığı son araştırmayı örnek gösterdi.

Arıklı, söz konusu araştırmada Ersin Tatar’ın yüzde 40,6, Tufan Erhürman’ın ise yüzde 50,4 oranında göründüğünü, seçim sonucunda ise Erhürman’ın yüzde 62,76, Tatar’ın yüzde 35,81 oy aldığını belirtti. Arıklı, anket ile gerçekleşen seçim sonucu arasında özellikle Erhürman açısından 12 puanın üzerinde fark bulunduğunu ifade etti.

Arıklı, “Normalde bir ankette bu kadar hata yapan bir anket firması, özür diler ve kapılarını derhal kapatır. Ama burası Kıbrıs” ifadelerini kullandı.

Meselenin bir ankette hangi partiye veya adaya ne oranda oy çıktığı olmadığını savunan Arıklı, asıl tartışılması gerekenin örneklemin nasıl oluşturulduğu, araştırma yönteminin ne olduğu, ağırlıklandırma yapılıp yapılmadığı ve geçmiş tahminlerle gerçekleşen sonuçlar arasındaki farkların şeffaf biçimde ortaya konulması olduğunu söyledi.

“Kamuoyu sadece sonucu değil, sonucun nasıl üretildiğini de bilmelidir” diyen Arıklı, CMIRS’in yaptığı anketleri, söz konusu sorulara şeffaf biçimde yanıt verilmediği sürece ciddiye almayacağını belirtti.

24 Eylül 2026

Şenkul’dan Berova’ya: “Sıfır borçla devraldı, şimdi borç 30 milyar TL’nin üzerinde”

Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın CTP’li belediyelerdeki istihdamlara ilişkin açıklamalarına yanıt verdi.

Şenkul, Berova’yı “başarısız bir bakanlık dönemi geçirmekle” eleştirirken, Maliye Bakanlığı’nın göreve geldiğinde borcunun sıfır olduğunu, bugün ise borcun 30 milyar TL’nin üzerine çıktığını ileri sürdü.

Şenkul, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Özdemir beyi severim ama bu onun başarısız bir bakanlık dönemi geçirdiği gerçeğini değiştirmez. Bu noktada siyasi bir yorum da yapmıyorum. Konu maliye ise kılavuzumuz verilerdir” ifadelerini kullandı.

Berova’nın CTP’li belediyelere yönelik açıklamalarını da eleştiren Şenkul, “Kendisine çamur atılmasından şikayet edip kendisinin CTP’li belediyelere çamur atmasını kendisine yakıştırmadım” dedi.

Girne Belediyesi’nin çalışan sayılarına ilişkin bilgi veren Şenkul, belediyenin hizmet verdiği nüfusa göre çalıştırması gereken işçi sayısının yaklaşık 1200 olduğunu, belediyede ise yeni kadrolanan 60 kişiyle birlikte yaklaşık 300 kadrolu işçi bulunduğunu belirtti.

Şenkul, Belpaz şirketinde göreve geldiklerinde 277 kişinin çalıştığını, bugün bu sayının yaklaşık 360 olduğunu ifade etti. Yeni kurulan Gir-Bel şirketinde ise yaklaşık 25 kişinin istihdam edildiğini belirten Şenkul, toplam çalışan sayısının yaklaşık 680-690 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Bu rakamın olması gereken 1200 kişilik kadronun oldukça altında olduğunu savunan Şenkul, kadrolu maaş ödemelerinin belediye bütçesinin yüzde 30’unun altında bulunduğunu söyledi. Kadrolu çalışan ödemeleri ile şirketlerden alınan hizmet ödemeleri birlikte değerlendirildiğinde ise bu oranın yüzde 40-42 seviyesinde olduğunu belirten Şenkul, yasal sınırın altında kaldıklarını ifade etti.

Şenkul, belediye bütçesinin neredeyse yarısını göreve geldikleri günden bu yana kent yatırımlarına ayırdıklarını belirterek, eksik kadroya rağmen çalışanların özverisiyle kente hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.

Girne Belediyesi’nin mali durumuna da değinen Şenkul, “Tüm bu yatırımlar yapılmasına rağmen bugün Girne Belediyesinin toplamda borcu olmadığı gibi yaklaşık 10 büyük proje yapacak kadar da bankada parası bulunmaktadır” dedi.

Şenkul ayrıca, Maliye Bakanlığı’ndan Girne Belediyesi’nin 170 milyon TL’nin üzerinde alacağı bulunduğunu ve bu bakiyenin gün geçtikçe büyüdüğünü ileri sürdü.

Şenkul açıklamasının sonunda, “Bu ülkede doğru insanların da yanlış insanlar kadar konuşması zorunludur” ifadelerini kullanarak, “Bazıları aynaya bakamadığı için kralın çıplak olduğunu görememektedir” dedi.

24 Eylül 2026

Dışişleri Bakanlığı’ndan Hristodulidis’e: Erdoğan’ı hedef alan terbiyesiz ifadeleri aynen iade ediyoruz

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler’in (BM) 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kıbrıs konusuna ilişkin ifadelerini kınadı.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Hristodulidis’in Kıbrıs konusuna ilişkin gerçekleri “alışılageldiği üzere çarpıttığı” ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik “mesnetsiz ithamlarda bulunduğu” savunuldu.

Açıklamada, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler’in 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında, Kıbrıs konusuna ilişkin gerçekleri alışılageldiği üzere çarpıtmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmasını şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Hristodulidis’in konuşmasında Kıbrıs Türk halkının 1963-1974 yılları arasında maruz bırakıldığı zulüm, zorunlu göç ve ağır insan hakları ihlallerini görmezden geldiği ileri sürülen açıklamada, GKRY liderinin uluslararası toplumu ve dünya kamuoyunu “yalanlarla manipüle etme geleneğini” sürdürdüğü iddia edildi.

Kıbrıs Türk halkının eşit ortağı olduğu 1960 Ortaklık Cumhuriyeti’nden silah zoruyla çıkarılmasının Kıbrıs sorununun temelini oluşturduğu savunulan açıklamada, “Kıbrıs Türk Halkı’nın iradesini ve Ada’daki tarihsel gerçekleri yok sayan bu zihniyetin uluslararası hukuktan ve Birleşmiş Milletler Şartı’ndan söz etmesi, GKRY liderliğinin içinde bulunduğu durumun akıl almaz boyutlara ulaştığının kanıtıdır” denildi.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A YÖNELİK İFADELERE TEPKİ

Açıklamada, Hristodulidis’in Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadeleri de eleştirildi.

Bakanlık, “GKRY liderinin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz ve terbiyesiz ifadelerini aynen kendisine iade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Hristodulidis’in üslubunun GKRY’nin “ihtiraslarının nasıl bir akıl tutulmasına yol açabileceğini gösterdiği” öne sürüldü.

Açıklamada ayrıca, “Rum lider ne derse desin, Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin mevcut olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir” denildi.

FEDERASYON MODELİNE “İKİ YÜZLÜLÜK” TEPKİSİ

GKRY liderinin, yarım asrı aşkın süredir müzakere edilen ancak Rum tarafının KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmeyen “uzlaşmaz ve maksimalist tutumu” nedeniyle sonuçsuz kaldığı belirtilen modele yeniden dönülmesi yönündeki çağrısı da eleştirildi.

Bakanlık, söz konusu çağrının “sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ada’daki mevcut statüko sayesinde elde ettiği haksız konumundan yararlanmaya ve Kıbrıs Türk Halkı üzerindeki baskı ve kısıtlamalarını artırmaya devam etme niyetini açıkça ortaya koyduğunu” savundu.

Açıklamada, “Hal böyleyken, esas iki yüzlülük, geçmişte sonuç vermediği açıkça ortada olan ve defalarca GKRY tarafınca reddedilen ‘federasyon’ modeli üzerinde ısrar edilmesidir” ifadeleri kullanıldı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Kıbrıs meselesine ilişkin temel gerçek olarak nitelendirdiği görüşünü de yineledi.

Açıklamada, “Kıbrıs konusuna dair bilinmesi gereken en temel gerçek, Ada’da yan yana yaşayan iki ayrı halk ve iki ayrı bağımsız ve egemen devletin varlığıdır” denildi.

Kalıcı bir anlaşmaya ulaşılabilmesinin, uluslararası toplumun KKTC’nin “egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünü” kabul etmesinden geçtiği savunuldu.

Bu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da çeşitli vesilelerle dile getirildiği belirtilen açıklamada, Erdoğan’ın son olarak 23 Eylül 2026 tarihinde BM Genel Kurulu’nda yaptığı hitaba işaret edildi.

Açıklamanın sonunda, “Kıbrıs Türkü’nü yok sayarak yürütülen politikalar geçmişte olduğu gibi gelecekte de başarısızlığa mahkûm olmaya devam edecektir” ifadelerine yer verildi.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler’in 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında, Kıbrıs konusuna ilişkin gerçekleri alışılageldiği üzere çarpıtmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmasını şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.

Hristodulidis konuşmasında, Kıbrıs Türk Halkı’nın 1963-1974 yılları arasında maruz bırakıldığı zulüm, zorunlu göç ve ağır insan hakları ihlallerini bir kez daha görmezden gelerek uluslararası toplumu ve dünya kamuoyunu yalanlarla manipüle etme geleneğini sürdürmüştür. Kıbrıs Türk Halkı’nın eşit ortağı olduğu 1960 ortaklık cumhuriyetinden silah zoruyla atılması, Kıbrıs konusunun temelini oluşturmaktadır. Kıbrıs Türk Halkı’nın iradesini ve Ada’daki tarihsel gerçekleri yok sayan bu zihniyetin uluslararası hukuktan ve Birleşmiş Milletler Şartı’ndan söz etmesi, GKRY liderliğinin içinde bulunduğu durumun akıl almaz boyutlara ulaştığının kanıtıdır.

GKRY liderinin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz ve terbiyesiz ifadelerini aynen kendisine iade ediyoruz. Hristodulidis’in bu münasebetsiz üslubu, GKRY’nin ihtiraslarının nasıl bir akıl tutulmasına yol açabileceğini göstermektedir.

Rum lider ne derse desin, Kıbrıs Adası’nda iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin mevcut olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

GKRY liderinin, yarım asrı aşkın bir süredir müzakere edilen, ancak Rum tarafının KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmeyen, uzlaşmaz ve maksimalist tutumu nedeniyle sonuçsuz kalmış bir modele yeniden dönülmesi yönündeki çağrısı ise, sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ada’daki mevcut statüko sayesinde elde ettiği haksız konumundan yararlanmaya ve Kıbrıs Türk Halkı üzerindeki baskı ve kısıtlamalarını artırmaya devam etme niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Hal böyleyken, esas iki yüzlülük, geçmişte sonuç vermediği açıkça ortada olan ve defalarca GKRY tarafınca reddedilen ‘federasyon’ modeli üzerinde ısrar edilmesidir.

Kıbrıs konusuna dair bilinmesi gereken en temel gerçek, Ada’da yan yana yaşayan iki ayrı halk ve iki ayrı bağımsız ve egemen devletin varlığıdır. Ada’da kalıcı bir anlaşmaya varılabilmesi, Sayın Erdoğan’ın her vesileyle ve en son 23 Eylül 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı hitaplarında bir kez daha vurguladığı üzere, uluslararası toplumun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünü kabul etmesinden geçmektedir. Kıbrıs Türkü’nü yok sayarak yürütülen politikalar geçmişte olduğu gibi gelecekte de başarısızlığa mahkûm olmaya devam edecektir”