05 Ekim 2026Kıbrıs Cep Haber
SON DAKİKA:
25 Eylül 2026

Üstel: Gemi içinde başka naaşa rastlanmadı!

Başbakan Ünal Üstel, deniz faciasına ilişkin yürütülen arama ve kurtarma faaliyetlerinde gelinen aşama hakkında kayıp vatandaşların ailelerine sunum yaptıklarını belirterek kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yaptı.

Kazanın yaşandığı ilk andan itibaren devletin tüm kabiliyetlerini seferber ettiğini belirten Üstel, çalışmaların ilk etapta TCG IŞIN, ardından TCG ALEMDAR ve derin su arama kapasitesine sahip Optimus Prime–Derin Su gemisi ile Deniz Kuvvetleri unsurları tarafından kesintisiz sürdürüldüğünü kaydetti.

“Gemi İçinde Ulaşılmamış Alan Kalmadı, Başka Naaş Yok”

Ailelerle paylaşılan sunumda Derin Su şirketinin sahibi Orhan Taktak’ın operasyon detaylarını aktardığını belirten Üstel, sürecin şu bulgularla netleştiğini ifade etti: “Geminin içinin nasıl tarandığı ve kesilerek her bölümüne nasıl ulaşıldığı görüntülerle aktarıldı. Her metrekare, her çanta ve her koltuk incelendi. Gemide ulaşılmamış bir alan kalmadı. Yapılan kapsamlı aramalarda geminin içinde başka bir naaşa rastlanmadı. Geçen hafta bulunan naaşa da son derece güç şartlarda ulaşıldı.”

VDR Polise Teslim Edildi, Aramalar Devam Ediyor

Gemiye ait Seyir Veri Kaydedicisi’nin (VDR) çıkarılarak emniyete verildiğini belirten Üstel, “Bugün bulunan VDR, yani Seyir Veri Kaydedicisi, polise teslim edildi. Gerekli incelemeler ilgili makamlar tarafından yapılacaktır. Ancak aramalarımız sona ermiş değildir. Denizaltında ve su yüzeyinde bulunabilecek naaşlara ulaşmak için havada, karada ve denizde çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

“Kim Olursa Olsun Adalet Önünde Hesap Verecek”

Soruşturma ve mahkeme sürecinin titizlikle takip edildiğini vurgulayan Başbakan Üstel, sözlerini şöyle tamamladı: “Devam eden hukuki süreçleri de yakından takip ediyoruz. Mahkeme süreçleri devam ediyor. Facianın yaşanmasında ihmali veya kusuru olduğu tespit edilen kim varsa, yasalar önünde gerekli cezaya çarptırılması için tüm süreçlerin takipçisi olacağız. Kim olursa olsun, adalet önünde hesabını verecek. Arama çalışmalarından vazgeçmeyeceğiz.”

25 Eylül 2026

Sigorta Prim Affı için son başvuru tarihi 30 Eylül

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Sigortalar Dairesi, sosyal güvenlik prim borçlarının yapılandırılmasına yönelik uygulanan Sigorta Prim Affı için son başvuru tarihinin 30 Eylül 2026 olduğunu açıkladı.

Yapılandırmadan yararlanmak isteyen işveren ve sigortalıların belirtilen tarihe kadar başvurularını tamamlamaları gerektiği bildirildi.

Düzenleme kapsamında, 2010 yılı öncesinde oluşan prim borçlarında peşin ödeme tercih edilmesi halinde yüzde 30 indirim uygulanacak.

2010 yılı ve sonrasında oluşan prim borçlarının peşin ödenmesi halinde ise gecikme zamlarında yüzde 90’a varan indirim sağlanacak.

Taksitli ödeme planını tercih edenlere de farklı oranlarda ön peşinat seçenekleriyle kalan prim borcu ve dondurulmuş gecikme zamlarını 36 aya kadar taksitlendirme imkanı sunulacak.

Başvurular 30 Eylül’de sona ererken, yapılandırma kapsamında yapılacak ödemeler için son tarih 23 Ekim 2026 olarak açıklandı.

Bakanlık, prim borcu bulunan işveren ve sigortalılara başvurularını son güne bırakmamaları çağrısında bulundu.

25 Eylül 2026

Rum basını: Guterres, Hristodulidis’in fikirlerine olumlu yaklaştı

Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis ile BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dün New York’ta gerçekleştirdikleri görüşme Rum basınında geniş yer buldu.

Fileleftheros gazetesi: “Fikirler Zemin Kazanıyor – BM Genel Sekreterinden Olumlu Yaklaşım, İlerleme İnşası Zemini Görüyor – Başkanın Fikirleri İlerleme İnşası Zemini” başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından geniş yer verdiği haberinde, Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in fikirlerinin BM Genel Sekreteri tarafından olumlu karşılandığını yazdı.

Guterres’in Hristodulidis’in fikirlerine dair bilgiyi dünkü görüşme öncesinde edindiğini ve görüşme sırasında da ilk olumlu yorumlarını yaptığını savunan gazete, Hristodulidis ve Guterres’in çoklu konferans gerçekleştirilmesinde hemfikir olduklarını ancak bunun Türkiye’nin tutumuna bağlı olduğunu da bildiklerini iddia etti.

 Guterres ayrılmadan önce ilerleme sağlamak istiyor

Gazete haberinin devamında ise, Guterres’in görevini tamamlamadan önce Kıbrıs sorununda ilerleme sağlama yönündeki isteğini dün Hristodulidis’e ilettiğini yazdı.

Gazete elde ettiği bilgilere dayanarak, Guterres’in “yeni bir genişletişmiş konferansı mümkün gördüğünü” öne sürerken Hristodulidis’in önerilerinin ise “ilerlemenin inşa edilebileceği bir zemin olabileceğini düşündüğünü” belirtti.

“Karşı tarafın fikirlerinin yoklanacağını ve alınan yanıt doğrultusunda da düzenlemelerin yapılacağını” savunan gazete, Guterres’in ayrıca, Güney Kıbrıs’ın bölgesel rolüne de çok olumlu yaklaştığını iddia etti.

Rum hükümet kaynakların “Guterres’in Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölgesel krizlerin yönetimine koyduğu katkıyı bildiği, üstlendiği girişimler sebebiyle memnuniyet duyduğu ve Kıbrıs Cumhuriyeti’yle iyi iş birliğine vurgu yaptığını” iddia ettiler.

Gazete haberinin devamında ise Hristodulidis’in görüşme sonrasındaki açıklamasına yer verdi.

Diğer gazeteler ise konuya ilişkin haberlerini şu başlıklarla yansıttılar:

Alithia: “Erhürman’ın Yanıtı Bir Sonraki Gelişmeyi Belirleyecek – Hristodulidis-Guterres Görüşmesi Sonrasında Bakışlar Yarınki Görüşmede”.

Politis: “Başkan: Üçlü Görüşme Görüyor”.

Haravgi: “Başkan: 19 Fikir Kabul Gördü – Guterres’in Gözetiminde Müzakerelerin Başlaması Mümkün”.

25 Eylül 2026

Ertuğruloğlu’ndan İİT’ye çağrı: “KKTC ile ilişkileri geliştirin, izolasyonların kaldırılması için adım atın”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi devletlere, KKTC ile ilişkileri geliştirme ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonları kaldırma için ivedilikle somut adım atma çağrısı yaptı.

Ertuğruloğlu BM 81’inci Genel Kurul çalışmaları kapsamında bulunduğu New York’ta, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Yıllık Eşgüdüm Toplantısı’nda konuştu.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, konuşmasında Kıbrıs konusu, adadaki mevcut durum ve Filistin’deki soykırıma değinen Ertuğruloğlu, tüm katılımcılara Kıbrıs Türk halkı ve KKTC hükümetinin selamını ileterek yeni İİT Genel Sekreteri’ne yeni görevinde başarı diledi.

Dünyanın birçok bölgesinde, savaşların ve silahlı çatışmaların yıkıcı sonuçlarıyla mücadele edildiğine işaret eden Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının 1963-1974 yılları arasında ağır ve insanlık dışı koşullarda sistematik zulüm ve izolasyona maruz kaldığını hatırlattı.

 “Türkiye’nin müdahalesi Rumların da hayatını kurtardı”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Barış Harekatı’na değindiği konuşmasında şunları ifade ett:

“1974 yılında, Yunanistan ve Kıbrıs Rumları tarafından gerçekleştirilen darbenin ardından Türkiye’nin zamanlı müdahalesi yalnızca Kıbrıs Türklerinin hayatını kurtarmakla kalmamış, kendi aralarında savaşan, darbeyi destekleyenler ve karşıt birçok Kıbrıslı Rum’un da hayatını kurtarmıştır.”

Bugün benzer bir saldırganlığın Filistin’de yaşandığına işaret eden Ertuğruloğlu, İsrail’in Filistin halkına karşı soykırıma işaret ederek şöyle devam etti:

“Bu soykırım ve savaş suçları teşkil eden mevcut saldırganlık uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerinin açık ihlalidir.”

 Ertuğruloğlu’ndan iki devlet vurgusu

Kıbrıs konusunda yarım asrı aşkın süredir yürütülen müzakerelerin olumlu sonuç vermediğini ifade eden Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“Bir anlaşma arayışını geçmişin kalıntılarından kurtarmanın ve sahadaki gerçeklerin ve geçmişteki başarısızlıkla sonuçlanan süreçlerin deneyimleri ışığında yeni bir paradigmaya geçiş yapılmasının zamanı çoktan gelmiştir.

KKTC’nin yeni vizyonu, adadaki mevcut gerçeklerle tam bir uyum içindedir; bu gerçek ise, her biri kendi toprakları üzerinde egemenlik kullanan iki ayrı devletin adada yan yana yaşamakta olan iki farklı ulus, dil ve dine sahip iki halkın varlığıdır.

Bu gerçeğin ışığında, Kıbrıs meselesine ilişkin tek gerçekçi ve sürdürülebilir anlaşma, iki devletin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki komşuluk ilişkileridir.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin sarsılmaz desteğiyle haksız ve insanlık dışı izolasyonların etkilerine karşı yorulmaksızın mücadeleye devam ettiklerini belirten Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, İİT üye devletlerinden KKTC ile ilişkileri geliştirmek ve izolasyonları kaldırmak için ivedilikle somut adımlar atmalarını istedi.

Bu anlamda, BM üye devletlerine, BM 77’nci Genel Kurulu’ndan bu yana son beş yıldır KKTC’nin bağımsızlığının tanınması, diplomatik, siyasi ve ekonomik bağlar kurulması yönünde çağrıda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Kıbrıs Türk halkı adına şükranlarını sunan Ertuğruloğlu, İİT üyesi devletlere, Kıbrıs Türk halkının haklı ve meşru davasını destekleme, KKTC ile siyasi, ekonomik ve diplomatik bağlarını güçlendirmeleri çağrısını yineledi.

Ertuğruloğlu “Kıbrıs Türk halkı olarak, geçmişte maruz kaldığımız baskı ve zulümden uzak, KKTC’de barış, güvenlik ve huzur içinde yaşama mücadelemizde kardeş İİT üye devletlerinin dayanışması ve desteği, bizim için en üst düzeyde önem taşımaktadır.” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na New York temaslarında, Müsteşar Kemal Köprülü, Emekli Büyükelçi Mustafa Lakadamyalı, Danışman Selen Küçük, 3. Sekreter Enis Porat eşlik ediyor.

25 Eylül 2026

KARA KUTU ÇIKARILDI, GEMİ ENKAZINDA KİMSE BULUNAMADI

Girne açıklarında batan gemiye yönelik yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarında kritik bir son dakika gelişmesi yaşandı. Başbakanlık yetkilileri, günlerdir limanda bekleyen acılı ailelere doğrudan bilgi verdi. Yapılan bilgilendirmede, facianın seyrini aydınlatacak en önemli delil olan geminin kara kutusunun ekipler tarafından denizden çıkarıldığı bildirildi.
Gemi İçinde Kimse Yok!
Başbakanlık tarafından iletilen bilgilerde en sarsıcı detay ise batık içerisindeki aramalara ilişkin oldu. Ekiplerin gemi içine gerçekleştirdiği incelemeler sonucunda batığın içerisinde kimsenin bulunmadığı ve herhangi bir naaşa ulaşılamadığı kaydedildi.
Aileler Feryat Etti, Sinir Krizleri Yaşandı!
Geminin içinin boş olduğu ve yakınlarının bulunamadığı bilgisini alan aileler büyük bir acı ve öfkeyle feryat etti. Gözyaşlarının sele döndüğü limanda bazı aile yakınları aldıkları haberle sinir krizleri geçirirken, bölgedeki bekleyiş büyük bir hüzün ve gerginlikle devam ediyor
25 Eylül 2026

Bengihan sendika başkanlığından istifa etti: Meclis yoluna çıkıyorum!

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) ve Kamu İşçileri Emeği Federasyonu (KİEF) Başkanı Güven Bengihan, yazılı bir açıklama yaparak görevlerinden ayrıldığını ve siyasi mücadeleye atıldığını duyurdu.

Yaklaşık yirmi yıldır sendikal alanda emekçilerin hak ve menfaatlerini savunduğunu belirten Bengihan, bu süreci “hayatın en önemli mücadele okulu” olarak nitelendirdi.

“Mücadeleyi Meclis Çatısı Altına Taşıyorum”

Sendikal yaşamında kazandığı tecrübe ve birikimi siyasete aktaracağını kaydeden Güven Bengihan, “Yirmi yıla yakın bir süredir sürdürdüğüm sendikal mücadelede kazandığım bilgi, deneyim ve birikimi bundan sonra Meclis çatısı altında yürütme amacıyla yeni bir yola çıkıyorum” ifadelerini kullandı.

“Etik Değerler Gereği Görevimden Ayrılıyorum”

KTAMS ve KİEF’in kurumsal bağımsızlığına ve tarafsızlığına zarar vermemek adına istifa kararı aldığını belirten Bengihan, şunları kaydetti: “Başkanlığını gururla yürüttüğüm KTAMS ve KİEF’in kurumsal bağımsızlığına, tarafsızlığına ve köklü mücadele geleneğine duyduğum saygı ve etik değerler gereği, Sendika ve Federasyon Başkanlığı görevimden ayrıldığımı kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Ancak bilinmesini isterim ki bir görevden ayrılmak, bir mücadeleden ayrılmak değildir.”

Birlikte yol yürüdüğü tüm üyelere ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Bengihan; emeğin, demokrasinin, sosyal adaletin ve barışın yanında durmaya kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

25 Eylül 2026

Girne’de okul çalışanına saldırdı, tutuklandı

Girne’de özel bir okula ait otoparkta görevli çalışanı darbettiği belirtilen S. Engüzel isimli şahıs tutuklandı.

Şahsın bugün mahkemeye çıkarılacağı öğrenildi. Olay sırasında yere düşen çalışana defalarca yumruk attığı öne sürülen şahsa, olayı gören tanıkların da tepki gösterdiği belirtildi.

Olayın polise yansımasının ardından soruşturma başlatıldı ve ilgili kişilerin ifadeleri alındı. Girne Polis Müdürlüğü’nün olayla ilgili soruşturmayı yakından takip ettiği, ifadelerin tamamlanmasının ardından mahkemeye başvurduğu öğrenildi.

25 Eylül 2026

Aileler, Girne Mahkemesi önünde: “Kayıplarımızı bulun, bütün sorumluları ortaya çıkarın”

Girne açıklarında yaşanan Filo Jet gemi faciasında kaybolan ve hayatını kaybedenlerin aileleri bugün Girne Kaza Mahkemesi önünde basın açıklaması yaptı.

Aileler soruşturma kapsamında tutuklu bulunan 9 zanlının beşinci kez mahkemeye çıkarılması öncesinde yaptıkları eylemde kayıplarının bulunması ve facianın bütün sorumlularının ortaya çıkarılmasını talep etti.

Basın açıklamasında, “Kaza Değil Cinayet”, “Ölmediler Öldürdüler”, “Hayallerini Aldılar”, “Adalet İstiyoruz”, “Yüreğimiz Yanıyor”, sloganları atan aileler, kayıplarının resimleri ile dövizler de taşıdı.

 “Artık cevap istiyoruz”

Aileler adına basın açıklamasını faciada annesini kaybeden Dilek Özbilen yaptı.

30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet gemi faciasının üzerinden günler geçtiğini ifade eden Özbilen, “Bizler hâlâ kayıp yakınlarımızdan gelecek bir haberi bekliyoruz. Herkes evinde rahatça uyurken, biz aileler liman sokağında çocuklarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin, annelerimizin ve babalarımızın cenazelerini bekliyoruz. Biz burada taşkınlık yapmıyoruz. Biz kavga çıkarmıyoruz. Biz sadece bilgi istiyoruz” dedi.

Günler geçtiğini, beklediklerini ve yeterli bilgi alamadıklarını dile getiren Özbilen, kendilerine ulaşmayan her haber, cevaplanmayan her soru, giderilmeyen her belirsizliğin şüphelerini daha da artırdığını vurguladı.

“Artık açıkça söylüyoruz: O geminin içerisinde kalan bütün insanlarımıza ulaşmak zorundasınız. Bizlere bunu borçlusunuz.” diyen Özbilen, devletten ve hükümetten başka başvuracakları bir yer olmadığına dikkat çekti.

Artık ailelerin tek tesellisinin, kaybettikleri yakınlarının cenazelerine ulaşmak, onları ülkelerine götürmek ve toprağa verebilmek olduğunu söyleyen Özbilen, arama çalışmalarının çok daha hızlı ve yoğun şekilde yürütülmesini, ailelere en azından gün aşırı kapsamlı ve resmi bilgi verilmesini talep etti.

Facianın ardından haftalardır kafalarındaki sorulara cevap aradıklarını kaydeden Özbilen, şu soruları sordu:

“Gemide yeterli sayıda can yeleği var mıydı? Mevcut can yeleklerinin bağlantıları ve ekipmanları eksiksiz miydi? Yapılan tahliye gerçekten olması gerektiği gibi gerçekleştirildi mi? Eğer tahliye doğru ve zamanında yapılmış olsaydı, biz bugün aralarında 3 yaşındaki bebeğimizin de bulunduğu 13 canımızın cenazesini beklemek için hâlâ burada olur muyduk? Kaptan ve mürettebat yargı önünde. Peki şirketin sorumluları nerede? Şirket yetkilileri nerede? Liman yönetiminin sorumluluğu araştırılıyor mu? Facianın yaşandığı dönemde görev yapan ilgili ulaştırma makamlarının sorumluluğu araştırılıyor mu? Kim, hangi denetimi yaptı? Kim sefere izin verdi? Kim bu geminin denize açılmasında sakınca görmedi?”

 “17 Haziran’da biliniyordu; denetimi biz mi yapsaydık?”

Mahkeme sürecinde geminin sol ön kızağındaki kırığın 17 Haziran tarihinde bilindiğine ve yapılan tamirata ilişkin bilgiler gündeme geldiğine dikkat çeken Özbilen, gemide böyle bir sorun olduğu biliniyorsa, bu geminin denetiminini kimin yaptığını sordu. 

Yapılan tamiratın hangi standartlara göre gerçekleştirildiğini, tamiratın ardından geminin sefere uygun olduğuna kimin karar veridiğini de soran Özbilen, “Bu denetimleri de biz aileler mi yapacaktık? Mürettebatın gerekli bütün belgeleri var mıydı? Alkol ve uyuşturucu testi yapıldı mı? Yapıldıysa sonuçları nedir? ” sorularına da yanıt beklediklerini kaydetti.

Geminin bütün belgeleri, izinleri ve denetimleri gerçekten eksiksizse bu facianın neden yaşandığını da soran Özbilen’in sorguladığı diğer unsurlar ise şöyle:

“Facia günü Mersin-Taşucu tarafındaki koşullar ve sefer durumu neydi? Eğer karşı limanda seferi etkileyen bir kapanma veya kısıtlama söz konusuysa, Filo Jet’in Girne’den hareketine nasıl izin verildi? Yardım fişeği neden zamanında kullanılmadı? Geminin bir bölümü suyun altına girdikten sonra kullanılan bir yardım fişeğinin bizim insanlarımızın hayatını kurtarmaya ne kadar faydası olabilirdi? Bunun sorumluluğu kimde?”

Dönemin ilgili bakanının Türk Loydu ile ilgili bugün dile getirdiği iddiaların neden facia yaşanmadan önce gündeme getirilmediğini de soran Özbilen, “Denetim konusunda bir sorun biliniyorsa neden gerekli işlem zamanında yapılmadı?” dedi.

Artık yalnızca açıklama değil, somut cevaplar istediklerini belirten Dilek Özbilen, kim hata yaptıysa ortaya çıkarılmasını, kim görevini ihmal ettiyse hesap vermesini, kim denetlemediyse, görmezden geldiyse, kim zamanında müdahale etmediyse yargı önünde hesabını vermesini talep etti.

 “Kimsenin sorumluluğunun üzerinin örtülmesini kabul etmiyoruz”

Savunma hakkının hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunu bildiklerini ancak ortaya çıkan her yeni iddianın ve bilginin eksiksiz biçimde soruşturulmasını istediklerini kaydeden Özbilen, “Biz kimsenin suçunu peşinen ilan etmiyoruz. Ama hiç kimsenin sorumluluğunun da üzerinin örtülmesini kabul etmiyoruz. Kaptanın, mürettebatın, şirket yöneticilerinin, liman yetkililerinin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı ve eksiksiz şekilde araştırılsın.” dedi.

“Kayıplarımızı bulun. Ailelere düzenli bilgi verin. Facianın bütün sorumlularını ortaya çıkarın. Hiçbir ihmali karanlıkta bırakmayın.” şeklinde konuşan Özbilen, “Çünkü biz günlerdir limanda bir telefonun çalmasını, bir haberin gelmesini, bir cenazeye ulaşılmasını bekliyoruz. Bizim beklediğimiz bir sayı değil. Her biri bir insan. Her biri bir evlat. Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir kardeş. Aralarında daha 3 yaşında bir çocuk var.” ifadelerini kullandı.

Özbilen, yetkililere, “Madem geminin belgeleri tamdı, madem izinleri vardı, madem denetimleri yapıldı; o halde bu facia neden yaşandı? Neden bu kadar geç müdahale edildi? Neden hâlâ bütün kayıplarımıza ulaşamadık?” sorularını da yönetti.

Herkesin hukuk önünde savunulma hakkı olduğunu ve suçluluğa karar verecek makamın mahkeme olduğunu ifade eden Özbilen, “Ancak biz ailelerin de vicdanen sormaya hakkı vardır: Şirketin ve zanlıların avukatları, günlerdir liman sokağında cenazesini bekleyen ailelerin yaşadıklarını görüyor mu? Kendi ailelerinden biri o gemide olsaydı, bugün aynı sözleri aynı rahatlıkla söyleyebilirler miydi?” diye sordu.

Kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı yönünde savunmalar yapıldığına dikkat çeken Özbilen, “Kaptanı aklamaya çalışırken biz aileleri mi suçlu görüyorsunuz? Biz mi gemiyi sefere çıkardık? Biz mi denetimini yaptık? Biz mi geminin sefere elverişli olduğuna karar verdik? Biz mi tahliyeyi yönettik?” eleştirilerinde bulundu.

17 Haziran’da geminin sol ön kızağında kırık bulunduğuna ve yapılan tamirata ilişkin bilgilerin bugün mahkeme sürecinde gündeme geldiğine işaret eden Dilek Özbilen, “Bunun hesabını sormak bizim en doğal hakkımızdır” dedi.

 “Biz susmayacağız, unutmayacağız”

Özbilen, kimsenin savunma hakkına karşı olmadıklarını ancak savunma yapılırken, limanda günlerdir çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin ve anne babalarının cenazesini bekleyen insanların acısının yok sayılmasını kabul etmediklerini de vurguladı.

“Biz suçlu aramıyoruz; gerçeğin ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyoruz” diyen Özbilen, “Kimse ailelerin sorularını susturmaya, yaşananların sorumluluğunu ailelerin üzerine bırakmaya kalkmasın. Biz susmayacağız. Biz unutmayacağız. Bu facianın bütün gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edeceğiz.” vurgusu yaptı.

25 Eylül 2026

Ertuğruloğlu: TDT’nin izolasyonların kaldırılması sürecindeki desteği önemli

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu çalışmaları kapsamında gittiği New York’ta, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanlığından verilen bilgiye göre, Türk Evi’nde gerçekleşen görüşmede Ertuğruloğlu, görev süresinin sonuna gelen Ömüraliyev’e Türk dünyasındaki iş birliğine ve KKTC’ye sağladığı destekten dolayı teşekkür etti.

KKTC’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonlara da değindi. Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bu kısıtlamaların kaldırılması sürecinde TDT’nin vereceği desteğin önemine dikkat çekti.

Görüşmede ayrıca TDT ile KKTC arasındaki iş birliğini daha da geliştirecek adımlar ele alınırken, bölgesel gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.

New York temaslarında Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na, Müsteşar Kemal Köprülü, Emekli Büyükelçi Mustafa Lakadamyalı, Danışman Selen Küçük ve 3. Sekreter Enis Porat eşlik ediyor.

25 Eylül 2026

KTSO’dan AB Gıda Güvenliği Projesi kapsamında gıda güvenliği ve hijyen desteği

Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO), Avrupa Birliği iş birliğinde yürütülen AB Gıda Güvenliği Projesi kapsamında Oda üyesi gıda işletmelerine yönelik ziyaret, danışmanlık ve eğitim çalışmalarına başladı.

KTSO’dan yapılan açıklamaya göre, gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin gıda güvenliği ve hijyen uygulamalarının güçlendirilmesini amaçlayan çalışma kapsamında, işletmelerin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçlara yönelik uygulamalı destek sağlanması hedefleniyor.

Çalışmanın ilk aşamasında, gıda işletmecilerinin gıda güvenliği ve hijyen konularındaki ihtiyaçları, karşılaştıkları sorunlar ve önceliklerinin belirlenmesi amacıyla ihtiyaç değerlendirme anketi gerçekleştirildi.

Anket sonuçları doğrultusunda, sürece ilgi gösteren gıda işletmeleri arasından pilot uygulamaya katılacak işletmeler belirlendi.

AB Gıda Güvenliği Projesi uzmanları, eğitici adaylarıyla birlikte belirlenen gıda işletmelerine yönelik ziyaretlere başladı.

 KTSO’da grup eğitimleri düzenlenecek

Saha ziyaretleriyle başlayan çalışmalar, KTSO’da AB Gıda Güvenliği Projesi uzmanları ve eğiticilerin katılımıyla gerçekleştirilecek grup eğitimleriyle devam edecek.

Eğitimlerde, ihtiyaç değerlendirmeleri ve işletmelere yönelik uygulamalı ziyaretlerde ortaya çıkan ortak ihtiyaçlar ele alınacak. Bu kapsamda özellikle hijyen, HACCP ve diğer ilgili gıda güvenliği uygulamaları üzerinde durulacak.

AB Gıda Güvenliği Projesi kapsamında yürütülen çalışmanın, gıda işletmeleri ile işletmeleri destekleyen yerel kuruluşlar arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine ve gıda güvenliği alanında daha güçlü ve sürdürülebilir bir bilgi, rehberlik ve destek sisteminin oluşturulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.